banner87
19 Aralık 2018 Çarşamba

ARI KOVANINA ÇOMAK SOKMAK (2)

13 Mart 2018, 07:35
Bu makale 424 kez okundu
ARI KOVANINA ÇOMAK SOKMAK (2)
KADİR DAYIOĞLU
Dünkü yazımızda; Tayyip Bey’in bir konuşmasında sarf ettiği;“Siz, İslam'ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız. Beni birçok hoca efendi tefe koyacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın”, dediğinden söz emiştim. Bugün de aynı konuya devam edeceğim…
 
Tabii, bunun künhüne vakıf olanlar, gelecek tepkilerden çekinip, “üç maymunları” oynayınca, gayret bizim gibi “formel ilahiyat eğitim” almayanlara, sadece meraklı olanlara düşüyor. Diyeceksiniz ki, akıllı adamlar. Ne diye şimşekleri üzerlerine çeksinler ki?
***
Tabii, sıkıntılı bir durum söz konusu olunca, “Külliye” hemen bir açıklama yaptı, haklı olarak. “Mecele”den bir madde ile, “ne demek istendiğini” açıklamaya çalışıldı; “Ezmânin tagayyürü ile ahkâmin tagayyürü inkâr olunamaz” (Madde/39). Yani, “Zamanın değişmesi ile hükümlerin de değişeceği inkar edilemez”.
***
Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın bunu söyledi söylemesine ama eminin hemen arkasından, yine bir “Mecelle” maddesi ile itiraz geldi: “Mevrid-i nasda içtihada mesağ yoktur” (Madde/14). Yâni; “Hakkında ayet ve hadisten kesin delil bulunan hususlarda içtihada izin yoktur.”
***
Peki, bırakınız “hadisleri”, “kesin hüküm (muhkem)” içeren bazı ayetlerin mealinde ve tefsirinde sorun var. Nasıl olacak bu iş? 
***
Bakınız, itilaflara neden olan iki ayet meali vereceğim. İlki, “Ganimet” ile ilgili Enfal/1 ve “çocukların” evlenebileceğine referans alınan Talak/4. Mealler de iki muteber “meal kitabından”.
 
Önce “Ganimet” ayeti: “(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: ‘Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. …’” (Diyanet İşleri Meali). Sırada Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır merhumun anlamlandırması var: “Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar, de ki ganimetlerin taksimi Allaha ve Resulüne aid,…“
***
İkisi aynı mı yoksa farklı mı? Biri kime ait olduğunu, diğeri kimlerim paylaştıracağını, soruyor.
***
Gelelim Talak/4’e: “Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır” (Diyanet İşleri Meali). Ama merhum Elmalılı farklı meallendirmiş: “Hayızdan kesilmiş olan kadınlarınız -şübhelendinizse- onların iddeti de üç aydır, hayız görmiyenler de öyle,…” (eski meal).
 
Umarım farkın farkına varmışsınızdır. “Henüz” sözcüğü, hayız görmemiş kız çocuklarının, nikahlanabileceği/evlendirilebileceği konusunun kapısını aralıyor. Ama “hayız görmiyenler” öyle değil. Yoruma açık. Kapsamı geniş… Hem yaşı gereği hayızdan kesilenleri ve hem de hayız görmeyen çocukları kapsar.
 
Bazı alimler, yaşı gereği “hayızdan kesilenleri” kapsar, diyorsa da “geleneğe” bağlı olanlar, “6 yaşında kız çocuklarının evlendirilebileceğini”, ısrarla vurguluyor.
***
İsterseniz bir örnek de “Hadislerden” verelim:Hz. Peygamber Veda Hutbesi'nde, bir rivayete göre; “Size iki emanet bırakıyorum, birisi Allah’ın kitabı diğeri ehl-i beytimdir.”, diyor. Hemen bu “Şia, Rafizi uydurması!” falan demeyin. Muteber denilen hadis kitaplarında var.
 
Diğer bir rivayette ise, “ehl-i beytim” ifadesi kaldırılmış, “sünnetim” denmiş. Bunlar, aynı sözün meşreplere göre yeniden düzenlenmesi mi yoksa farklı zamanlarda söylenmiş sözler mi?Buyrun size bir önemli itilaf noktası.
***
Kıt aklım ve kıt bilgimle şunu söyleyebilirim: Bu örneklerde derece değil mahiyet farkı var.
***
Kafanız karıştı, değil mi? Hiç karışmasın. Nurettin Yıldız gibiler hiç de yeni bir şey söylemiyor. Olanı söylüyor. Hem bunların hiç birisi de gizli, saklı değil. Geleneğe bağlı meallerin, tefsirlerin, hadis ve sebebi nüzul kitaplarının, fetva külliyatının, ilmihallerin, uygulamaların vs. hepsinde bulabilirsiniz.
***
Çok sorunlu, mayın döşeli bir alana değindi, Tayyip Bey… O nedenle dedim, “arı kovanına çomak soktu!”. Ama bu ortamda, bunları temizlemek, ayıklamak, dini doğru yorumlamak mümkün mü acaba?
***
Unutmayın; Yunus Emre’ye, Hacı Bektaş’a, Mevlana’ya, İbni Arabi’ye, Şeyh Bedrettin’e, Mehmet Akif’e, Hüseyin Atay’a, Süleyman Ateş’e, Yaşar Nuri Öztürk’e, Bayraktar Bayraklı’ya, Mustafa Öztürk’e, Hasan Onat’a, Mustafa İslamoğlu’na, Hayrettin Karaman’a, Abdülaziz Bayındır’a, Edip Yüksel’e, Fazlurrahman’a, İkbal’e, Muhammed Hamidullah’a vs. sıcak bakmayan, zaman zaman bunları tekfir eden bir “gelenek” temsilcilerinin parsellediği bir alandan söz ediyoruz.
***
Bir bilgi daha: Kızılcahamam'daki Gençlik Kolları İl Başkanları ve MKYK üyeleri İstişare ve Eğitim Kampı’nda, günün öznesi Nurettin Yıldız'ın eğitim verdiği haberi ortaya çıktı. “Ölçülerimiz” konulu eğitim vermiş, Yıldız. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da katıldığı toplantı basına kapalı gerçekleştirilmiş.
 
Demek ki, en azından AK Parti, “kurumsal kimlik” olarak biliyor Yıldız’ı… Bilmemeleri de mümkün değil… Zira, geleneğin önemli temsilcilerinden. İşin garibi; “Adnan Oktar, Alpaslan Kuytul, Fetö ve Mustafa İslamoğlu hakkında hep uyardık! Sonra çıktı… Şimdi de Nurettin Yıldız hakkında uyarıyoruz!”, diyor, Cübbeli Ahmet Hoca, bir müddet önce… Ayrıca, Selefi/Vehabi olarak suçluyor bunları.
 
Böyle bir ortamda dini, “çelişkili bilgilerden” temizleyeceksiniz? Öyle mi? Haydi kolay gelsin!..
 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV