banner87
25 Ağustos 2019 Pazar

BAŞLARKEN

20 Mayıs 2019, 03:40
Bu makale 486 kez okundu
BAŞLARKEN
KEMALETTİN TEKİNSOY
Organize Sanayi Bölgesi ile Mimarsinan Kavşağı arasındaki 17.5 km uzunluğundaki Kayserinin ilk raylı sistem ihalesini 2004 yılının haziran ayında ihale ettiğimizde, 1970 lerden beri şehrin gündeminde olan ve bir türlü gerçekleştirilme imkanı bulunamayan bu önemli proje hayata geçme aşamasına gelmişti.
Müteahhit firmanın çok düşük fiyat vermesi işe başlamakta bir yıl kadar tereddüt etmesine sebep olmuş, nihayet 2005 yılının temmuz ayında Kayseri'nin bu ilk raylı sistem projesinin temel atma töreni dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve devlet ricalinin katılımı ile gerçekleşmişti.
2006 yılı başlarından itibaren boydan boya şehrin ortasında başlayan inşaat, ister istemez insanların hayatını zorlaştırmış, belediyenin yaptığı olumlu, olumsuz her işte nakısa arayan muhalefet de konuyu sürekli gündemde tutarak bazen de abartarak, uzun yıllar şehrin hayali olan raylı sistem projesi ile ilgili olumsuz bir hava oluşmasına sebep olmuştu.
19. yüzyılın ortalarında batı ülkelerinde buharlı trenin uzak mesafe yolcu ve yük taşımacılığında yaygın olarak kullanılmaya başlanması ile birlikte, geniş alanlara kurulmuş olan Avrupa şehirlerinde şehir içi ve yakın çevresindeki yerleşimlere yolcu taşımacılığında da raylı sistemler kullanılmaya başlanmıştı. 19. yüzyılın sonlarında Paris, Londra gibi büyük ve yoğun nüfuslu Avrupa şehirlerinde kent içi ulaşımı köklü bir şekilde çözmesinden ve şehir merkezlerine kadar rahatça girebilme imkanı sağlamasından dolayı bu sistemlerle konforlu çözümler üretilmişti.
Gerek yüksek yolculuk taleplerini karşılaması, gerek işletme ve bakım maliyetlerinin düşük olması ve gerekse, tarihi ve doğal çevreye zarar vermemesi nedenleriyle kent içi toplu taşımada öncelikli olarak tercih edilmekteydi. Raylı sistem teknolojileri ve araçları son yüzyıl içerisinde son derece gelişmiş, kullanıcılarına konforlu ve üstün kalitede hizmet sunmaktaydı. Yolcuların bekleme ve yolculuk sürelerini azalttığı gibi, çok düşük kaza yüzdeleriyle güvenli bir yolculuk imkanı sunmaktaydı.
Ayrıca Büyükşehir Belediyesi Raylı sistem projelerini bu konuda yüz yıllık bir tecrübeye sahip olan Belçika firması Tractebel ile Türk firması Eser Müşavirlik'e yaptırmış, raylı sistemin geçeceği güzergah, hangi tür bir sistemin tercih edileceği hususları, konusunda son derece uzman ve tecrübeli bu firmaların iki yıl süren çalışmalarından sonra belirlenmişti.
Fakat gel gör ki, hem kamuoyuna hem de basın dünyasına bütün bunları gereğince anlatma imkanı bulunamıyordu.
Büyükşehir Belediyesi üst yönetimi olarak yaptığımız istişareler neticesinde, şehirdeki basın yayın organlarından birer temsilciyi raylı sistemleri yerinde incelemek üzere bir Avrupa seyahatine götürme kararı alındı. Önce raylı sistem araçlarının üretildiği İtalya'nın Piza kenti yakınlarındaki Ansaldo-Breda firmasının fabrikası ziyaret edildi, sonra da Milano'daki bu firmanın ürettiği raylı sistem araçlarına binildi. Aynı gece Milano'daki kaldığımız otelde yapımcı firmanın temsilcisi, Kayseri'ye yapılacak sistemle ilgili tüm katılımcılara kapsamlı bir brifing verdi.
Özellikle şehre yapılacak sistemin neden metro değil de hafif raylı sistem olduğu hususu ve güzergahın tespitindeki etkenler katılımcılara uzun uzadıya anlatılmış, inşa edilecek sistemle ilgili kafalarda şüphe kalmaması istenmişti. Brifingin sonunda katılımcılardan bir arkadaş yanıma gelerek, kendisi de aynı toplantıda bulunan büyükşehir belediye başkanı ile görüşerek "yapılacak hafif raylı sistemin değiştirilerek metroya dönüştürülmesini" söylememizi istedi. Ben verilen bilgilerden dolayı herkesin tatmin olduğunu düşünürken böyle bir teklifle karşılaşınca son derece şaşırmıştım.
Katılımcı arkadaşa dönerek; ertesi gün gideceğimiz Hollanda'nın Rotterdam şehrinde de bizim Kayseri'ye yapacağımız sistemin aynısının çalışmakta olduğunu, eğer bu şehirdeki sistemi görünce yine de tatmin olmazlarsa bu hususu Büyükşehir Belediye başkanına sunmayı teklif ettiğimde aynı arkadaş bana hiç unutmayacağım şu mukabelede bulunmuştu; "Aman canım Rotterdam dediğin nedir ki? Hollanda'nın tamamı zaten Konya kadar bile yok". Tabii ben bu cevap karşısında deyim yerindeyse dondum kaldım. Katılımcı arkadaş tüm büyüklüğün toprak büyüklüğünden ibaret olduğunu zannediyordu.
Rotterdam kenti, 2.dünya savaşındaki bombardımanla tamamen yıkılmış ve yeniden inşa edilmiş, sadece Avrupa'nın değil tüm Dünyanın en modern kentlerinden birisi idi. Kent'te mimarlık tarihi derslerinde, ders olarak okutulan modern mimari örnekleri vardı. Rotterdam limanı Avrupa'nın en büyük birinci limanı ve 1962 yılından 2004 yılına kadar dünyanın en işlek limanı olma özelliğine sahipti. Liman 105 km2 yi bulan alana ve 40 km genişliğe sahipti. Yıllık Limana girip çıkan yük miktarı 440 milyon tondu ve yakın zamanda kentsel dönüşüm çerçevesinde kentin başka bir konumuna taşınmıştı.
Ertesi günkü Rotterdam gezi programına küçük bir müdahalede bulunarak bu devasa limanın gezilip görülmesini sağladım. Daha sonra kentin Kayseri'deki sisteme son derece benzeyen, zeminden ve caddelerin tam ortasından giden raylı sistemi defalarca binilip inilerek gezildi. Öyle zannediyorum ki bu modern kent ve ulaşım sistemlerinin incelenmesinden sonra Kayseri'ye yapılan raylı sistemin dünya standartlarında bir alt yapıya sahip olduğu büyük ölçüde anlaşılmıştı. Bu vesile ile öğrenmiş olduğum şey ise şu olmuştu. "İnsanlar genellikle bilmedikleri şeylere düşmandırlar."
Sevgili okurlar,
Bu şehirde doğmuş, büyümüş, Mimarlık eğitimini tamamladıktan sonra 32 yılı Kayseri Büyükşehir Belediyesinde olmak üzere 35 yılını devlet hizmetinde geçirmiş, bunun 24 yılında üst düzey yöneticilik yapmış bir kardeşiniz olarak, şehirle ilgili, yöneticilikle ilgili, Kayserinin ve Ülkemizin geleceği ile ilgili bildiğim şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Her hafta pazartesi günleri birlikte olmak dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum.
 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV