banner87
24 Şubat 2019 Pazar

BEKA SORUNU!..

11 Şubat 2019, 11:35
Bu makale 314 kez okundu
BEKA SORUNU!..
KADİR DAYIOĞLU
Sandığa mı yoksa harbe mi gidiyoruz, belli değil!.. Şimdi de “bir beka” yani gelecek sorunu çıktı. Kusura kalmayın, biraz anlama sorunlu olduğumdan neyin “bekası” olduğunu anlayamadım, doğrusu. Ama sizi bilmem benim “geçim sorunum” olduğu muhakkak… Şayet bir “beka sorunu” varsa ve bunu “seçim sonuçları” tetikleyecekse, seçimi ertelersiniz olur biter… Ne diye riske atıyorsunuz ki ülkenin geleceğini. Ne yapalım biz de patlıcan, biber, domates, soğan ile savaşmaya devam ederiz.
***
Kusura kalmayın anlayamadığım şu: Şayet ülkenin bir “beka” yani gelecek sorunu varsa bunu muhalefetin dillendirmesi gerekmez mİ? On yedi yıldır bu ülkeyi, tek başına yöneten bir iktidarın “sızlanmasını”, “uyarmasını” anlayamadım, doğrusu!” Dedim ya, yaş epey ilerledi, anlamakta zorlanmaya başladım artık.
***
Yok, “bekadan” kasıt kazanılan konfor ve pozisyonun kaybedilmesi ise, buna da razı olacaksınız… Her zaman “düşeş” gelmez. Bunun içinde “hep-yek” de var. Öyle ya; 25 yıldır, İstanbul başta olmak üzere çok önemli belediyeleri yönettiniz. Trilyonlar trilyonlar harcadınız. “Yandaşlara” ve “Candaşlara” inanılmaz imkan aktardınız…
***
Bu toplum “balık hafızalı” ya da “unutma illetli” olduğundan ya da eskilerin dediği gibi “hafızayı beşer nisyân ile maluldür!” sözüne uygun davrandığında bırakınız uzak geçmişi yakın geçmişi bile hatırlamıyor. Mesela mı? Mesela…
-“Çözüm/Açılım süreci!”
-“Oslo görüşmeleri!”…
-“Dolmabahçe mutabakatı!”
-“Akil adamlar!”
-“T.C.” nin devlete ait tabelalardan kaldırılması…
-“Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünün dağlardan taşlardan silinmesi…
-“Andımız”ın kaldırılması!..
-“Türk milliyetçiliği de dahil her türlü milliyetçiliğin ayaklar altına alınması!”
-Diyarbakır meydanında “megri megri” şarkısının söylenmesi…
-Hudutta mahkemeler kurulması…
***
Evet… Sanırım, Tunç Söyer’i babası üzerinden vuran ve “unutmadık” diyen Devlet Bey; nasıl kırk yıl öncesini “unutmuyorsa” umarım on yıl öncesini de anımsar… Yoksa, ben mi yanılıyorum; tüm bunlar rüya mı idi? Yoksa, merhum İsmet Paşa dönemine mi aitti? Şaşırdım kaldım, doğrusu.
***
Baba Nurettin Soyer 12 Mart 1971 döneminde İzmir sıkıyönetim savcısı olarak görev yaptı. 12 Eylül 1980 döneminde de sanırım yine Ankara sıkıyönetim hakimi idi. Elbette “ülkücüler” unutmayacak bu ismi…  Ama oğlunun kabahati ne? “Suçların şahsiliği!” gibi evrensel bir hukuk kuralı var.
***
Kaldı ki, sadece “ülkücüler” değil “solcular” da elbette unutmayacak bu ismi… Yani zulmü sadece “ülkücüler” mi gördü? “Solcuların” da anasını ağlattılar o dönemlerde…
***
İşin garibi; 12 Mart’ta “Allahsız komünistlerin” tepesine “balyoz” gibi inerken Soyer’i; “ülkücüler” alkışlıyordu… 12 Eylül’de keser ne zaman kendilerine döndü, bu sefer de “Ülkücülerin” unutmadıkları listesine girdi…
***
Oysa gelmesi son anda engellenen “9 Mart” sol askeri darbesine karşı gerçekleşen “12 Mart” sağ askeri muhtırasına ve nihayet 12 Eylül darbesine karşı hem “Ülkücüler” ve hem de “solcular” karşı çıkabilseydi, “faşizme” karşı ortak mücadele verebilseydi, ortak bir cephe oluşturabilseydi, ülkemiz bugün çok farklı bir yerde olurdu… Demokrasimizin bir “beka sorunu” olmazdı. Unutmayın bugün; hem “27 Mayıs” ve de “9 Mart” darbe ve darbe girişimine, hâlâ sahip çıkan solcu ve CHP’liler var…
***
Balyoz başkasına inerken “çok iyi” ama keser kendine dönünce “unutmamak moduna” gir, yok böyle bir şey!.. “Açılım sürecini” unut, “12 Mart’ı” unut sonra “beka sorunu var!” diye algı oluşturmaya çalış… Kusura kalmasınlar, beni buna inandıramazlar… Yine kusura kalmasınlar tek bir sorun var; bu seçim sonunda kazanılan konfor ve pozisyonun kaybedilip kaybedilmemesi… Yaşım da, siyasal müktesebatım da bu hükme varmama yeter!..
***
Tabii; bu ülke de ana muhalefet partisi yani CHP diye de bir “sorun” var. Bunlar hâlâ uyumaya devam ettiklerinden, kadim hastalıkları birbirlerini yemekten beri durmadıklarından; her bir ferdi kendisini “allame” sandığından ve daha da acısı devekuşu gibi kafalarını kuma soktuklarından AK Parti’nin değirmenine sürekli su taşıyorlar…
***
Sayın Tayip Erdoğan gibi bir “virtüöz” ile top oynadıklarının farkında değiller. Unutmasınlar; Tayyip Bey, öyle eder böyle eder mutlaka gol atar… Gol yememek için mutlaka her deliği (bugün için adaylar olarak okuyabilirsiniz bunu) tıkamak gerekir… Başkası mı yoktu ki Soyer ve Bucak’ı aday gösterdiniz, o kadar uyarılara rağmen.
***
Bunlar da kolaycı… “Armut piş ağzıma düş!”, diyorlar. Mesela; Kadıköy, Beşiktaş, Şişli, Çankaya gibi kazanılması kuvvetle muhtemel ilçelere, maşallah, kuyruğa giriyorlar amma lakin Sultanbeyli’ye, Mamak’a; Kayseri’ye, Yahyalı’ya vd. hiç talip olan yok. Olanlar da gönülsüz…
 
Kazanılması muhtemel yerlerden aday gösterilmeyince de hemen bir başka partiden aday oluyorlar; zehir zemberek beyanatlar veriyorlar partisi için. Yani, bunlarda “konfor” ve “pozisyon” peşinde… Yine yani, onların da “beka sorunu” bu. Öyle “idealizm”, parti disiplini falan bunların semtine uğramamış… CHP’yi hâlâ dernek gibi görüyorlar. Kaldı ki, bir derneğin bir tüzüğü, yerleşmiş teamülleri vardır.
***
İşte böyle bir ortamda seçime mi yoksa harbe mi gidiyoruz belli değil. Allah, encamımızı hayr eyleye…

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV