banner87
17 Ekim 2019 Perşembe

BEN DEMİŞTİM Kİ BU KRİZ…

21 Eylül 2019, 22:35
Bu makale 281 kez okundu
BEN DEMİŞTİM Kİ BU KRİZ…
KADİR DAYIOĞLU
Ben demiştim ki bu kriz, eskilere benzemiyor… Zira, eskileri “V” şeklindeydi, vurdu çıktı. Öyle ya, bunlar kamu kaynaklı krizlerdi. Şimdi ki ise, “L” şeklinde… Uzun süre devam edecek. Bu sefer ki “özel kesim” ağırlıklı…
***
Biz bunu dediğimizde, “hadi canım sende… Sen ne bilirsin!” türünden dudak bükenler olmuştu… Öyle ya; “kaç paralık adamdık!”
***
Sn. Emine Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen, misafiri Kemal Kılıçdaroğlu konuşurken, protesto babında, toplantıyı terk eden Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir söyleyince itibar görüyor.
 
Bakınız ne demiş: “Ekonomik krizde bu yılın sonunda ‘dibin’ görüleceğine” dikkat çeken Özdebir; dipten çıkışın ise ‘gıdım gıdım’ olacağını anlattı. Ve ilave etti: cari fazlanın “üretimsizlikten” kaynaklandığını, buna da sevinemediklerini vurguladı.
 
Başkan devam ediyor: “Kur şoku uzun sürecek. Kayda değer iyileşme olması uzun sürer. 4. çeyrekten sonra gıdım gıdım iyileşme olur. Dipten çıkış zaman alır. Dibi gördük veya görmek üzereyiz. Ancak çıkış V şeklinde olmayacak. Ucu hafif yukarıya dönük L şeklinde olacak.”
***
Evet. Bu fakir, bu tespiti, tabii ciddi ekonomistlerden/iktisatçılardan (Ege Cansen, İbrahim Kahveci, İlhan Kesici, Mahfi Eğilmez, Esfender Korkmaz, Faik Öztrak vs.) aldığım bilgileri harmanlayarak yapmıştı. Hem ortada “Trump mıramp, papaz mapaz, füze müze” yokken… Gidişatın böyle olacağı belliydi.
***
Evet. “Cari açığı” kapatmak güzel şey. Ama Özdebir’in dediği gibi “üretimle” olmalı. “İthalatı” azaltarak azalan “cari açığın” bir başka olumsuz sonucu var, o da şu: Bu sefer “ithalat” üzerinden alınan “vergiler” azalmakta dolayısıyla kamu bütçesini olumsuz etkilemekte…
***
Ekonomi gazetecileriyle bir araya gelen ASO Başkanı Özdebir, şu açıklamalarda bulundu:
 
Krizdeki firmalar konusunda; “elek biraz sallansın, kurtarılması gerekenleri kurtardık, kalanlar da yoluna düzgün devam etsin” anlayışı hâkim.
 
Ekonomide şu anda yaşanan daralmanın kökenine inilmeli. Bunu hazırlayan nedenler iyi değerlendirilmeli. Ali Babacan zamanında kendisiyle çok tartıştım. Merkez Bankası Başkanı’yla da... Aşırı değerli TL temel şikâyetlerimizden birisiydi. Birikimi olanlar inşaata döndü, sanayicinin şevki gitti.
***
Araya girip bir soru soralım Başkana: “Peki, şimdiki ekonomi yöneticileri ile tartışabiliyor musunuz?” Bu konuda da bir açıklık getirse iyi olurmuş.
***
Aşırı TL sanayiye zarar verdi. Bir sürü insan üretimden çıktı. Şimdi onun sonuçları yaşanıyor. Şu anda Babacan’ın politikalarının sonucunu yaşıyoruz. Herkes kendini korumaya aldı. 189 milyar dolar bankalardaki mevduat.
***
Anlaşılan, bu dönemde, Babacan, “günah keçisi!” olacak. Tabii, iktisat tahsili yapan, ekonomiyi iyi bilen Sn Erdoğan’ın hiçbir dahli yok gelinen bu noktada… Hele hele “Damat Beyin!” Demek, kabahatlerin yüklendiği Kemal Derviş’in yerini bundan böyle Ali Babacan alacak… Allah’tan “İsmet Paşa” demiyorlar.
***
Reel sektör birbirine olan krediyi kesti. Ödeme araçlarına güven kalmadı. Ticari kredi kartlarının limitlerinin artırılması gerekiyor.
 
Reel sektörün 160 milyar lira devletten alacağı var. İhracat KDV’si iadesi alacaklarımız var. Türkiye büyüme sorunu yaşıyor. Üretim dibe vurmuş durumda.
 
Siz borçlarınızı ödeyin. Para da vermeyin. Öyle bir kâğıt verin ki teminatta da kullanabileyim, borç da alabileyim. Takas aracı olarak kullanılsın. Çünkü bankalar borç vermiyor, firmaların da teminat verecek hali kalmadı. Ancak bu talebimiz bakanlık tarafından kabul edilmedi.
***
Başkanı, çok çok gecikmiş de olsa canı gönülden kutluyorum. Umarım, iktidarın çekim alanı içerisinde olan Esnaf ve Sanatkar odaları da dahil Rifat Hisarcıklıoğlu ve TOBB’a bağlı diğer oda başkanları da yaşanan hali iktidar mensuplarının yüzüne yüzüne vurabilse… Nerede o cesareti medeniyeleri? Keşke bunlarda “sınıfsal bilinç” oluşsa; “burjuva” olabilseler.
 
Sorun nerede biliyor musunuz: Bu ülke de sınıfsal bilincin yeterince oluşmaması. Haliyle sivil, resmi, yarı resmi STK denilen örgütleri yönetenlerin çoğunun “lümpen”  oluşu.
 
Not: “Lümpen” sözcüğünü “sınıfsız, sınıfsal bilinci olmayan” anlamında kullandık, “ayaktakımı” anlamına geleni değil… O nedenle, ikinci anlamı nedeniyle bizi “mahkemeye” falan vermesinler. Öyle ya; “hava bulutlu!” diyene “vay bana ördek dedin!” diyerek hemen saldırıya geçiliyor bu ülkede.
 
Marksist ideolojinin hediyesi olan bu kavramın iki örneği: Az da olsa istisnalarını dışında; her dönemde iktidar yanlısı işveren örgütlerinin simgelendiği “lümpen burjuvazi” ile yine her dönemde iktidar yanlısı memur işçi sendikası yöneticilerinin simgelendiği “lümpen proleterya”

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV