banner153
03 Temmuz 2020 Cuma

DÜNDEN BUGÜNE TÜRKİYE’NİN YÖNÜ VE YOLU HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME

19 Şubat 2020, 09:28
Bu makale 940 kez okundu
DÜNDEN BUGÜNE TÜRKİYE’NİN YÖNÜ VE YOLU HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME
ABDULKADİR YUVALI
Türk tarihinin en eski devirlerinden günümüze uzanan zaman sürecinde, Türklerin yönü ve yolu doğu-batı yönünde olmuştur. Bilinen en eski Türk hareketlerinden birisi olarak bilinen ve kabul edilen Saka Türkleri, zaman içinde İskitler adıyla Anadolu ve Karadeniz’in kuzeyinden Doğu Avrupa’ya kadar uzanmışlardır. İtalya’nın antik çağının mimarı konumundaki Etrüskleri de unutmamalıyız. Bu yüzden Batı dünyasının antik çağlarında Türkler vardı ve bugün yapılan biyolojik araştırmalar da bu görüşü desteklemektedir. Başka bir ifadeyle Avrasya tarihinin hangi döneminde olursa olsun TÜRKLERİ çıkardığınız takdirde, Avrasya tarihi anlamsız kalmakta yani sorulacak sorulara cevap bulamazsınız. Şu hâldeTÜRK HAREKETİNİN YÖNÜ DOĞU-BATI İSTİKAMETİNDE olmuştur.
Büyük Hun İmparatorluğu, Uluğ Türkistan’daki döneminde sürekli olarak Çin İmparatorluğu ile mücadele halinde olmuş ve Çin Seddi, böyle bir dönemde gündeme gelmiştir. Aynı şekilde bu devletin, hayatında hatta Türk dünyası tarihinin en derin izlerinden birisi konumundaki TÜRK DEVLET GELENEĞİNİN kurucusu METE HAN,bu büyük hareketi sistematik halde hayata geçirmiş olan devlet adamı da BİLGE TONYUKUK olmuştur. Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti’nin teklifi ve kardeş Türk cumhuriyetlerinin ayrı ayrı vermiş oldukları destekler sonucu UNESCO tarafından 2020 yılı BİLGE TONYUKUK YILI olarak kabul edilmiştir. Bu iki büyük Türk insanı ve devlet adamını saygı ve rahmetle anıyoruz ve dünya durdukça da anılacaklardır. Büyük Hun İmparatorluğu’nun zaman içinde Güney ve Kuzey Hun devletleri olarak ikiye bölünmesinde dönemin emperyalist devleti Çin İmparatorluğu olmuştur.Nitekim bu ayrılığı takiben yaşanmış olan olaylar sonrasında Doğu-Batı yönünde başlatılmış olan Türk hareketine bağlı olarak Avrupa tarihinde derin izler bırakmış olan AVRUPA HUN İMPARATORLUĞU ve ATİLLA ve ardıllarının günümüzdeki temsilcisi Macaristan olmuştur. Bu isim, Osmanlı’nın Avrupa içlerine doğru uzandığı sırada biz Türklere yardımcı oldukları için Hun Türklerinin adını yardımcı manasına gelen Macar adı verilmiştir.
Türk tarihi temelinde bir değerlendirme yapacak olursak, Uluğ Türkistan’daki hemen bütün Türk devletlerinin yönleri ve yolları batı yönünde olmuş v e gitmiş oldukları yeni yurtlarında umumiyetle aynı veya benzeri adlar altında Türk devletleri tarih sahnesine çıkmıştır. Bu konuda istisnaların olmadığı da söylenemez. Türk devlet geleneği merkezli kurulmuş olan Türk devletlerinin yönlerini ve yollarını ayrı ayrı verecek olursak bize ayrılmış olan sayfa sayısı yüzlerle ifade edilmelidir diye düşünüyorum.
Bu konuya Türkiye Cumhuriyeti merkezli bakacak olursak durumun farklı olmadığı görülmektedir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, 20 asrın dahi insanı ve Türk çağdaşlaşma hareketinin önderi ATATÜRK, söylemleri ve eylemleriyle bunu ortaya koymuştur. Bu yüzden, ağırlıklı olarak tarih ders kitaplarında kaleme alınacak kitaplarda, belgesellerde v e hatta romanlarda şu hususun yer alması, konuyla ilgisi olan bütün dostlarımın dikkatlerine sunmak istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş İlkeleri yani günümüzdeki adıyla Atatürk İlkeleri, Türk devlet geleneğinin 20. Yüzyılın şartlarında yaşanır konumda yani çağdaş manada hayata geçirilmesidir. Bu hareketin mimarı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Türk Çağdaşlaşma Hareketinin öncüsü Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmuştur. ATATÜRK’ÜN, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikası konusundaki vasiyetine gelince;
1)   Küresel Güçlerin peşlerine takılmayınız.
2)   Komşularınızla yakın iş birliği (Siyasi, Kültürel, Ekonomik vb.) içinde olunuz. Tıpkı
Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde birbiri ardınca savaş halinde olduğumuz komşularımızla yapılmış olan Balkan Birliği (Paktı) ile Sadabat Paktı misallerinde olduğu gibi…
3)   Müslüman din kardeşlerimiz Arap ülkelerinin iç işlerine karışmayınız.
4)   Dilleri, dinleri ve tarihleri yönüyle Avrasya coğrafyasında, bizim nüfusumuz
Oranında Türk kardeşlerimizin yaşamakta oldukları Sovyetler Birliğiyle iyi geçininiz. Bu son derece anlamlı hatta önemli olan vasiyetlerin cumhuriyet hükümetlerince ne ölçüde dikkate alınmış olduğu hususunu siz değerli okuyucularımın takdirlerine bırakıyorum. Bugün gelinen noktada; dış politikada Küresel Güçler, ekonomide Küresel Şirketlerin etkin olmadıkları söylenebilir mi? ATATÜRK’ÜN vasiyetlerinin yeterince dikkate alınmaması sonunda, ülkemiz söz konusu küresel güçlerin siyasi entrikalarının da etkisiyle konu-komşu ülkelerle gergin bir ortam hatta savaş tehlikesinin gündemde olmadığı söylenebilir mi?
Yakın tarihlere kadar dünya ülkeleri arasında ürettiği gıda ürünleri kendisine yeterli yedi veya dokuz ülkeden birisi iken, üretmeden tüketme, kazanmadan harcama gibi bir sosyal hastalığın zihnimizi ve bedenimizi sarmamış olduğu söylenebilir mi? Son yıllarda yine küresel güçlerin üretmiş olduğu stratejiler ve çirkin hesapları uğruna yaklaşık 900 Km. uzunluğunda ve doğal olmayan bir sınıra sahip olduğumuz Suriye’de yaşananların faturası da son derece ağır olduğunu düşünüyorum. BOP merkezli olarak Suriye’de çıkartılmış olan kriz ve halen devam etmekte olan anlamsız savaş sürecinde; Okyanus ötesinden gelen ABD, bölgedeki terör örgütlerinin hamisi olmuş ve Suriye topraklarında Fırat Nehri’nin Doğu’sunda hava sahasında hâkimiyetini kurmuş, petrol kuyularına konmuştur. Bu hesapla terör örgütlerine bedavadan göndermiş olduğu yüzlerce tır dolusu silahların yönü kime olacaktır.  Rusya, yakın tarihinde en büyük emeli,hesabı sıcak denizler olmuştur.Bugün Suriye’nin batısında hava sahası hâkimiyeti ve petrol kuyularını kontrol altında bulundurmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti, bir sınır komşusuyla bağlarını ciddi manada kopmuş, bir yanda terör örgütleriyle diğer yanda rejim güçlerine karşı sınırlarını koruma mücadelesi vermektedir. Ancak karşımızda Suriye değil, küresel güçlerin stratejileri vardır. Şu hâlde, Türkiye Cumhuriyeti’nin yönü batıda olmalı, komşularıyla çok yönlü iş birliği içinde emperyalist güçlerin kirli hesaplarını göz önünde bulundurmalıdır. Türkler engin tarihlerinde mazlumların, mağdurların hamisi olmuştur. Bugün de bizim Türkiye olarak yönümüz ne Orta Doğu ve ne de Afrika değil, batı dünyası olması düşüncesindeyiz. Saygılarımla. ayuvali48@gmail.com 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV