banner37
banner87
27 Eylül 2016 Salı

ÇOLAKOĞLU

20 Mart 2014, 08:02
Bu makale 743 kez okundu
ÇOLAKOĞLU
KADİR DAYIOĞLU
Ortalık toz duman… At izi it izine karıştı…  “Dost belli değil, düşman belli değil!”… Kimin nereye işediği bilinmiyor… Riyakarlık had safhada… “İktidar çalgısına ayak uydurmaya” berdevam… Akıl sır ermiyor… Bunun içinden; “Dozdozun imam da çıkamaz!”
***
“Boş ver Selo, ülkeyi ben mi kurtaracağım; alemin enayisi sen misin?”, diyor bir dosttan söz ediyoruz.
***
Bizim Ömer Çolakoğlu
Bizim “halk filozofu”
Kendisi, “Maykıl”, eşi “Jeyn”
Ayhan Işık gibi yakışıklı…
Erol Taş gibi gaddar…
(Jon veyn)den hızlı silah çeken…
(Klark keybıl)dan romantik…
Muhammed Ali’den sert yumruğa sahip…
 
Canlar tatlısı, Çolakoğlu hasta… Prostat nedeniyle, torba takılmış… Dışarı çıkamıyormuş!.. Dostu, Ali Şahin Feyzioğlu söyledi; Kıvılcım’da… Tabii, üzüldük ama duadan başka bir şey gelmiyor, elden.
***
Konu, “Halk Filozofu” olunca, anekdotlar da peş peşe patladı… Ömer ile yaşıtız, iyi bir radyo tamircisi… Medarı maişet motoru için ta Hakkari’ler dükkan açtı… Güzel de bir motosikleti vardı… Onunla gider işe, tabii dükkanını kapatıp. Dükkanında da veciz levhalar asılı; “Akıl vermeyin!” türünden… Mesela, bir elinde lehim diğerinde havya, lehim yapılacak noktanın üstünde bekliyor, ta ki, sözü bitene kadar…
 
Bir gün işe giderken, bir “bilik” ezmiş, Gültepe’de… Mahalleli başlamış, ölünün etrafında, “ağıt” yakmaya… Mal sahibi de, evladı ölmüş gibi dizlerine vuruyor; “gitti de gelmez yavrum!” Ömer de işe gidecek, bir türlü bırakmıyorlar, yakasını. Çaresiz… Ölü sahibine dönüyor:
- “Bacım, yakamı bırak!”
- “Bırakmam!” “Vay benim ana kuzusu yavrum!”
- “Bacım, yakamı bırak!”
- “Bırakmam!” “Vay benim ana kuzusu yavrum!
Bakmış olacak gibi değil, kurtuluş yok:
- “Bacım, sonunda ölen bir bilik… Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, Vali, Emniyet Müdür olacak değil ya... Sonuçta bir tavuk olacak… Al şu tavuk parasını da yakamdan, düş…”
***
Filozofumuz bir gün belediye otobüsünde… Durağın birinden, bileti olmayan, birisi biniyor. Başlıyor, biletçi ile münakaşaya, “binersin-binmezsin”Çolakoğlu hemen arkadan, sert bir biçimde müdahale ediyor;
-Bırakın o adamı, bileti ben de…
Adamı bırakıyor, biletçi… Birkaç durak sonra da iniyor. Daha sonra Ömer inerken, biletçi soruyor:
-Hani bilet?
-Kaçıyor değiliz ya, bekle sana bir değil on bilet getireyim…
***
Filozofumuz bir tarihte, bir sıkıntı nedeniyle, Adana Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesine gidiyor. Başında kalpak, göğsünde ay-yıldızlı bayrak, ışıl ışıl mavi gözleriyle, sanki Mustafa Kemal… Koğuşa giriyor, ortalığı kolaçan ediyor, bir sessizlik hakim oluyor, bir köşeye varıp oturuyor, kendisine bir ranza seçiyor. Ama birkaç gün hiç kimse ile konuşmuyor? Nihayet, “koğuş ağası” geliyor, hazır ola geçip, tekmil veriyor;
 
-“Falan numaralı koğuş, şu kadar neferle emrinizde, komutanım!”
 
İşin garibi, kısa bir süre sonra Hastane’den çıkacak ama bir türlü çıkartmıyorlar. Nihayet torpil buluyor. Bunun üzerine söylediği söz şu: “Girerken torpil aradık, çıkarken de…”
***
Bir gün Feyzioğlu, arabası ile evine bırakıyor. Bunun altında Filozofumuz kalır mı? Çaya davet ediyor. O da kabul ediyor. Derken yemek geliyor, afiyetle yiyorlar… Çolakoğlu Feyzioğlu’na dönüyor…
 
-Bak Ali ağa, başkaları ‘it atar gibi arabasından indirirdi’. Asaletine kurban olayım, sen öyle yapmadın.
***
Çolakoğlu, hızlı ülkücülerden… Vakti zamanında, Hüseyin Cömert Hocamızla çok çalışmış, dağları taşları aşmış, “dava” için. Gel zaman git zaman, bir seçim esnasında MHP’lilere söylediği şu söz çok müthiş:
 
-Lütfen gelip alır mısınız; verilecek oyum var!”
-“Bir az düşünelim!”.
 
Çolakoğlu’na selam ve sevgilerimi iletiyorum. Bu yazıyı okuyunca; “asil adamın hali başka olur!” diyeceğini, biliyorum. İltifatına şimdiden teşekkür ediyorum. Sağlığına kavuşması dileğimle…
 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV