banner87
23 Ağustos 2019 Cuma

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNİN SURİYE AYAĞI HAYATA MI GEÇİRİLİYOR?

07 Ocak 2019, 10:09
Bu makale 255 kez okundu
BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNİN SURİYE AYAĞI HAYATA MI GEÇİRİLİYOR?
ABDULKADİR YUVALI
Büyük Ortadoğu Projesi veya Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi adıyla bilinen söz konusu projenin merkezinde Ortadoğu coğrafyası ve bu büyük bölgeyle coğrafi, dinî ve kültürel manada birlikteliği bulunan 12 milyon kilometre karelik bir coğrafyada yaklaşık olarak 1,7 milyar insanın yaşamakta olduğu 23 siyasi kuruluşa yönelik olarak planlanmıştır. Projeye ad olarak verilmiş olan Ortadoğu, tarihî devirlerde Ön Asya, Batı Asya veya Yakın Doğu olarak da tanımlanmıştır.
Bop, aslında tarihî niteliği olanbir proje olarak gündeme getirilmiştir. Bölgede yeni bir siyasi yapılanmayı öngörmektedir. ABD, kıta ötesinde olmasına rağmen kendisini dünyanın hamisi görmekte ve özellikle başta Türkiye, İran, Mezopotamya ve Mısır merkezli güç merkezlerinin ortaya çıkmaması, dünyanın önemli jeopolitik merkezlerinden birisi olan Ortadoğu alanı ve yakın çevresini kontrolü altına almak istemiştir. Zira Ortadoğu, tarihteki örneklerinde olduğu gibi bazı devletlerin yeniden hâkimiyet alanı olmasına engel olma yanında üç büyük semavi dinin   (İslamiyet, Hristiyanlık ve Musevilik) merkezini her ne pahasına olursa olsun yönetimi altına alma hesabıyla yola çıkmıştır. Ortadoğu, coğrafî bakımdan Arap Yarımadası ve haliyle yarımada üzerindeki doğal kaynaklar yönüyle çok zengin ülkeler arasında yaşanan sorunları bahane etmek suretiyle enerji kaynaklarını kontrol altına almak istiyordu. BOP, Cebelitarık’tan, Kafkasya, Merkezi Asya’dan Hint Yarımadası, Yemen ve Sudan’ı içine alıyordu.
BOP’UN görünen sebebine gelince anılan coğrafya merkezli terörü sonlandırmaktı. Zira 11 Eylül tarihinde ABD’YE yönelik 11 Eylül terör saldırısını meşrulaştırılması, NATO ve G8 devletlerinin müdahil olmasıyla projenin kapsam alanı genişlemiş, Afganistan’ın işgali, Irak savaşı ve Kuzey Afrika’da başlatılmış olan ve adına Arap Baharı denilen hareketin fitilini ABD ateşlemişti. Ayrıca Ortadoğu’da ABD’NİN çok yönlü müttefiki İsrail’e yönelik İran, Irak ve Suriye tehdidinin bulunması sebepler arasındaki önceliklerdi. Nitekim ABD Dış İşleri Güvenlik Danışmanı Condelezza Rice, kaleme almış olduğu bir yazıyla projenin gerekçelerini açıklamıştı. Ülkemizde Fetö terör örgütünün bayraklaştırmış olduğu ılımlı İslam’ın hamiliğini de ABD yapıyordu. Türkiye, bir yönüyle bu projeyi hazırlayan, uygulayan kanadın (NATO üyesi olması ve AB üyelik çalışmaları dolayısıyla) bir üyesi, diğer yandan da projenin hedefine koymuş olduğu ülkelerden birisi idi. Nitekim Fetö terör örgütü o günkü adıyla Gülen cemaatı,siyasi iktidardan her türlü tavizi yani desteği alabiliyordu.Bu yüzden söz konusu projenin hedefindeki Türk Silahlı Kuvvetlerinin halkımızın nazarında itibarsızlaştırma hesabıyla (Ergenekon, Balyoz vb.) Hayali örgüt suçlamasıyla TSK’NE yönelik kumpaslar söz konusu olmuştur. Nitekim terör örgütü çirkin yüzünü, halkımızın tabiriyle besle kargayı oysun gözünü misaliyle örtüşürcesine ABD kaynaklı darbeye kalkışmış ve yüzlerce insanımızışehit edilmiş, 15 Temmuz gazilerimiz bu kirli oyunun canlı tanıklarıdır. Dileğimiz siyasi iktidarın bu hainin yerini almaya heveslenen başka oluşumlara fırsat vermemesidir. Türkiye’nin yolun başından beri takip etmekte olduğu Suriye politikasının, ülkemizi Ortadoğu’da yaşanmakta olan kargaşaya karşı gerekli titizliği göstermemiş olması ciddi manada tenkit edilmektedir. Atatürk’ün Türk dış politikası konusundaki veciz sözleri Müslüman Arap kardeşlerimizin iç işlerine karışmayınız. Komşularımızla çok yönlü iş birlikleri kurunuz. Mealindeki sözleri bize göre altın öğütlerdir. Ancak Türk dış politikasında bu vasiyet zaman zaman ihmal edildiği görülmektedir.
Kuzey Suriye konusunda ABD Başkanı D. Trump’un adeta gel-git şeklindeki söylemlerinin ne kadar doğru olduğu konusunda ciddi manada endişeler söz konusudur. Gelişmelerden hareket edecek olursak ABD, Ortadoğu merkezli halkı Müslüman olan ülkelere yönelik olarak 2004 yılında hazırlamış olduğu BOP’U adım adım hayata geçirmekte olduğu söylenebilir. ABD, dünden beri hedefine koyduğu ülkeleri tıpkı Roma İmparatorluğu’nun “Divide et İmperium” yani parçala ve yönet politikasını uygulamaktadır. Birinci dünya savaşı sonrasında ABD Başkanı Wilson’un hazırlamış olduğu beyanname ile bunu göstermektedir. ABD’nin, tıpkı Suriye’de olduğu gibi Irak’ta yapmış olduğu katliamlar sonrasında Türkiye, başta mülteci sorunu olmak üzere ciddi sıkıntılar yaşamıştır. Nitekim anılandönemde Türkiye ABD’NİN Irak’ta 36.paralelin kuzeyinde güvenlibölge ilan etmişve üniter Irak Devletini Irak Federal Cumhuriyetine dönüştürürken, güvenli bölgeyi de Bölgesel Kürt Yönetimi adıyla ilan etmiştirBugün Suriye’de aynı oyun tezgâhlanmakta yani Suriye Federal Cumhuriyeti yanında Suriye Kürt Bölgesel Yönetimini kurmanın hesabını yapmaktadır.
Son günlerde ABD başkanının tutarlı olmayan beyanatları yanında Dış İşleri bakanının dabölücü terör örgütü ile Suriye’deki Kürtleri bir tutması ve talihsiz beyanatları esef verici olduğu kadar da ürkütücüdür. Sosyal medyaya düşmüş olan bir diğer çirkin söyleme gelince, D. Trump ile senatör L. Graham arasında yapılan görüşme sırasında,” Şu dünyada son istediğimiz şey Türkler ile Kürtler arasında bir savaş”, mealindedir. EY! Efendiler, bu güzel ülkenin insanları arasında bin yıllık bir beraberlik sürecinde aileler arasında kız alıp-verme, kanlarının kanlarına karışmasına bağlı birlikteliği paralı teröristlerinizle bozamayacaksınız. Ülkemin yöneticilerinin de ABD ve diğer ülkelerle ilişkilerimiz söz konusu olduğunda düne yani tarih sayfalarına göz atalım. Saygılarımla 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV