banner167
banner165
23 Ocak 2021 Cumartesi

“ARAP HAŞİM!” VE “KUVVACILAR”

28 Kasım 2020, 08:53
Bu makale 954 kez okundu
“ARAP HAŞİM!” VE “KUVVACILAR”
KADİR DAYIOĞLU
“Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden / Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak / Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak... / Sular sarardı... Yüzün perde perde solmakta / Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
 
Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller / Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller / Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? / Bu bir lisân-ı hafidir ki rûha dolmakta / Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... “
***
Yukarıda dizelerini verdiğim “Merdiven” isimli şiir Ahmet Haşim merhuma ait. Edebiyatla özellikle şiirler uğraşanların yakından bildiği bir eser. Lisede bizim gibi, Nihat Sami Banarlı merhumun “Türk Dili ve Edebiyatı”nı okuyanlar neredeyse ezbere bilirdi... Daha doğrusu, ezberletirdi bizlere edebiyat hocalarımız…
 
Yukarıda ki dizeler, Fransız sembolizminin etkisinde kaleme alınmış. Ülkemizde, sembolik şiirin ilk ve en önemli temsilcilerinden olan Haşim, babasının memuriyeti nedeniyle Bağdat’ta doğmuş. İstanbul’a geldiklerinde, ilkokula başladığında, hemen hemen hiç Türkçe bilmezmiş. Bu nedenle de, muarızları, “Arap Haşim!” diyerek O’nu küçültmek; O’nu aşağılamak isterlermiş…
 
Bir gün, bu duruma sinirlenen Süleyman Nazif merhum, mecliste bulunanlara; “Beyler beyler!.. Lütfen sözlerinize dikkat ediniz. Bağdat’ı kaybettik bari Haşim’i kaybetmeyelim!”
 
Bu sözleri söyleyen Nazif, Diyarbakırlı, Diyarbakır doğumlu. Gözünü budaktan esirgemeyen yiğit mi yiğit bir adam… İstanbul’un, İngilizler tarafından işgali üzerine “Kara Bir Gün!” makalesini yazacak kadar da cesur, vatanperver birisi. Makale yüzünden de Malta’ya sürülmüş.
***
Devam edelim…  “Kara Bir Gün” makalesini yazan Nazif Basra, Kastamonu, Trabzon, Musul ve Bağdat valiliklerinde de bulunmuş. Vefatı sonrası serveti ne çıkmış? Tahmin edin bakalım… 
Yelek cebinde, “iki nikel kuruş”.
***
İnanmadınız değil mi? İnanmamakta haklısınız; günümüz “yılan kırkanlarını” görünce…
***
Unutmayınız; İstiklâl Marşımızın şairi koca Akif’in, kışlık palto alabilecek parası yoktu; yanlış anımsamıyorsam dostu, arkadaşı Eşref Edip merhumun paltosunu giyerdi. “Marş” için konan “ödülü” ret etmişti; “ödül varsa ben yokum!” demişti, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver’e…
***
Bu anekdotları, merhum Yusuf Ziya Ortaç’ın, “Portreler” isimli eserinden, aklımda kaldığı kadarı ile aktarmaya çalıştım. Umarım, kayda değer maddi bir hata yapmamışımdır.
***
Süleyman Nazif ile ilgili bir bilgi notu da şöyle; baba tarafından Sait Faik Abasıyanık ve Ziya Gökalp ile kuzenmiş…
***
Anlatmışlardı; Taşçıoğlu Ömer Efendi eski Milletvekili (VI, VII ve VIII. Dönem) ve Kayseri Elektrik Şirketi İdare Meclisi Başkanı… 1950 sonrası… Bir gün, Maarif Han’da ki odasında otururken bir telgraf getiriyorlar. Eski Başbakanlardan Recep Peker; çocuğunu everecek, bir miktar borç istiyor, Meclis’ten arkadaşı, Ömer Efendi’den.
 
Ömer Efendi, ikilemiyor, isteği yerine getiriyor. Havale için bankaya gönderdiği personeline şu talimatı da veriyor: “Olayı kimse bilmeyecek!” Öyle ya, borç isteyen; bir eski Başbakan, bir eki Dahiliye Vekili, bir eski CHP Genel Sekreteri, bir eski “Kuvvayı Milliyeci”, dört cephede çarpışmış bir eski asker ve ailesi Dağıstan muhaciri…
***
Hemşerimiz merhum Suat Hayri Ürgüplü, Şükrü Saraçoğlu kabinesinde Gümrük ve Tekel Bakanı… Adı, “kahve yolsuzluğuna” karışır… İsmet Paşa Cumhurbaşkanı... Huzura çıkar; “Ne yapacağım Paşam?”, der… O da; “Ürgüplü, git Divan-ı Harpten aklan da gel!”. Nitekim aklanır…
***
Peki, Saraçoğlu kim? O da bir “Kuvvacı”… Bu özelliği nedeniyle “Saltanat” ve “Hilafet” yanlıları, her “kuvvacı”dan olduğu gibi ondan da rahatsız olurlar. Oysa, topunu bir araya getirsen tahsili ile vatanseverliği ile bir Saraçoğlu çıkmaz içlerinden. Hele hele onun bir “Türk” tanımı var, ondan dolayı da nefret ederler.
***
Nefret etmekte haklılar zira Saraçoğlu Kuşadası, Nazilli ve Aydın yörelerinde kurulan “Kuvvayı Milliye” hareketlerini örgütleyenlerin başında gelir. “İstiklal Mahkemeleri”nin “Dört Ali”sinin Çetinkaya’sı da Ayvalık civarı “Kuvvacı”larının başı idi…
***
Beyler, beyler!.. O dönemlerin insanları birer “serdengeçti” idi; “yağız atlara binip, çok uzaklara gittiler. Geriye benim gibi kör ve topallar kaldı!” Hepsini, rahmetle anıyorum… Makamları Cennet olsun; kabirleri nûrla dolsun… 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV