banner167
banner165
22 Nisan 2021 Perşembe

BÜYÜDÜK!..

04 Mart 2021, 07:47
Bu makale 364 kez okundu
BÜYÜDÜK!..
KADİR DAYIOĞLU
TÜİK’e bakarsanız, yüzde 1,8 büyümüşüz, 2020’de… Bunun yarısı da “banka ve finans sektöründen” gelmiş. Şu pandemi döneminde, dünya küçülürken biz büyümüşüz. Ama cebime bakarsam, büyüme bir yana, küçülmüşüm. Kedi ve ciğer meselesi…
 
Peki, kim büyüdü?  Öyle ya, büyüme sonuçta “aşa ve işe” yansır, neticede… İşsizliğin özellikle genç işsizliğin arttığı, ucuz ekmek kuyruğunun giderek uzadığı, “askıda fatura” uygulamasının giderek yaygınlaştığı bir dönem de nasıl büyürüz? Anlamak mümkün değil…
***
Ne diyelim, zahir büyüklerimizin bir bildiği var… Aslında, Salı akşamı KRT TV’de, Gürkan Hacır’ın yönettiği “Şimdiki Zaman” programında, İlhan Kesici üstadımız uzun uzun ve acı acı anlattı, ekonomimizin durumunu. Seyretmeyen dostlarımıza, internet üzerinden izlemelerini tavsiye ederim. Onun sözlerinden sonra, ben ne diyeyim ki?
***
Hatırlayalım; AK Parti’nin ünlü “2023 Hedefi”nde kişi başına düşen gelir 25 bin dolar, milli gelir 2 trilyon dolar, ihracatımız 500 milyar dolar; işsizlik ve enflasyon (TÜİK verilerine göre 2021 Şubat sonunda enflasyon yüzde 15,61 oldu) yüzde 5’in altına düşecek; elektrik üretimimiz 500 milyar kWh olacak, “10 Büyük ekonomi” arasına girecektik.
***
Ne güzel hayallerimiz vardı; ne güzel hayal pazarlıyorduk… Şimdi de sıra, “bireysel hak ve özgürlüklere” geldi…
 
İşin garip yanı; önümüze konan tablo zaten bizim Anayasamızda ve mevzuatımızda olan ama uygulanmayan; ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1948 tarihinde kabul ettiği “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”’nden farklı bir şey değil… 30 maddeden oluşan Bildirgeyi okumanızı tavsiye ederim.
***
İktidarının 20. yılında, AK Parti’nin aklına gelmesi, yine kötü bir şey değil… Kaldı ki; “2002 Parti Programı” da bunları öngörüyordu. Ama suya girince, bildikleri kırk türlü yüzmeyi unuttular. Şahsen ben, bundan sonra nasıl inanacağım? Çok merak ediyorum…
***
Unutmayın; Cemil Meriç’in güzel bir sözü var: “İdeolojiler akla vurulan prangadır!”. İdeolojik bagajı olanlar, kamil manada hak ve özgürlükleri içselleştiremez, uygulayamaz. AK Parti, “İslamcı/ihvancı ideolojinin” peşinde koşmaya devam ediyor; “kuruluş çıkışının” aksine gidiyor. O nedenle; bireysel hak ve özgürlükler konusunda ne kadar inandırıcı olabilir ki? Taktir sizin…
***
Dönelim başa… Bakalım dünyanın neresindeyiz? Bilgileri Sözcü’den aktarıyorum (03.03.2021): Türkiye, 2020 yılı için açıklanan 8.599 dolarlık kişi başına milli geliriyle, Bulgaristan, Romanya, Nauru, Kazakistan, Uruguay, Polonya gibi onlarca ülkenin gerisinde yer aldı. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Türkiye, 2019 yılına göre, 2020’de 528 dolar azalan kişi başına milli geliriyle 192 ülke arasında 74'üncü sıraya düştü.
***
CHP Parti Sözcüsü ve Hazine eski Müsteşarı Faik Öztrak, geçen yıl milli gelirimizin 44 milyar dolar azaldığını belirterek, başkanlık sistemine geçilen 2013 yılından bu yana erimenin 241 milyar dolara ulaştığını söyledi. 2013 yılında 958 milyar dolar olan milli gelirimizin geçen yıl 717 milyar dolara düştüğünü vurgulayan Öztrak, şunları söyledi:
 
“…2013'te 12 bin 480 dolar olan kişi başına gelir, 2020'de 8 bin 599 dolara düştü. Her bir yurttaşımızın cebinden 7 yılda 3 bin 983 dolar alındı. Milli gelirimiz 2008'in gerisine, kişi başına gelirimiz de 2007'nin gerisine düştü. Ülke olarak 12-13 yılı birden kaybettik.
 
Bugüne geldiğimizde Türkiye maalesef 3 yıl önceye göre hem daha borçlu hem de artık elinde yeterli cephane de kalmamış durumda. Böylesine adaletsiz ve kredilerle şişirilen sürdürülemez bir büyümenin bu millete hiçbir faydası yoktur. Ekonomiyi kur ve faiz kıskacına sokan politikalar, döner dolaşır milleti yeniden cebinden vurur.”
***
İlhan Kesici anımsattı; AK Parti iktidarı döneminde 1,1 trilyon dolar dış ticaret açığı ve 550 milyar dolara yakın cari açık verilmiş. Ayrıca kamu kesimi, iç ve dış borcu için 602 milyar dolar faiz ödemiş. Bununla, 100’e yakın Atatürk Barajı yapılabilirmiş.
 
Yine Kesici’den öğreniyoruz; AK Parti öncesi 80 yıl sonunda 131 milyar dolar olan birikimli borç stoku, 18 yılda 304 milyar dolara yükselmiş… Hani, IMF’ye kafa tutar olduk ya!.. IMF’ye borç verir olduk ya!.. IMF borcunu sıfırlamakla övündük ama gelinen borç stoku ortada…
***
Kesici bir gerçeği daha açıkladı. 2021 yılında, 21 milyona yakın mükelleften alınacak “gelir vergisi”, ödenecek 200 milyar lira faizi ancak karşılayabiliyormuş.
***
Peki, aklıma gelen şu: İktidarın, IMF’yi günah keçisi yapmamızın nedeni şu olabilir mİ? IMF, canavar falan değil; “Varsa harcayın!”, der… Ekonomi ve idari yönetimin “saydam” olmasını ister. Bir anlamda, katı bir “denetim kuruluşu”
 
Yönetim acaba, bu “saydamlıktan” mı rahatsız? Öyle ya biz, tefeci piyasasında, yüzde 6’larla borçlanırken ne diye, yüzde 1-1,5’luk IMF kredilerini reddedelim ki?
***
Hemen hatırlatalım: Bu duruma, pandemi nedeniyle falan gelmedik… “Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi!”. Hatırlayın; bu gidiş eski krizlere benzemiyor… Eskileri “V” şeklindeydi, vurdu çıktı. Ama şimdiki “L”ye benziyor… Vuracak ama etkisi uzun sürecek. Ben de bu benzetmeyi köşeme birkaç kez taşımıştım. Aynen de öyle oldu…
 
Yine hatırlayın, 2010’lı yılların başında, kişi başına gelirimiz, 12 bin dolarlarla ölçüldüğünde, sık sık yapılan uyarı şuydu: “Sakın ola ki ‘orta gelir tuzağına’ düşmeyelim. Zira, bu tuzaktan kurtulamazsak, rehavete kapılırsak, gidişat tersine olur!” Nitekim öyle de oldu… 

Haberici -->

    Yorumlar

banner176
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV