banner87
23 Temmuz 2019 Salı

ABDULLAH BEY VE AK PARTİ…

19 Nisan 2019, 10:07
Bu makale 329 kez okundu
ABDULLAH BEY VE AK PARTİ…
KADİR DAYIOĞLU
Ak Partililerin, şimdi unuttukları, adını anmaktan korktukları “Abdullah abi”lerinin yani Sayın Abdullah Gül’ün, ilginç çıkışlarına tanık oluyoruz bu günlerde… Acaba bu, aktif siyasete dönüşünün öncü sinyalleri mi? Bilemiyorum…
 
Ülkenin geleceği ve “demokrasi” temelli bu çıkışlar, biraz geç kalsa da elbette yerinde. Oldukça iyi; yüreklere su serpiyor. Zira, toplum çok gerildi, çok ayrıştı, dokunsan patlayacak… Tabii, Abdullah Beyin, “laik hukuk”, “karma eğitim” ve “liberal demokrasi” hususundaki görüşlerini bilmek isterdim. Şahsen benim için olmazsa olmaz üç temel konu…
***
Bu ülke insanı ayrıştırıcı, ötekileştirici, dışlayıcı dilden bıktı usandı. O nedenle, özellikle liderlerin bu dilden süratlice uzaklaşması gerekir. Nitekim bu bıkma ve usanma sandığa yansıdı, 25 yıllık Ankara ve İstanbul saltanatına son verdi… Deprem etkisi yarattı… Hele hele Etyen Mahçupyan’ın ifadesi ile 25 yıl önce “fethedilen İstanbul’un kaybı”, çok kolay hazmedilecek gibi değil.
 
İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin, Hatay, Muğla gibi büyükşehirleri kaybeden AK Parti, Anadolu çanağına sıkıştı kaldı. Hiç tahmin etmiyorum ama diyelim ki İstanbul seçimi son tahlilde iptal edildi. Alınan büyük yarayı, bu yenilgiyi telafi edemez.
 
İki ay sonra yapılacak yeni seçimde İmamoğlu yüzde 60 oy alır. İsterseniz bir yere yazın… Eğer, ben biraz siyasetten anlıyorsam, vaziyet böyle…
***
AK Parti’nin “Seçim kaybetmez!”, “sandıkta yenilmez” imajı, büyüsü bozuldu. Unutmasınlar, şu anda oyları yüzde 30-35’lerde… Hatırlar mısınız, 1989 yerel seçimlerinde ANAP, benzeri bir biçimde büyükşehirleri kaybetmiş, “üzerlerinden silindir geçmişti!” Unutmayın, AK Parti iki büyük rant alanını kaybetti. Yine unutmayın, belediyeler, partileri “besleyen” önemli unsurlar. “Aş” ve “iş” kapısı.
***
Demem o ki, sonuçta, yukarıda sözünü ettiğim illerde ki kayıp AK Parti’nin, özel de Tayyip Beyin karizmasını çizdi… AK Parti’nin tek bir çıkış yolu var; “2002 Parti Programına” dönebilmek… Peki, bunu yapabilirler mi? Sanmıyorum…
 
Zira, inandırıcı olmaktan çok uzaklaştılar. İçeride ve dışarıda kimseyi inandıramazlar demokrasi, bireysel hak ve özgürlükler, serbest piyasa paydasında…  Unutmayın; sayıları az da olsa etkili “liberal” ve “özgürlüklerden” yana kadroları tasfiye ettikleri gibi, sempati duyanları da uzaklaştırdılar yanlarından. “Alevi”, “Kürt ve Kürtçü” aydınları da…
 
Tabii Akyol, Bulaç, Taşgetiren, Cündüoğlu, Gültekin, Dilipak gibi sağ entelektüeller de kaybetti. Hatta, ilk döneminde görev alan, düşünce itibarıyla kendilerinden farklı olmayan, Kemal Öztürk, Aydın Ünal gibi insanlar da eleştirmeye başladı, gidişatı…
***
İsterseniz uzaklaşan; Mahçupyan’dan, Altan Kardeşlere; Çandar’dan Hasan Cemal’e; Mustafa Erdoğan’dan Osman Can’a; Günay’dan Özdalga’ya; Çamur’dan Fırat’a; Belge’den Kaboğlu’na onlarca ismi bir çırpıda sayabilirim… Bunların hiç birini göremezsiniz yanlarında. Kurucularından hemen hemen kimse kalmadı partide…
 
Nitekim bunlar özetle şöyle diyordu: “Liberal aydınların AK Parti’yi desteklemelerinin sebebi, bu partiyi değişimin, demokratikleşmenin bayraktarı olarak görmelerindendi. Milliyetçi oylara yönelmenin sonucunda eğer bu imaj zarar görürse AK Parti açısından bu, ciddi bir kayıptır.” Yıl ise, yine 2010’ların başı. 31 Mart’ta gelinen noktayı, dokuz yıl önce kestirmişler… Kim mi? Cengiz Çandar
***
Tabii, AK Parti’nin “dindar nesil” yetiştirme, “Okulları İmam Hatipleştirme”, dinsel ağırlıklı müfredata yönelme projesi... Ayrıca; mabetlerin parti üssü haline gelmesi, laiklik ve Atatürk karşıtı söylem ve eylemler ister istemez, AK Parti’ye sempati duyan kitleleri de tedirgin etti. Merak eden, son seçimler için haritaya bir baksın.
***
İsterseniz, dönemin İstanbul İl Başkanı sonra Milletvekili Aziz Pabuşçu’nun 2013 yılında verdiği beyanatı yeniden anımsayalım: “10 yıllık iktidar dönemimizde bizimle şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. (…) Diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir. İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak. Dolayısıyla o paydaşlar bizimle beraber olmayacaklar.”
***
Aziz Bey şunu diyordu: Çıraklık ve kalfalık döneminde, “geniş cepheye” ihtiyacımız vardı. Ayakta durabilmek için bunlarla işbirliği zaruriydi. Şimdi ise, “yeni inşa” yani ustalık dönemindeyiz. Bunların hiç birine ihtiyacımız kalmadı. Benzetme doğru mu bilemem ya da teşbihte hata olmazmış: “Mekke dönemi geride kaldı artık Medine dönemindeyiz!” diyorlardı.
 
Nitekim de öyle oldu… AK Parti, özellikle “İmam Hatip” kökenli, “geleneksel din anlayışını”  savunan bireylerin egemen olduğu bir sürece girdi... Mübalağa etmiyorum, bir inceleyin, üst düzey yöneticilerinin tahsil zincirinde “İmam Hatip”liler ağırlıkta…
 
Ha, bu bir siyasal tercih saygı duyarım… Erken Cumhuriyet döneminde “Mülkiyeliler” yönetimde egemendi… 1950’den sonra mühendisler yönetmeye başladı… 2002’den sonra da İmam Hatipliler ya da geleneği savunan ilahiyatçılar… Bu durum da 2010’lardan sonra iyice belirginleşmeye başladı. 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV