banner87
banner148
19 Eylül 2018 Çarşamba

ERDOĞAN VE GÜL

11 Temmuz 2018, 07:40
Bu makale 196 kez okundu
ERDOĞAN VE GÜL
KADİR DAYIOĞLU
Tayyip Bey ve Sayın Gül kader birliği! Yapmış iki siyasi… Birlikte çıktılar yola; birlikte yürüdüler yağan yağmurda… “Her şey bana seni hatırlatıyor!” şarkısını birlikte okudular… Halef, selef oldular… Gel zaman git zaman yolları ayrıldı…
***
Burada sorulması gereken temel soru şu: Siyasette, “dostluk” olur mu?
***
Siz düşünmeye devam edin, biz devam edelim, konumuza… Sayın Erdoğan görkemli bir törenle “yeni Türkiye’nin” 13. Cumhurbaşkanı, pardon “Kurucu Başkanı” oldu… Nedense, dışarıdan gelenlerin ülkelerinde demokrasi olmadığı gibi, olanların ki de sorunlu… Yani, demokratik standartları yüksek bir ülke temsilcisi yoktu. Neden? Bilemiyorum…
***
Abdullah Bey de Külliye de görkemli tören yapılmadan bir gün önce babası Ahmet Hamdi Gül ve diğer aile fertlerinin kabrini ziyaret etti, ederken de yalnızdı…Yanında kardeşi Macit Gül ve birkaç aile ferdi vardı…
 
İkbal dönemlerinde, etrafında pervane gibi dönenlerin; “Abdullah Abi, Abdullah Abi!”, “Abdullah Abime laf söyletmem, arkadaş!” diyenlerin yani Kayseri“ulularından”kimse yoktu…Hatta, mezarda, Yasin Suresi’ni cep telefonundan dinlemiş abi, kardeş…
 
Oysa, eskiden böyle mi olurdu? Hafızlar sıraya girer, “bölüm bölüm” okurlardı, hem de yarışırcasına… Sonunda duasını da ya Müftü Efendi ya da Necmettin Nursaçan Hoca yapardı…
***
Peki, şimdi neden yoklardı, etrafında pervane gibi dönenler? Nedeni çok açık… Kıvırtmaya gerek yok… Zira, artık Abdullah Bey, “sakıncalı piyade” olmuştu artık… Zira; Sayın Gül ile kareye girenlerin “aforoz edilme” ihtimali çok güçlü… Evet. Siyaset, böyle acımasız bir şey… O nedenle sordum; “siyasette dostluk olur mu?”, diye
***
Anlaşılan, bizim “ecmainin” semtine, “ahde vefa” duygusu hiç uğramamış… Çok acı değil mi? Ha. Bunları yazarken “insanlık duygularım” ağır bastığından… Öyle ya, Abdullah Bey ile fikren, zikren ortak paydam olmadı; hayatta bir fincan kahvesini, bir bardak çayını da içmedim. Birkaç kez uzaktan merhabamız, bir telefon konuşmamız oldu, o kadar…
***
Tabii, Sayın Gül ile ilgili, hem Lise’den ve hem de İstanbul’dan tanıyan birkaç arkadaşının anlattıkları ile hakkında, epey bir bilgi sahibiyim…
***
Peki, bunu neden yazdım… Kayseri Olay Gazetesi internet sitesinde yayınlanan ve “yalnızları” gösteren fotoğrafı görünce, dayanamadım, yazdım… Yapmayın, etmeyin, çok ayıp, insanlığa yakışmaz bu dedim…
 
Büyük söylemeyim Sayın Gül’e yakın olsaydım, “Abdullah Abi!”, deseydim; “kırk yıl hatırı olan” bir fincan kahvesini içseydim ve her şeyden önce aktif olarak AK Parti’de siyaset yapıyor olsaydım, mutlaka yalnız bırakmazdım Sayın Gül’ü…
***
Bakınız; benim için, “ahde vefa”, milletvekilliğinden de, bakanlıktan da, belediye başkanlığından da önemli… Tabii, bu keyfiyeti, özellikle “dini”, “imanı”, “İslam’ı” dilinden düşürmeyen, “dava adamlarının!” bilgisine sunarım… Siz siz olun da, “Ahde vefa!” duygusunu köreltmeyin.
 
Aslında, bugün “ikbal peşinde koşanların”, gelecekte, Abdullah Beyin durumuna düşmesi de kaçınılmaz… Bunlara örnek olsun, “yalnızlığı!”
***
Ha. Ne diyeceklerini biliyorum; “Abdullah Bey davaya ihanet etti!”
***
Diyeceksiniz ki; “sen ne diyorsun arkadaş… Baksana, Gül, Erdoğan’ın cülus töreninde en ön sırada oturuyordu… Araları soğuk olsa, böyle bir tablo olur muydu? O nedenle münafıklık yapma!”
***
Bunu bana diyecekler de yerden göğe kadar haklı… Haklılar da amma Kayseri ziyaretinde kimseler yoktu, Gül’ün etrafında. Peki, neden? Bunun da bir izahı olmalı… Kusura kalmayın; “korku dağları sarınca!”, karanlıkta bile ıslık çalmaktan çekinir insanlar…
***
Tabii, çok çok azınlıkta olan, dostluğa, “ahde vefa duygusuna” önem verenler, “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olduğuna inananlar”, hariç…
***
Tayyip Beyin“yemini” ile ülkemizin “makûs talihi” yenilecek; “kanat takıp uçacağız”… Sayın Erdoğan, “yeni Türkiye’nin”“ilk başkanı” olunca; çağ atlayacağız, dünyanın “ilk 10” ülkesi arasına gireceğiz, sürekli “yüzde 5 enflasyon, yüzde 7 kalkınma hızı” sağlayacağız, dövizin beli kıracağız, “cari fazla” vereceğiz, herkesin yüzünü güldüreceğiz, “lider ülke” olacak; tabiri caizse,“kısrak ve nal seslerimiz”, dünyayı inim inip inletecek…
***
Vallahi, bunları ben söylemiyorum… Söylenenlere, yazılanlara, çizilenlere bakınca bunun böyle olacağını anlıyorsunuz… Anlayınca da şu hayıflanmayı yapıyorsunuz; saniyen 16, salisen 95 yıl, boşa akıp gitmiş…
***
Geç fark ettik; “başkanlık” denilen “sihirli” değneği… Bun gösterdiği için, “yeni Türkiye’nin” mimarı ya da ilk harcını koyan Devlet Beye medyunu şükranız…
***
Tabii, kabine açıklanınca, piyasaların tepkisi de sert oldu… Döviz fırladı… Bir ara, bir Dolar, 4,72 TL’yi gördü…
***
Yeni dönemin, “Yeni Türkiye”nin hayırlara, esenliklere, güzelliklere vesile olmasını diliyorum…

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV