banner87
17 Aralık 2018 Pazartesi

DUL PAZARI VE HEYKELİ

07 Ağustos 2018, 07:33
Bu makale 277 kez okundu
DUL PAZARI VE HEYKELİ
KADİR ÖZDAMARLAR
Yıllar önce Kayseri eşrafından biri ile sohbet ederken eskiye dayalı şöyle bir bilgi vermişti:”Savaş sırası. Bir gün bir vesile Celal Bayar, Nuh Nacı Yazgan merhumla konuşurlar. Celal Bayar şöyle bir tavsiyede bulunur:
-“Nuh Naci Bey! Kayseri’den tehcir sebebiyle, birçok Ermeni esnafı “Kayseri’den ayrıldı. Biliyoruz ki bir çoklarının dükkanı hala kapalı. Asker kaçakları da çok. Kayseri dullar ordusu. Bu kadınlarımızı evvela ekonomimize kazandırmamız lazım. Kapalı Çarşı’nın bir bölümü bu kadınlarımıza tahsis edilirse; kadınlarımızın imal ettikleri süte, hayvancılığa, el sanatlarına dayalı vs. ürettikleri mutlaka ekonomimize faydalı olacaktır.
İkincisi bu Ermeni vatandaşlarımıza ait kapalı dükkanlar, itimat edilen kişilerden kurulan bir heyetle teker teker açılmalıdır. Askere yarayışlı kumaşlar orduya verilmeli, diğer mallar da esnaflara satılarak devlete verilmelidir. Bu kadar insanımız boş oturamaz! Mutlaka ekonomiye katılımları sağlanmalıdır.”
N.N. Yazgan zeki bir adam. Derhal bu tavsiyeleri yerine getirir. Kadın emeğini ekonomimize kazandırmak için hemen Kapalı Çarşı içerisinde bir bölümü” Dul Pazarı” adıyla bir pazar yeri kurulur. Uzun süre bu pazarda dul kadınlarımız süte, yüne ve diğer emeğe dayalı ürettikleri şeyleri satarlar.”Türkiye Cumhuriyeti Malul Gaziler Büyük Ticaret Salnamesi, İstanbul 1928” adlı eseri gözden geçirirken aynı çarşıda 1928 yılı Salnamedeki esnaflar şunlar geçmektedir ki, Dul Pazarı demek ki o yıl kadar görev yapmış ve çarşı yeniden erkeklerin eline geçmiştir. Çarşı attarlar çarşısı olarak görev yapmaya başlamıştır.
Kayseri’deki Attarlar şunlardır: ”Ahmet Oğlu Mehmet, Arpacızade Galip, Akçakayalızade Hacı Mustafa, Emin Oğlu Halit, İnceoğlu Şükrü, Balcızaden Ahmet, Nacaroğlu Mehmet, Caferzade Ömer, Cıngıllızade İsmail, Hacı Bayramzade Şaban, Hacı Musa, Hacı Halilzade Hamdi, Hacı Mühürlüzade Mustafa, Hasan Onbaşızade Ali, Hilmi Oğlu İbrahim, Sıvışzade Hacı Mehmet, Dursun Ağazade Mehmet, Kapıcızade Fikret, Miyaszade Hacı Mehmet, Mevlevizade Hacı Hamdi, Vartılızade Veysel, Hidayetzade Ahmet.”
Demek ki savaş sırasında açılan bu Dul Pazarı savaş sonrası, 1927 yılında görevini tamamlamış ve attarlar çarşısı olmuştur! Bugün ise bu çarşı değişik esnaflara hizmet vermiştir.
Tarih bir milletin hafızasıdır. Tarihini bilmeyen, geleceğe emin adımlarla yürüyemez. İşte yanılmıyorsam bir zamanlar Büyükşehir Belediyesi Kültür Danışmanlarından Kayseri sevdalısı Mehmet Çayırdağ’ın gayretleri ile bu Dul Pazarı’nın olduğu yere bir levha asılmıştı. Ayrıca bir tarih şuuru aşılamak, insanımıza örnek olmak üzere bir de çarşı girişine küçük ama anlamlı bir de kadın heykeli dikilmişti. Çok da insanımızın dikkati çekilmiş ve İstiklal savaşının ne zorluklarla yapıldığının bir gerçek belgesi olmuştu.
Fakat görülüyor ki bu tarih şuuru heykel bazılarının karnını ağrıtıyor. Heykelin gerekçesini açıklayan bir levha vardı. Bir gün baktık ki bir karnı ağrıyan kişi veya kişiler levhayı boyamışlar. Fakat bir şuur bu levhayı yeniden diriltmişti! Bu kitabe boyanmış ve yeniden yerini almıştı.
Biz de sanata karşı ve hele heykele karşı uzun yıllar “şaşı bakış” vardır. Türk halk müziğinin yüz akı bir Ahmet Gazi Ayhan’ımız vardı. Yetiştiği Akçakaya Köyü’nde bir heykeli vardı. Bir duyduk ki aynı köyün içinde biri bir bölümünü kırmış. Herhalde karnı ağrımış. Olayı bilen birinden olayın aslını öğrenmek istedim: ”Gıcık kapmış da onun için kırmış!” Tam bir ruh hastalığı.
Bir vahim olay daha! Bu konuda hiçbir resmi bilgi almadım. Basından öğrendiklerime göre: 1.Melikgazi Belediyesi buraya 15.Temmuz anısına heykel dikecekmiş, 2.Çarşı esnafı bu heykeli burada istemiyormuş, 3.Heykelin bayrak direği iki de bir kırılıyormuş vs.
Birbirimizi niçin kandırıyoruz! Yahu biz birileri para kazansın diye koskoca Kapalı çarşının nerdeyse dörtte birini dükkân yapmak için yok ettik. Bir eski Kayseri fotoğrafına yüreğiniz yetiyorsa baksanıza. Bir hatırlatma daha yapayım. Şayet Bu “istemezük” diyenler çarşı esnafı ise yahu kaleye yaslanmış bütün dükkanlara bakınız hepsi sonradan yapılmış ekleme yapılar! Bu Kayseri bu hırsları yüzünden iki defa seçilmiş Belediye başkanı ve bir dönem baro başkanlığı da yapan Necmettin Feyzioğlu baskılara dayanamamış istifa etmesine sebep olmuştu!
Bu heykelin kaldırılmasında iki kişinin adı geçiyor: 1.KTO Başkanı Ömer Gülsoy, 2.Melikgazi Belediye Başkanı Dr. MemduhBüyükkılıç 3.Çarşı esnafı…
Lafı uzatmanın bir anlamı yok. İbrahim Pekbay dostumuzun yazısında sorduğu soruyu ben de soruyorum:” …Neden o heykelin oradan kaldırıldığını akıl ve mantık ölçüleri içerisinde bize anlatın. ”Peki, bu konuda “Anıtlar Yüksek Kurulu” neden bir çift laf etmez?
Fakat bu olay o kadar ucuz değildir. Kayseri bu kadar sahipsiz midir?

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV