banner153
14 Aralık 2019 Cumartesi

AHISKA TÜRKLERİNE YÖNELİK SOYKIRIMININ 75.YILINDAYIZ.

20 Kasım 2019, 09:33
Bu makale 208 kez okundu
AHISKA TÜRKLERİNE YÖNELİK SOYKIRIMININ 75.YILINDAYIZ.
ABDULKADİR YUVALI
Türkler engin tarihlerinde, boylar, budunlar yanında yer yer yaşadıkları coğrafi bölgelerin adıyla da tanımlanmışlardır. Türkler, Büyük Hun hükümdarı Mete Han’ın kurucusu olduğu Türk devlet geleneği temelinde dünden-bugüne Avrasya coğrafyası merkezli olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. AHISKA TÜRKLERİ sözüyle, Türkiye Gürcistan sınır bölgesinde, halkının hemen tamamı Türk olan Ahıska bölgesinde yaşadıkları için AHISKA TÜRKLERİ adıyla tanımlanmaktadırlar. Türk tarihinde özellikle de İkinci Dünya Savaşı sürecinde, Sovyetler Birliği’nin işgal etmiş olduğu coğrafyadaki Türklere yönelik akıl almaz, vicdan kabul etmeyen bir sürgün, katliam, acı, ölüm ve insan onurunu hiçe sayan bir süreç yaşanmıştır.
Sovyetler Birliği’nin başında bulunan insanlık tarihinin en acımasız sözüm ona devlet adamı STALİN, ülkesinde yaşamakta olan Türkleri, kendi ortak adları yerine tıpkı Roma İmparatorluğu’nun Divide et İmperium yani Parçala ve Yönet stratejisini uygulamıştır. Gündeme almış olduğumuz AHISKA TÜRKLERİ, Sovyetler Birliği yönetimindeki Gürcistan ile Türkiye sınırındaki bölgenin adıdır. Kaderin cilvesine bakınız ki, tarihî Türk yurdu konumundakiAhıska bölgesi Gürcistan tarafında kalmış ve haliyle de Sovyet Gürcistan’ı toprağı olarak görülmektedir. İkinci Dünya savaşı bahanesiyle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, ülkesinde yaşamakta olan Türklerin, tarihî devirlerde olduğu gibi bir arada veya birbirleriyle yakında olmamaları için hem fizikî ve hem de siyasi uygulamalarını akıl almaz yöntemlerle hayata geçirmiştir. Böylece dini, tarihi, dili ve kültürü bir olan insanlar,YENİ SOVYET VATANDAŞI olmaları düşüncesiyle birey, aile, halk olmanın gereği olan bütün insanî değerleri yok saymış olan bir siyasi uygulamayı hayata geçirmişti. Bu uğurda insanlar, aileler ve haliyle halkların içinde bulunduğu şartlar hiç ama hiç dikkate almamış karşı koymaya kalkanlar hunharca katledilmişlerdir.
AHISKA TÜRKLERİNİN suçlarına gelince, Gürcistan’ın Türkiye sınır bölgesinde yaşayan Türkler olmalarıdır. Bu yüzden AHISKA TÜRKLERİyüz yıllardan beri yaşamakta oldukları köylerinden, kasabalarından hatta şehirlerinden 14 Kasım 1944 yılında yani 75 yıl önce bugün, insanlık tarihinin bilinen en zalim diktatörü STALİN’İN emriyleakıl almaz, vicdan kabul etmez yöntemlerle zulüm ve katliam yaşamışlardır. Bu sırada AHISKA TÜRKLERİNİN babaları, oğulları Rus ordusunun askerleri olarak Almanlarla yani Nazilere karşı savaştıkları sıradaAHISKA’DA hayatlarını sürdürmekte olan kadınlar, çocuklar ve yaşlı insanlar sürgüne maruz bırakılmıştı. STALİN YANDAŞLARI, kısık sesle de olsasözde Nazi Ordusu’ndan korunmaları düşüncesiyle, birkaç aylığına başka bölgelere gönderilecekleri söyleniyordu. Zira Nazi tehlikesi geçtikten sonra yurtlarına-yuvalarına geri geleceklerdi. Aradan geçen 75 yıl boyunca AHISKA TÜRKLERİ, öz yurtları AHISKA’YA dönüşün hayaliyle yaşamaktadırlar. AHISKA TÜRKLERİ, eşleri ve oğulları Alman cephesinde Rus askeri olarak savaştıkları bir sırada aileleri, bir gece içinde gelen emirle, yanlarına en az oranda yani birer çanta almak kaydıyla evlerinden zorla çıkartıldılar, askerî kamyonlarla tren garındaki yük trenlerine adeta balık istifi dolduruldular. Bu sırada aynı aile bireyleri, zor ve şiddet kullanılmak suretiyle farklı tren ve vagonlara dolduruldukları gibi hangi trenin nerede duracağı ve insanları nerede bırakacağı bilinmiyordu. Böylece analar, dedeler, çocuklar ve ninelerbirbirlerinden ayrı kalmışlardır. Bu anlamsız yolculuk sonrasında sağ kalabilenler Sovyet Kazakistan’ı, Özbekistan’ı ve Kırgızistan’ı olarak tanımlanan yerlere analar, dedeler, kardeşler ve bacılar ayrı ayrı yerlere adeta tren yükü misali boşaltılmıştı.
Günümüzde, özellikle de Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’da yaşamakta olan AHISKA TÜRKLERİ, giyim-kuşamları, yeme-içmeleri ve folklorlarıyla Türk coğrafyasında, ANADOLU’DAKİ TÜRK KÜLTÜRÜNÜ temsil etmektedirler. Türk Cumhuriyetlerinde bulunduğumuz dönemde AHISKATÜRKLERİ’Nİ yakından tanıma fırsatımız oldu. Ahıskalı kadınlar, ürettikleri ürünleri yaşadıkları yörenin pazarlarının da satıcıları olarak görmek mümkündür. Bu yönleriyle Anadolu’nun birçok özellik ve güzelliklerini ata yurduna taşıma konusunda hayli başarılı oldukları söylenebilir. Ancak kadın-erkek ve özellikle de belle bir yaşın üzerindeki Ahıskalılarla konuşmaya başladığınızda yüreklerindeki bitip-tükenme bilmeyen AHISKA sevgisi, hasreti hemen hissedilmektedir.  Şayet sizin Anadolu’dan gelmiş olduğunuzu anladığı veya söylediğiniz takdirde gündem adeta AHISKA veAHISKALILARA DÖNÜŞMEMESİ hiç ama hiç mümkün değildir. Her AHISKA TÜRKÜ’NÜN yüreğindeki sevgi ve AHISKA’YA er veya geç bir gün döneceklerine olan inançlarını tıpkı yüreklerindeki AHISKA sevdası misali taze tutmakta oldukları hemen fark edilmektedir. Bu yüzden Türkistan coğrafyasının hemen her yerinde Anadolu’yu AHISKA TÜRKLERİNİN şahsında görmeniz mümkündür.
AHISKA TÜRKLERİ, eninde sonunda anayurtları olarak bildikleri ve yüreklerinde sevdasını, dillerinde ana-babalarından duydukları-işittikleri Anadolu yani AHISKA’YA ait özellik ve güzelliklerinin sevdasıyla yanıp tutuşmaktadırlar. AHISKA TÜRKLERİ, bulundukları ülkelerdeki önder konumundaki idealist insanlar aracılığıyla davalarını yaşatmakta başta Türkiye olmak üzere uluslararası kurumlara taşımaktadırlar. Ahıskalıların, Anadolu’da vatan olarak bildikleri ve özlemiyle yanıp tutuştukları yerler halen komşumuz Gürcistan’ın sınırları içinde bulunmaktadır. Ancak 14 Kasım 1944 yılında STALİN’İN sırf bu düşünceyle yani Sovyet Gürcistan’ında kalmış olan AHISKA TÜRKLERİNİN sınırdaki konumlarından dolayı bir tür önlem ve yeni bir Sovyet vatandaşı hesabıyla daha birçok diğer halkların her türlü özellerini yok saymak suretiyle karıştırma-kaynaştırma politikasının talihsiz mensupları KIRIMTÜRKLERİ misalinde olduğu gibi STALİN SÜRGÜNLERİ adıyla bilinmektedirler. AHISKA TÜRKLERİ yaşamış oldukları acılara rağmen 75 yıl sonra DÜNYA AHISKATÜRKLERİ BİRLİĞİ(DATUB) aracılığıyla AHISKA’YA dönüş mücadelelerini sürdürmektedirler. HalenDATUB başkanı Ziyaeddin KASSANOV, Kazakistan Milletler Meclisi’nde milletvekili ve iş adamı olarak halkının haklı mücadelesine önderlik etmektedir. Kendilerini yürekten kutluyor, er veya geç bir gün AHISKATÜRKLERİ özlemleri olan AHISKA’YAbir gün döneceklerine olan inancımı sizlerle paylaşıyorum.
AHISKA TÜRKLERİ misali, yüzlerce yıl Anadolu’nun güney sınırlarında yaşamış olan Mısak-i Milli sınırlarının bir parçası konumundaki MUSUL-KERKÜK yani IRAK TÜRKLERİ, BOP uğruna artık yok farz edilmektedirler. Aynı uygulama SURİYE TÜRKLERİ için de söz konusu mu oluyor. Binlerce mil uzaktan gelen emperyalist ABD, burnumuzun dibinde yapay, paravan konumunda yeni devletçikler oluştururken Türkiye Cumhuriyeti’nin IRAK VE SURİYE TÜRKLERİ ile ilgili politikası bir türlü olması gereken yerde yani ülkemizin ve dünyanın gündemine taşınamamaktadır. Gelecek nesiller bu konuda bizleri nasıl ve ne şekilde anacaklardır. Bu acıklı ve acilen çözülmesi gereken mesele, bir vesile halkımızın ve devlet ricalinin dikkatlerine arz olunur. Saygılarımla.  ayuvali48@gmaiil.com  

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV