banner87
21 Ekim 2018 Pazar

AZERBAYCAN ANILARI (6) REJİMİN YÜZÜNÜ ÇEVREMDE İZLEMEYE ÇALIŞIYORUM

11 Ocak 2018, 07:40
Bu makale 239 kez okundu
AZERBAYCAN ANILARI (6) REJİMİN YÜZÜNÜ ÇEVREMDE İZLEMEYE ÇALIŞIYORUM
M.KEMAL ATİK
“Şehitler Hıyâban”’ı aynı zamanda Bakü’yü tüm detaylarıyla görebileceğimiz en uygun ve en güzel bir yerdi. Bakü buradan hoş görünüyordu. Sahil boyunca sıra sıra dizilmiş taş binalar görkemli bir şekilde daha bugün yapılmış gibi görünüyordu. Sanki denizin suyunun bu binalara yansıdığını görüyordum. Burada şehre tepeden bakılıyor. Hemen yanı başında Azeri televizyon merkez binası, onun yanında meclis binası, meclis binasının yakınında da Ankara Oteli görkemli bir şekilde Hazar Denizini selamlıyordu. Tepenin denize nazır yerinde cumhurbaşkanı şatosu hem Bakü’yü hem de sahili gözetliyordu. Vakit epeyce geçmişti. İnceden inceye de bir yağmur yağıyordu. Rüzgâr da esmeye başlamıştı. Şehitlerin kanları sanki rahmet olarak yeryüzüne iniyordu diye düşündüm.
Din müşaviri “Yoruldunuz eve gidelim de biraz dinlenelim” dedi. Hüzün dolu bir gönül ile eve gittik. Din Müşaviri çay demledi, türlü meyveler ikram etti. Kendimi evimde hissediyordum. O gece burada geç saatlere kadar sohbet ettik. Bakü’yü, İlahiyat Fakültesinin açılmasında ortaya çıkan zorlukları dinledim. Sabah olmuştu. Yattığım yerden güçlükle doğruldum. Çok yorulduğum her halimden belliydi. Kahvaltıdan sonra Din Müşavirinin makamının bulunduğu Büyük Elçiliğe gitmek üzere evden çıktık. Çok heyecanlıydım. İlk defa komünist rejimin hüküm sürdüğü bir şehirde idim. Çevreme bakıyorum. Caddelerde işine giden insanlar sessiz ve sakindi. Ya da bana öyle geliyordu. Taksiler tek tipti. Otobüsler çok eski ve aynı renk ve modeldeydi. Caddede gördüğümüz sürücü ve yayalar trafik işaretlerine dikkat ediyorlardı. Erkeklerin başlarındaki şapkaların hem şekli hem de büyüklüğü dikkatimi çekiyordu. Serbestçe ve kolaylıkla hareket ediyorum desem gerçeği söylemiş olamam. Çünkü kendi soydaşlarımız da olsa yabancı bir ülkedeydim. Hem de kapitalizmin insan hayatının rengini kaybettirdiği, acı ıstırapların yaşandığı bir rejimden sürekli sözünü ettiği komünizmden kurtulan insanların arasında bulunmanın verdiği heyecanla düşünüyorum. Rejimin yüzünü çevremde izlemeye çalışıyordum. Komünizm deyince aklıma katliamlar, kayıplar, binlerce ölü, insanın özgürlüğünün elinden alınışı geliyordu. 70 yıl geçti. Çoğumuz Bakü diye bir yerin ve buradaki soydaşlarımızın varlığından Sovyetler Birliği dağılınca haberdar olduk.
Din müşaviri anlatıyor: “Her şey durdu burada; insanlar pasaport alamıyor, fabrikalar çalışmıyor, inşaatlar yarım kaldı. İnsanlar çok zor şartlar altında yaşıyor. Çoğu aile fakirlik sınırı altında”. Bu sözleri durakta taksi beklerken dinliyorum. Büyük Elçiliğe gitmek üzere taksiye biniyoruz. 5-6 kilometreydi Elçilik. Caddeler, yollar muhteşemdi. Şehrin güzelliği rejimin güzelliği ile örtüşmüyor diye düşündüm. Kim bilir belki de beni böyle ön yargılı düşündüren şey kapitalizmin yetiştirdiği zihnin sınırlılığı, darlığıydı. Bakü’de kaldığım süre içinde kim bilir ne müşküllerle karşılaşacaktım. Değiştirecek ne çok düşünce alışkanlığım, zihnimde koparıp atamayacağım ne çok tatlı hatıralarım olacak! Tabi dönüşlerim, zaaflarım da olacak diye düşünürken Büyük elçiliğe varmıştık. Din Müşaviri taksiciye kaç para tuttuğunu sordu. Taksici “Siz “Türksüüüüz?” (Türk müsünüz) dedi. Evet deyince akçe (para) almam konağım olun” dedi. Taksici akçe almaya zor ikna edildi. Biz de Büyük Elçinin huzuruna çıktık.
Görünen o ki Azerbaycan’da rejim çökmüş her şey yeniden şekillendirilmektedir.  Mali ve bankacılık sistemi karmakarışık. Bankaya yatırdığınız paranızı geri almakta zorluk çekiyorsunuz. Hürmetini(bahşişini) vermeden paranızın bir kısmını çekmeniz çok zor. Bakü’de İran bankasından başka da banka yok gibi. Marksizm gibi ideolojik şemalara her yerde rastlamak mümkündür. Azeriler karar verecek Yeni politize olmuş Tevhidin birleştirici figürünü koruyarak kullanan İranlı İslamcıların fundamentalist vaizlerinin bölgede sürdürdükleri din, devlet ve devrimin İslami toplumun ortaya çıkışını mı?  Batı dünyası ile temastan çok siyasallaşmış İslam dünyası ile ki o da ancak İran’dan başka sı değildir diyen İranlı mollaların ve mahalli şeyhülislamın çabaların yoğun bir şekilde sürdürüldüğü ortamda İlahiyattan gelişigüzel söz edildiğine. Şekillendirmek istediği vaizlerine mi bağlanmanın daha doğru olacağı bir İslam ile mi, yoksa laik bir cumhuriyeti benimsemiş aydınlarla mı yüzleşecekti. Çoğu anlatılanları. Elbiseleri ile farklıydı. Üniforma gibi kendilerine özgü giyinmeleri ve hatta şapkaları vardı. Giysileri, evleri, apartmanları farklıydı. Ya da bana öyle geliyordu. . Hayatımın bu en ciddi ânı sürekli gözlerimin önünde dolaşıyordu ve ben bu âna ancak ümitle, biraz da heyecanla bakıyordum. Dikkatsizce ayağını doğru yoldan dışarı atan bir kimsenin, farkında olmadan başka yollara dalacağını ve bu yollar da onu aşağı, daima aşağıya sürükleyeceğini ve yapacak hiçbir şeyin de olmayacağını biliyordum. Nefsini Allah’ın intikamına kurban etmenin de bu olduğuna inanıyordum. Bunun için de öncelikle yapacağım tek şey, kendi kendimle barışık olmalıydım. Çapraşık yollarda ve dolanmayı asla denememeliydim. Bunun yanında zaruretlere saygılı olmayı da bilmeliydim. Yapılan bir işte, vaki olan bir olaydan daha çok zaruretin derin anlamı olduğuna hürmet etmeyi unutmamalıydım

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV