banner153
banner159
07 Temmuz 2020 Salı

DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI VE HİSARCIKLIOĞLU

31 Mayıs 2020, 10:45
Bu makale 361 kez okundu
DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI VE HİSARCIKLIOĞLU
KADİR DAYIOĞLU
Demokrasi ve Özgürlükler Adası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açıldı. Törende konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Kopuz; ‘…Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ve himayesinde gerçekleştirilen projenin, 3 demokrasi şehidinin hatırasının gelecek nesillere aktarımında önemli bir rol oynayacağını’ ifade eden Kopuz,
 
‘…Sağ olun, siz, bize güvendiniz, inandınız. Bize, Yassıada'yı yeniden inşa projesini üstlenme görevi ve sorumluluğunu verdiniz. Biz de, TOBB ve 137 oda, borsa ortaklığıyla kurulan Gümrük Turizm İşletmeleri AŞ [GİT] vasıtasıyla, bu önemli işi üstlendik’”, demiş… (Kaynak: TOBB)
 
Bu törende bir şey dikkatimi çekti… TOBB Başkanı Rıfat Bey bu toplantıda var mıydı? Vardıysa, konuşmayı kendisi değil de neden yardımcısı yaptı? Yoksa, yok muydu?
 
Rıfat Bey, umarız hasta falan değildir… Yok hasta ise, geçmiş olsun dileklerimizi iletirim… Tabii, ben bu haberi “face”ime alınca bir dostum aradı… O da, bunun nedenini, kadim dostu, “Kayseri temsilcisi” arkadaşa sormuş. Yanıt şu olmuş: “Göz nezlesi!” olduğu için.
 
İnanalım mı? “Göz nezlesinin” ne anlama geldiğini bilmediğim için bir şey diyemem…
 
Dikkatimi çeken bir diğer konu da şu: Gerek TOBB sitesinden ve gerekse basında gördüğüm metinlerde, başta Sayın Erdoğan olmak üzere, konuşmacıların hiç biri, Hisarcıklıoğlu’nu anmadılar…  Oysa, beş yıldır, Rıfat Bey bu işe çok emek vermişti…
 
Diyelim ki, Hisarcıklıoğlu “Göz nezlesi!”, gelemedi. Hiç olmasa, “geçmiş olsun!” dilekleri iletilemez miydi, konuşmaların bir yerinde? Ben rastlayamadım, konuşmalarda… Bilgiyi de TOBB sitesinden ve basından aldığımı yukarıda söylemiştim.
***
Garip değil mi? Diyelim ki hasta, en azından durumu belirtilir, ona da geçmiş olsun dilekleriyle birlikte, bir selam gönderilebilirdi… Neyse!.. Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış.
***
TOBB’u temsilen konuşan Kopuz; çayırına, ağacına, çiçeğine kadar, fiziki yapılanmaları bir bir saymış. Nedense, harcanan parayı unutmuş… Bir de bu işin yüklenicisi ya da yüklenicilerine teşekkürü… Öyle ya, yüklenicisi kim? Tabii, bu tür tesislerin açılışında, mutadı veçhile, yüklenici temsilcisi, kısa da olsa bir konuşma yapar. O da gözükmüyor, haberlerde…
***
Beni ve aslında TOBB üyelerini asıl ilgilendiren konu şu olmalı: Değerli büyüğümüz Rıfat Bey, bu proje, kurumunuza, kaça patladı ya da ne harcadınız? Umarım merakımızı giderirsiniz… Mesela, birkaç yüz milyon doları buldu mu?
***
Konuşmalarda bir şey daha dikkatimi çekti… Darbe yapanların hepsi “tu kaka” edildi. Ama sadece merhum Türkeş hariç… Neymiş, “idamların yapılmaması için sürgünde bulunduğu Hindistan’dan mektup göndermiş, Cemal Gürsel’e!”
 
Demek ki, eyleme katılmak anormal ama hem katılıp ama “idamları istememek!” teşekkür nedeni!.. Peki, benzeri bir mektubu İsmet Paşa da göndermişti… Ona ne diyeceksiniz? Paşa, ihtilal teşvikçisi, idamların baş sorumlusu  ama mektup gönderen merhum Başbuğ’a söz yok; üstelik teşekkür var…
***
Peki, bu “sulh çubukları”, Cumhur İttifakı nedeniyle mi yakıldı? Zannımca öyle… Zira, ben biliyorum ki gerek “1946 Ruhu” ve gerekse “Milli Görüş” geleneğinden, bu konuda, Merhum Türkeş ile ilgili, hiç de iyi laflar duymadığımı rahat söyleyebilirim. Hakkı teslim etmek gerekir: Ama tek ortak paydaları, “anti komünist cephede” birleşmekti.
 
Bunların nezdinde Başbuğ hep; “Darbenin Kudretli Albayı ve idamların baş sorumlusu” olarak anıldı… Nitekim, Türkeş o kadar güçlüydü ki darbe sabahı, “Başbakanlık Müsteşarı” görevini üstlendi; o meşhur bildiriyi radyodan okudu. Sonra, Milli Birlik Komitesi bölündü… Türkeş de dahil “14 kişiyi” yurtdışında görevlendirdiler… Türkeş, Hindistan’a gönderildi… Sanırım, iki yıl kadar dışarıda kaldı… Siyasal tarihte bunlar; “14’ler” diye anılır…
***
Tabii, bu tasfiye için ciddi bir iddia var. O da şu: Nato dahil, dış dünyanın, yönetimi biran önce sivillere devri konusunda baskı yapıldığı söylenir. Bu noktada “14’ler” buna karşı çıkıyormuş… Demem o ki, “darbecilerin”, idamlara karşı “rahmet” ama diğerlerine lanet!.. Anlayamadım, doğrusu…
***
Merhum Türkeş’in 27 Mayıs darbesindeki rolü ve ağırlığını görmek isteyenlere, hemşerimiz Hulusi Turgut’un hazırladığı, Türkeş’in anılarını tavsiye ederim… Tabii, “14’lerden” Orhan Erkanlı’nın “Anılar, Sorunlular, Sorumlular” kitabı da okumaya değer.
***
Son sözüm şu: Açılışta ki konuşmaları görmesem, yazının son bölümüne gerek duymazdım… Ama duramadım… Bakınız, Başbuğ merhum Türkeş de dahil, darbecilerin hiç biri anılarında, “darbe” ile ilgili, “pişmanlık”, “yanlışlık”, “nedamet” sözü sarf etmez!.. Hep, “darbenin” meşruluğunu savunurlar.

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV