banner153
14 Aralık 2019 Cumartesi

CEHALET

02 Aralık 2019, 09:30
Bu makale 268 kez okundu
CEHALET
KEMALETTİN TEKİNSOY
Bugün size Akyaka’dan söz edeceğim. Devamında da ülkemizdeki siyasetin içler acısı durumundan.
 
Muğla’nın Akyaka Beldesi...
Muğla, ülkemizdeki 2 havaalanına sahip üç ilimizden birisidir. Antalya'dan sonra en büyük turizm destinasyonuna ve Karabük’ten sonra en fazla orman alanına sahip ili.
 
Akyaka Beldesi ise Muğla'nın kelimelerle anlatılamayacak doğal zenginliklere sahip bir beldesi. 5 km mavi bayraklı kumsala sahip, Gökova körfezini kuşbakışı seyreden beldede, yaz ve kış yüksek debiye sahip “Kadın Azmağı” deresi Akyaka’nın içinden akarak Gökova körfezinde denizle buluşur. Gerek Gökova körfezi, gerekse Kadın Azmağı deresi zengin kuş çeşitliliği ve arkaik döneme ait arkeolojik zenginliği ile ülkemizin eşi bulunmaz bir turizm mekanıdır. Kıyıdan itibaren 100 mt mesafede dahi deniz derinliği diz boyunu geçmez ve deniz altı tamamen kumsaldır.
 
Akyaka’ya yapacağınız seyahatte teknelerle hem Kadın Azmağı boyunca hem de komşu yerleşimler olan Marmaris, Datça ve Bodrum kıyılarında, Ege’nin doyulmaz koylarında tekne turlarına, mavi yolculuklara çıkabilir, Gökova körfezinde kite-surf yapabilir, doğa ile iç içe doyumsuz anlar yaşayabilirsiniz. Zengin orman alanları içerisinde doğa yürüyüşleri gerçekleştirebilir tamamen kumsal olan plajlarında denize girebilirsiniz.
Kadın Azmağı’nın denizle buluştuğu Gökova körfezinde yazın en sıcak günlerinde serin sularla buluşabilir, özel merakınız varsa deniz dibinde zıpkınla balık avlayabilirsiniz.
 
*****
Doğanın bu kadar cömert davrandığı bu yeryüzü cennetinde Allahın yarattığı ne varsa mükemmeldir fakat insan eli ile yapılmış pek çok şey berbattır.
Akyaka’nın kent meydanı ve kıyı şeridi, otopark yeri olmadığından araçların işgali altındadır. Kadın Azmağı deresi derme çatma ve imarsız restoranların işgali altındadır. Belde’nin trafiği ile ilgili hiç bir çözüm geliştirilememiş olduğundan trafikte tam bir kaos hakimdir. Altyapı, kanalizasyon ve yağmur suyu toplama sistemleri ya yetersiz veya hiç yapılmamıştır. İmarla ilgili sorunları ise saymakla bitmez.
 
*****
Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde olmasından dolayı yakından tanıma fırsatı bulduğum yörenin bir belediyeci gözü ile baktığımda asla kabul edilemez, belediyesinin ilgisizliğinden çözülememiş ve kendi haline terk edilmiş sorunlarına çözüm üretmek üzere Çevre Bakanlığı olarak bir proje geliştirme zorunluluğu hissetmiştik. Ege’nin incisi olabilecek bu yörenin içler acısı durumda bırakılması asla kabul edilebilecek bir durum değildi.
Bu düşüncelerle, Azmak ile denizin buluşma noktasında bir kent meydanını ihtiva eden, trafik ve otopark sorununu çözen, tur teknelerinin güzergahlarını belirleyen, içerisinde bir balıkçı barınağı, mini golf sahası, halk plajı, yürüyüş parkuru, kuş gözlem evleri, piknik birimleri bulunan bir kentsel tasarım projesi geliştirdik. Proje kıyı boyundaki restoranların siluet bozukluklarını giderecek ve Gökova körfezini Türkiye'nin en büyük Kite-Surf (1) merkezi haline getirecek özelliklere sahipti.
 
*****
Üst gelir seviyesine sahip ve kendilerini ülkenin okumuş, yazmış kesimi olarak gören belde sakinlerinin projeye katılımını sağlamak amacıyla Muğla Milletvekillerinin, Muğla Valisinin, Büyükşehir Belediye Başkanının, Rektör ve Öğretim üyeleri ile sivil toplum örgütlerinin katılımı ile bir toplantı gerçekleştirdik.
 
Kentsel Tasarım Projesini hazırlayan ve toplantıyı düzenleyen kurumun yetkilisi olarak açış konuşmasını yapmak üzere kürsüye çağrıldığımda, tüm kent yöneticilerinin önünde samimi ve içten gelen düşüncelerimi kendileri ile paylaşarak, beldenin ve tüm şehrin hizmet mahrumiyetlerinden duyduğum üzüntüyü belirtip, geliştirdiğimiz projenin belediyenin yapmadığı hizmetleri yapmak üzere bizi zorunlu olarak harekete geçirdiğini, yöre halkına olan saygımızdan dolayı bakanlık olarak devreye girmek zorunda kaldığımızı anlattım.
 
Benden sonra kürsüye gelen Büyükşehir Belediye Başkanı ise hizmet yapamamalarının gerekçesi olarak "muhalefete mensup bir belediye olmalarından ve merkezi hükümetten yeterli destek alamamaktan" bahsetti.
 
*****
Az çok belediyeciliği bilen herkesin malumudur ki, Büyükşehir Belediyelerine merkezi hükümet tarafından iki kanaldan kaynak aktarılır. Birincisi tüm belediyelerin nüfuslarına göre tespit edilen “İller Bankası payı” ve o şehirde toplanan vergilerin yüzdesine göre sabitlenmiş olan “Maliye payı”. Hükümet tarafından belediyelere tahsis edilmiş olan bu kaynaklar kanunla belirlenmiştir ve bir belediyenin muhalefet veya iktidar partisine mensup olması bu meblağların belirlenmesinde ne bir kuruş artmasını ne de bir kuruş eksilmesini sağlamaz.
Zaten Ankara'dan gelen bu meblağlar belediyelerin ancak personel ve zorunlu harcamalarına yetecek miktar kadar olduğundan belediyelerin yatırım yapabilmesi kendi yaratacakları kaynaklara bağlıdır. Şehirlerine büyük yatırımlar yapan belediyelere bir yerlerden gürül gürül para aktığından değil, o belediye yönetiminin oluşturduğu finansal kaynaklar sayesindedir.
 
Son 20 yıl içerisinde Kayseri'de Raylı Sistem gibi, Erciyes Turizm Merkezi gibi, Stadyum ve Spor Tesisleri gibi, Yamula Barajı, Serbest Bölge, Anadolu Harikalar Diyarı gibi büyük projeler gerçekleştirildi ise, Şehrin tamamına ulaşan kanalizasyon ve temiz su hatları döşendi ise, şehir bir baştan bir başa yenilendi, Avrupa başkentlerinden hiç bir eksiği olmayan bir şehre dönüştü ise bunlar Ankara'dan gönderilen paralarla gerçekleştirilmedi. Her şehrin nüfusundan dolayı aldığı pay ne ise Kayseri'ye de o ödendi. Her şehirde toplanan vergilerden yüzde kaçı o şehrin belediyesine yönlendiriliyor ise Kayseri'ye de o kadarı gönderildi.
 
*****
Kentlerde özellikle de büyükşehirlerde zamanla oluşan kent rantları vardır. Bir çok kişi ve kuruluş bu rantların peşine düşer. Becerikli ve dürüst belediye başkanları bir çok riskler alarak bu rantların belediyesinde toplanmasını sağlar ve hizmete dönüştürür. Bazı belediyelerde ise belediye yöneticileri, bu rantları kendilerine, yakınlarına, partililerine veya yandaşlarına yönlendirir. Bahsettiğimiz rantlar bazen bir arsanın akaryakıt istasyonuna dönüşmesi bazen de şahıslara yönelik imar yoğunluk artışı olarak karşımıza çıkar.
 
Merkezi hükümetten gelen kaynaklar yetersiz olduğu için kent rantlarını kullanamayan veya yandaşlarına yem eden başkanlar hizmet üretemezler. Sonra da beceriksizliklerini veya beytülmali birilerine peşkeş çekmelerinin suçunu başkalarına yüklemeye çalışırlar.
 
Otuz küsur yıl belediyecilik yapmış birisi olarak şunu çok net olarak ifade edebilirim ki, bir şehrin gelişmesi, yaşanılır olması, donanımlı hale gelmesi doğrudan o şehrin yöneticilerinin ufukları ile ilgilidir. Bir şehirdeki belediye başkanlarının o şehre hizmet edecek kabiliyette olması ise o şehirde yaşayan insanların ferasetine bağlıdır.
 
Eğer bir şehir halkı hizmet yerine belediyeyi yandaşlarının semirme merkezi haline getirecek başkanlar seçerse, kentte oluşan rantları belediye yerine yandaşlarına yönlendirecek kişileri tercih eder ve aynı şahsı seçmeye devam ederse bizzat kendi şehrine ihanet etmiş olurlar.
 
*****
Velhasıl beceriksiz siyasetçiler, hizmet yapamamasının gerekçesi olarak “merkezi hükümetten yeterli kaynak alamamak” yalanına kendisini de, kendisine oy vermiş kitleleri de inandırmış gözüküyorlar. Aslında insanlar neyin doğru neyin yalan olduğuna aldırmaksızın inanmak istediklerine inanıyorlar. Eğitim seviyelerinin yüksek olduğu ile her platformda öğünen bir kitlenin zavallı müntesipleri, hayatları şeyhlere, şıhlara avkırmakla geçse de düştükleri ideoloji çukurunda aldıkları ağır meditasyon sonucu, çağdaş şeyhlerinin her söylediklerine iman etmeye devam ediyorlar.
 
Burada AK Partili siyasetçilere düşense, kitleleri yalan siyasetinden kurtarmak için belediyelere aktarılan kaynakları şeffaf hale getirmektir.
 
Haftaya birlikte olmak dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum.
 
1- Kite-Surf: Yamaç Paraşütüne benzer paraşütlerle su üzerinde rüzgar etkisi ile sörf yapma sporu.
 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV