banner167
banner165
27 Ocak 2021 Çarşamba

DEVA PARTİSİ ve DUYDUKLARIM, BİLDİKLERİM, GÖRDÜKLERİM

05 Aralık 2020, 08:35
Bu makale 804 kez okundu
DEVA PARTİSİ ve DUYDUKLARIM, BİLDİKLERİM, GÖRDÜKLERİM
KADİR DAYIOĞLU
Deva Partisi lideri Ali Babacan, harıl harıl il kongrelerine katılıyor. TV’ler pek yer vermediğinden, internet medyasını tercih ediyorlar. Bunu da iyi kullanıyorlar. Belli ki, çok iyi yetişmiş ve dinamik bir ekibe sahip. Anında canlı yayına geçiyorlar, benim de telefondan haberim oluyor. Olabildiğince, buradan izlemeye çalışıyorum.
 
Güzel şeyler söylüyor… Çok sakin… Bu özelliği diğerlerinden farkını ortaya koyuyor… Telefondan izlerken ilginç, ilginç olduğu kadara da düşündürücü mesajlar görüyorsunuz… Taktirlerini, desteklerini iletenler kadar; “küfür” dolu mesajlara da rastlıyorsunuz…
 
Belli ki, Babacan AK Parti’yi hayli hırpalayacak. Anketlerde gözüken oyun çok üzerinde oy alacak… Yoksa, bu kadar “hırçın” tepki olmaz. Bir de, aleyhte mesajlara bakınca, “bir merkezden” yönetildiği gibi intiba da bırakmıyor, değil.
 
Yine bu mesajlara bakınca; partili/sempatizan ve karşıtı “troller”in seviye ya da nitelik farkını rahat görüyorsunuz…
 
Babacan, neredeyse, il kongrelerini bitirmek üzere. Ama Kayseri’nin üstüne ölü toprağı serilmiş gibi, kurucuları arasında bulunan Kayserili iki ağır topa rağmen… Birincisi, Candan Karlıtekin, diğeri de eski ANAP Milletvekili, Ankara’da mukim, Kayseri ile pek ilgisi kalmayan Seyit Halil Özsoy
***
Karlıtekin’i, kadim dostum, arkadaşım Mehmet Doğan (Kayserili) ile amcası terzi, Mehmet Karlıtekin vasıtasıyla ve gıyaben tanırım… Mehmet’i, merhum Nurettin Topçu Hocamızın, “IV. dönem (1966)” Hareket Dergisi’ni çıkartan ekibin önde gelenleri arasında görüyoruz. Bugün, yaygın bilinen Mehmet Doğan’dan ayırmak için bizimkisine “Kayserili”, diğerine “D. Mehmet Doğan” derlerdi. Hareket’te yazıları çıkardı…
***
Mehmet, o zaman İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuyordu. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirmişti… Hocamızın, Lise’de öğrencisi olduğunu sanmadığını söylemişti Ezel Everdi. Ezel de, Muzaffer Civelek de Hocanın okulda öğrencisi idi.  
 
Dergi, Hoca’dan sonra Ezel ile anılır oldu. Yine Ezel, hayatta tanıdığım en sakin, en kararlı insanlardan birisi… O yıllarda bile tam bir derviş gibi yaşardı. İstanbul Tıp’ta okurdu. Devamsızlıktan okuldan uzaklaştırıldı. Sonra çıkan “aflar” nedeniyle, nice sonra doktor oldu.
***
Mehmet’in abisi, Doğan Abi de İktisat Fakültesi’nden mezundu. M. Necati Büyükkurt, Osman Selim Kocahanoğlu fakülteden aynı dönem… Benim de bir yıl gitmişliğim var bu okula… Bunlar da Hareket’e gider gelir, arada bir yazıları çıkardı. Yazı kadrosunda kimler yoktu ki? Kayseri’nin, dönemini iyi topçularından, elektrikçi Yılmaz Çerçi, Mehmet ile bacanak olurlar.
***
Ben, İkinci yıl Ege Üniversitesi Ziraat, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği derken, Talaslı Ziya Çalışır’ın, bir Pazar günü, tesadüfen, Yıldız Teknik’in elektrik bölümünü, Hürriyet Gazetesi’nde, kazananların listesinde, ismimi görüp bana “müjde!” vermesi üzerine, Diş Hekimliği’nden kaydımı alıp Yıldız’a gittim, biraz da “baba mesleği” diye...
***
Okullar kayıt yaptırtacakları bölümlere asar ve gazeteye ilan verirlerdi. Zira, kayıt süresi sınırlı olup, kontenjan dolmazsa, sürekli yedek liste yayınlanırdı. Ziya, görmese, herhalde ben, Diş Hekimliği’nde okumaya devam edecektim.
***
O dönemle ilgili bir bilgi daha vereyim. O zaman üniversite/yüksek okulların bulunduğu İstanbul, Ankara, İzmir, Erzurum, Trabzon ve öğretmen okulları/Yüksek İslam Enstitülerinin bulunduğu yerlerdeki dost, akraba, arkadaşlar takip ediyordu listeleri ve bildiriyordu, bizlere, “yıldırım telefon” ya da telgrafla... Haberi alınca, hemen, o zamanın ulaşım imkanları ile apar topar ulaşıyordunuz kayıt için… Ne sıkıntılı günlerdi…
***
Bir de o yıllarda, 1960’lar ve hemen öncesinde İTÜ, ODTÜ, Yıldız Teknik vs. müstakil sınav yapar ve buna göre öğrenci alırdı. Diğerleri ise, “merkezi sistemle”… Sınavlar da müstakil sınav yapanların okullarında ve sayılı illerde yapılırdı. Mesela biz, ilk sınava Ankara Atatürk Lisesi’nde girmiştik… İkincisine yine ben, İstanbul’da…
***
Candan Beyin, amcası “Terzi Karlıtekin” ile uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz oldu… Hayatta mı bilmiyorum. İşi uzattım biliyorum… Ama şunu da anlatmak durumundayım: Bir de Türkiye Karlıtekin’i, THY Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan tanır… Muhtemelen Abdullah Beyin dahli var bunda… Bir de, Macit Gül ile alışveriş ilişkisi söz konusu edildi, Kadir Has Stadı inşaatında…
 
O zamanki basından öğrendiğimize göre, Karlıtekin, sonradan tasfiye edilen, yüklenici “Paşalı İnşaatın” demir/çelik işlerini yapan yüklenicisi… Hatta, bu “yüklenici” işine Macit Gül’ün de adı karışınca; “yüklenici değil, tedarikçiyim” falan demişti… Bir de, Paşalı’dan demir, çimento, beton, nakliye vs. alacaklılarının paraları nasıl ödendi? Nitekim; Özhaseki; “ben bunlara karışmam!”, demişti. Bir de ikmal işi ihaleye çıkmış, nedense sonra, Büyükşehre bağlı İmar AŞ’nin tamamlamasına karar verilmişti.
***
O günlerde, iddiadan öteye geçmeyen “borç/alacak” ilişkileri ile akçalı işleri en iyi Paşalı, Başkan Özhaseki, emanete işi bitiren İmar AŞ Başkanı Mehmet Tarınç, Karlıtekin ve Macit Gül bilir… Olay, o günlerde, basına yansıdığından bu kadar hatırlatma ile iktifa ediyorum. Merak eden, arşivleri karıştırabilir.
***
Yine Kayseri’nin tanıdığı, DEVA Partisi kurucus Seyit Halil Özsoy’a gelince, onunla, ANAP’ta, birlikte,  siyasi bir geçmişimiz var... Bir akşam, rahmetli Muzaffer Tok ile bağımıza gelerek tanışmıştık…  Rahmetli Muzaffer, bu tür işleri çok severdi. O nedenle, yakından iyi tanıdığımı sanıyorum…
***
O yılları, uzun uzun anlattım, yayınlayacağım anılarımda. O nedenle bu kadarla iktifa ediyor, “iki ağır topa” rağmen, neden Deva Partisi, Kayseri teşkilatının kurulamadığı sorusu, ortada duruyor. Bir ay önce, kurucu il başkanı açıklandı ama devamı gelmedi. Neden? Sıkıntı nerede?
 
Yoksa, “iki ağır top” ilgilenmiyor mu? Yok ilgileniyorlarsa, tanıdıklarından, dostlarından bir olumlu tepki mi alamadılar? Alamadılarsa, kendileri ile ilgili Kayseri kamuoyunda oluşan intiba mı buna engel? Ya da Kayseri’de bir teşkilat kuramayacaksanız, ne diye “Kurucular Kurulunda” görev aldınız, ki?
***
Tabii, “girmek” isteyip de yerel ve genel iktidarın “hışmından” çekinenleri değerlendirme dışı bırakıyorum. Zira, Kayserili, ucunu görmediği bir tünelin içine girmez. Muhterem Kayseri ahalisinin böyle bir huyu var!.. Yılların siyasi deneyimi bana bunu gösterdi.

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV