banner153
banner156
17 Şubat 2020 Pazartesi

CEMEVİ…

21 Ocak 2020, 09:27
Bu makale 271 kez okundu
CEMEVİ…
KADİR DAYIOĞLU
Sen ne dersen de; Cemevi, Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımızın ibadet yaptıkları mekanlar… İzmir Belediye Meclisi bu gerçeği kabul etti, “ibadethane” olduğun karar verdiler. Ama AK Parti ve MHP’li üyeleri çoğunlukta olduğu Ankara ve İstanbul belediye meclisleri, bunların oyları ile, teklifi ret etti.
 
Adamlar diyor ki; “Buralar bizim ibadet yerlerimiz!” Ama onlar diyor ki; “hayır!” Sana ne kardeşim? Bırakınız insanlar diledikleri gibi, diledikleri yerde ibadetlerini yapsınlar. Bu aynı zamanda laik ve seküler olmanın da bir gereği…
 
Her inanca/inançsızlığa olduğu gibi; “eline, beline, diline!” sahip olacaksın prensibini düstur edinen bir inanç kümesine; Alevilerin ibadethanelerine de  saygı duymak gerekir.
 
Elbette Alevilik, “Sünni İslam” anlayışının dışında bir anlayış. Asırlardır, bu kitleyi, Şia/Caferilik da/de dahil, sünnileştirme politikaları bir sonuç vermemiştir… Bundan sonra da vermez…
 
“Değerler eğitimi” adı altında, “24 saat 365” gün, okullarda “Sünni İslam’ın”, -ki buna bilenler “Emevi İslamı”’ı da diyor-, öğretisini kafalara nakşetmeye çalışılsa da…
 
Biliyorsunuz; Anadolu Aleviliği, İran Şia’sından da çok farklıdır. Anadolu Aleviliği, Anadolunun kadim dönemlerinden izler taşısa da bir Türkmen hareketi olup referansları da Yunus’tur, Hacı Bektaş’tır, Otman Baba’dır, Sarı Saltuk’tur, Edebali’dir, Bedrettin’dir.
 
Yabancılaşan otoriteye karşı birer ayaklanma olan Büyük Selçuklular’da ki Oğuz, Anadolu Selçukluları’nda ki Babailer, Osmanlı’daki Şeyh Bedrettin başkaldırıları birer “Alevi/Türkmen” ayaklanmasıdır.
 
Bu özelliği nedeniyle de, kendilerini “Türk Milliyetçisi” olarak tanımlayanların, “Anadolu Aleviliği” konusunda çok duyarlı olmaları gerekir. Geleneksel din anlayışlarını ile bağdaşmasa bile en azından saygı duymalılar gerekir. Unutmasınlar, bugün yaşayan bir Türkçe varsa, bunun önemli “portörü” Alevi halk ozanlarıdır. Saz şairleridir…
 
O nedenle, bu konuda MHP’nin, çekirdek kadrosu “geleneğe” bağlı; Sultan Yavuz’u kutsayan, AK Parti ile birlikte hareket etmesini pek anlamlandıramadım… Cemevi’niibadethane olarak kabul etmeyişlerinin gerekçelerini açıklamaları gerekir. Yine unutulmasın Alevi/Bektaşiler, laik/seküler Cumhuriyet’in de sigortasıdır.
 
Unutmayın; Ruşen Çakır’ın dediği gibi: “Aleviliğin içerisindeki farklılıkları bahane edip onların taleplerini yok sayma tavrı iflas etmeye mahkum”dur. “Ali’yi sevmek Alevilikse ben de Alevi’yim!” demek anlamsızdır; ucuzculuktur.
***
Ali, dolayısıyla Ehli Beyt sevgisi bir Alevi için olmazsa olmazdır. Amma lakin Alevilik bir inanç, bir yaşam biçimidir. Burada “vahdeti vücut” esastır. “Yedi iklim dört köşede”, her şey de Ali’yi görürler. “Hak-Muhammed-Ali” üçlemesi aslında “teklemesi” bunun bir başka ifadesidir.
 
Büyük ozan, Pir Sultan Abdal; “Hak Muhammed Ali geldi dilime!” der… “Gönlüme” diyenler de çoktur…
***
Bakınız; Alevilik; “…insanlığa yeni kapılar açan büyük düşünce felsefesine yol veren, ilahi Tasavvuf anlayışı ile hayat bulan bir inanç bütünlüğüdür. Hiçbir şekilde ırk, renk ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın, yeryüzünde yaşayan tüm insanların, hatta tüm canlıların yüce yaratanın tecellisi olarak görülmesi, ilkesinden hareketle, tüm yaratılmışların aynı kutsal değerde olduğunu savunan ince tasavvuf anlayışında yaşamın anlamı; kâinatla beraber tüm canlılar, Tanrı’nın özünden yaratılmıştır.
 
Bu nedenle hiçbir şekilde, hiçbir insanın, hiçbir canlının bir diğerine üstünlüğü söz konusu olamaz. Her şey birbirini tamamlar.
 
Alevi İslam anlayışı; Hoca Ahmet Yesevi, Ebul Vefa, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana, Pir Sultan Abdal ve Anadolu erenleri, Kuran’ı en iyi yorumlayan hikmet sahibi velilerin görüşlerinden ilham alarak, hayat alanı bulmuştur.” (Cem Vakfı)
***
Kusura kalmasınlar… Alevilik, bizim “ecmaine” biraz ağır gelir. Odağında, “insan” olan her şey de…
***
Yine biliyorsunuz: Peygamber’le birlikte “abaya” bürünenlerin sayısı beş olduğundan bunlar “hamse-i Âl-i abâ, pençe-i Âl-i abâ” diye de anılmışlar. Bunlar Resulü Ekrem, Ali, Fatıma, Hasan ve “Şahı şehidi Kerbela” Hüseyin
 
Rivayetler arasında Hz. Muhammed’in; “Size iki emanet bırakıyorum. Birisi Kur’an, diğeri de Ehli Beytim!” sözü Hadis kitaplarında zikredilir. Muhtemelen bundan rahatsız olanların; “Ehli Beyt”i çıkartıp, “Sünnetim” diye bir değişiklik yaptıklarını da söyleyebilirim.
***
Mesela Hz. Peygamber’in, ünlü sahabi Selman-i Farisi’yi o kadar kendisine yakın görmüş ki; “Selman, Ehli Beytimden” dediği rivayet olunur.
***
”Pençe-i Âl-i abâ”ya selam olsun diyerek; isterseniz Hatâyi’nin bir türküsünün nakaratı ile noktalayalım:
 
Aman turnam aman aman Ali misin sen
Yoksa hünkâr Hacı Bektaş veli misin sen
Ali sevilmez mi hey dost deli misin sen

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV
banner157