banner87
22 Eylül 2019 Pazar

“BERAET-İ ZİMMET ASILDIR!”

21 Ağustos 2019, 09:57
Bu makale 160 kez okundu
“BERAET-İ ZİMMET ASILDIR!”
KADİR DAYIOĞLU
HDP’li Van, Diyarbakır ve Mardin belediye başkanları görevden alındı, İçişleri Bakanlığı’nca. Yerlerine Valiler “kayyım” olarak atandı. Tabii, olay siyasi mi yoksa hukuki mi? Bilemem… Zira, gerekçelerin künhüne vakıf değilim. Ama “terör ve teröristlere destek!” bağlamında olduğunu okuyoruz…
 
Tabii, bu olaya lehte ve aleyhte tepkiler de gecikmedi. AK Parti, MHP ve Vatan Partisi destek verdi. CHP başta olmak üzere çeşitli partiler, kurum ve kuruluşlar; Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu gibi bazı kişiler olumsuz eleştiri de bulundu. Bunun demokrasi ve hukuk devletine sığmadığını söylediler.
***
Ben, konunun hukuki yanı ile ilgiliyim. Siyasi yanı ilgilendirmiyor. Benim için hukuk, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti her şeyin üzerinde… Bireysel hak ve özgürlükler de… Beni, evvelemir de devlete özellikle “kutsal devlete” ve saniyen kişi ve kurumlara karşı koruyan hukuka ve hukuk devletine sahip çıkmam; onu savunmamdan doğal ne olabilir ki?
***
Daha dün seçilmiş belediye başkanlarının, “İçişleri Bakanlığı” tarafından görevden alınmasını savunanlara, anlayacakları dilden yani “Mecelle”’den bir hatırlatma yapayım:  “Beraet-i zimmet asıldır!”
 
“Mecelle” yorumcuları/şârihleri, bunun, “borç/alacak” ilişkisi ile ilgili olduğu söyleseler de gerek İslâm Hukuku’nda ve gerekse de evrensel hukukta; “bir kimse doğduğu zaman günahsız, suçsuz ve borçsuz doğar. Sanık suçlu olduğu ispat edilene kadar suçsuzdur. Suçu sabit olmadan hiç kimseye suçlu muamelesi yapılamaz” hükmünü içerir.
 
Peki, ispat nasıl olur? Tüm yargısal süreçlerin bitmesi ile sübut bulur. Mesela; Özhaseki’nin, Kılçdaroğlu için açtığı ve “sucuk partisine” dönen dava nihayetlendi. Karar, Kılıçdaroğlu lehine çıktı. Gerçi, tüm hukuk yolları tükenmedi. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) yolları da açık…
***
Peki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun “düzeltme yolu kapalı”, “kesin” karar, ünlü “Hamurcu Dosyasının” tekrar açılmasına ve veya siyaseten de olsa gündeme gelmesine neden olabilir mi? Bilemiyorum. Konuyu erbabına bırakalım.
***
Hani, dedik ya; “Beraet-i zimmet asıldır!” Bakınız, 28 Şubat Muhtırası (1997) verildiğinde, Çevik Bir Generalin yüksek yargı mensuplarını ayağına çağırıp kulaklarını çektiği dönemde, bazı Refahlılar için, zorlama da olsa, yargısal süreç çalışmıştı. Oysa, o yıllarda da Bakanlık vardı, bunları da “bakanlık” emri ile görevden alabilirlerdi. Demem o ki, “şekli” de olsa bu süreç çalıştı…
***
Hatırlar mısınız; Tayyip Bey Belediye Başkanı iken, okuduğu bir şiir nedeniyle nihai yargı kararı gereği görevden alınmış ve hapis yatmıştı… Yine o dönemde, Şükrü Karatepe, Kayseri Büyükşehir Başkanı iken, bir “10 Kasım” günü yaptığı bir konuşma nedeniyle ve yine nihai yargı kararıyla görevden alınmış, hapis yatmıştı…
***
Sadece yasaklı olanlar bunlar mı? Hatırımda kaldığı kadarıyla; “28 Şubat 1997” sürecinde Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Halil İbrahim Çelik, Hasan Hüseyin Ceylan, Bekir Yıldız, Zeki Başaran, Hasan Celal Güzel vs. yasaklılar arasında yer aldı. Bunlarla ilgili nihai kararı, yine yargı verdi.
***
Bu “Bekir Yıldız”, bizim “Bekir Abi” değil. İsim ve soyadı benzerliği var o kadar. Bu Yıldız, dönem (1994) Refah Partisi’nden Sincan Belediye Başkanı idi. Hatırladınız mı? İsim benzerliği nedeniyle Bekir Abimiz, yurt dışı çıkışlarda çok çekmiş. Gümrük görevlilerine, kendisinin “o Bekir Yıldız” olmadığını anlatmakta çok zorlanmıştı. Herhalde, Başkanımız anımsamıştır.
***
Demem o ki; yargı kararı olmadan bir seçilmiş belediye başkanını görevden alıp, yerine “kayyım” atamak, demokratik standartlara uymaz… O nedenle, liberal hukuka, hukukun üstünlüğüne inanan ben, asla, bu eylemi dün olduğu gibi bugün de onaylamam…
***
Henüz seçimler yapılalı yüz gün olmuşken, yargı bağlamında, seçilme hakkı olan bu kişilerin, “idari” ve “savcılık soruşturmaların” istinaden, yargı kararı olmadan, görevden alınması, yerine “kayyım atanması” hiç doğru değil. Demokrasi, hukukun üstünlüğü bağlamında hiçbir mazur gösterilecek yanı yoktur…
***
Hele hele, mağduriyet edebiyatı yapa yapa iktidar olanların devri iktidarında; başkalarının, yargı kararı olmadan mağdur olmaları, mağdur edilmeleri, “ileri demokrasi”ye yakışmıyor… Bakalım sıra, diğerlerine özellikle İstanbul ve Ankara’ya ne zaman gelecek.
***
Ayrıca bu yol çok tehlikeli bir yol. Bir kere yol oldu mu, üstünden çok geçen olur. Sözgelimi, bir iktidar değişikliğinde, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanı emrindeki müfettişlerin, savcıların açacakları dosyalar gereği ne kadar AK Partili belediye başkanı var, görevden alınır ve yerlerine “kayyım” atanır… O zamanda, hiçbir şey demeye hakları olmaz… Ama biz yine, onları savunuruz.
***
O nedenle hukuk, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı gibi çağdaş demokratik değerler herkes için geçerli. AK Partililer için de…
***
Ha. Bir kez daha tekrar edeyim: içerik (esas) değil yöntem (usul) ilgilendiriyor, beni. Elbette, “esas” hakkında kararı da yine ben değil bağımsız yargı verecek. Benim için önemli olan; “Beraet-i zimmet asıldır!” evrensel kuralı. 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV