banner153
20 Ocak 2020 Pazartesi

ERMENİ TARİHİNDEN KESİTLER (Ermenilere Yönelik Tehcirler)

04 Aralık 2019, 09:38
Bu makale 260 kez okundu
ERMENİ TARİHİNDEN KESİTLER (Ermenilere Yönelik Tehcirler)
ABDULKADİR YUVALI
Ermeniler, yaklaşık olarak 600 yıl boyunca tarihlerinin en huzurlu dönemini Osmanlı yönetimi altında sürdürmüşlerdir. Ancak Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinde sömürgeci bazı ülkelerin tahrik, teşvik ve her türlü desteğiyle isyan etmişlerdir. Zira dönemin ABD Başkanı Wilson’un çağırısı adeta isyan fitilini ateşlemiştir. Ermeniler, bağımsızlık iddiasında bulundukları Kafkasya ve Doğu Anadolu’nun hemen hiçbir yerleşim merkezinde çoğunluğu teşkil etmiyorlardı. Bu yüzden sadece Osmanlı Devleti’ne karşı isyan etmekle kalmadılar Kafkasya ve Doğu Anadolu’daki savunmasız konumdaki Türklere yönelik bir soykırımı söz konusudur.
Osmanlı Devleti, dağılma sürecinde yani Trablusgarp, Balkan, Birinci Dünya Savaşı dolayısıyla cephe gerisindeki; yaşlılar, kadınlar, çocuklar ve belki de gaziler dışında kimselerin kalmadığı bir dönemde tehcir kararı almıştır. Ermeniler: Kuzey’de Rusya ve Çukurova’da Fransızların tahrik, teşvik ve sağlamış oldukları her türlü desteği görünce Kafkasya ve Doğu Anadolu’da bağımsız devlet kurma hayaline kapılmışlardı. Ayrıca ABDBaşkanı Wilson’un bildirisi de onları harekete geçirmiştir. Ermeniler tarihleri boyunca yönetiminde oldukları siyasal gücün zaafa uğraması, siyasi varlığının tehlikeye düşmesi halinde, eski dostlarına karşı düşman olma ve yeni efendiler bulma konusunda son derece başarılı bir toplum olarak bilinmektedir.
Ermeniler Osmanlı idaresi altında hür iradeleriyle ülkenin hemen her tarafına dağılmışlar, endişe duymadan, mallarından ve canlarından emin hayat sürdürmüşlerdir. Özellikle de inançkonusunda Bizans İmparatorluğu yönetiminde mezhep ayrılığı dolayısıyla çok acılar çekmişler ve değişik zamanlarda defalarca tehcire tabi tutulmuşlardı. Ermeniler Osmanlı yönetiminde, ülkenin hemen her yerinde; dahili ve harici ticaret, başta sarraflık olmak üzere değişik meslek dallarında söz sahibi idiler. Ayrıca devletin özel hizmetlerinde ve bilhassa emniyeti gerektirecek alanlarda istihdam edilmişlerdir. Darphane ve baruthane gibi önemli müesseselerin başına getirilmişlerdi. 1827 Yunan isyanından sonra Osmanlı hariciyesindehatta Millet Vekili olarak etkin görevlerde bulunmuşlardı. Bu yüzden Ermeniler, söz konusu özelliklerinden dolayı millet-i sâdıkaolarak adlandırılmışlardır.
Ermeniler, tarihî devirlerde; Sasaniler, Emeviler, Abbasiler, Roma ve Bizans İmparatorluğu ile Türkiye Selçuklu Devleti’nin idaresi altında olmuşlardır. Osmanlı Devleti’nin 1877-1878 yani 93 Harbi ile Rusyakarşısında mağlubiyetinden sonra Rusya ve İngiltere’nin emperyalist hesaplarına alet olan diğer bazı Hristiyan unsurlar gibi bağımsız devlet kurma hayaline kapılmıştı. Bu süreçteOsmanlı idaresindeki bazı Hristiyan unsurlar İngiltere’nin Orta doğu ve Anadolu ile ilgili hesapları, Rusya’nın sıcak denizlere inme politikalarının esiri olmuşlardı. Bu uğurda yüzlerce yıl bir arada yaşamış oldukları Türklere karşı Kafkasya ve Anadolu’da sadece isyan etmekle kalmamışlar Birinci Dünya Savaşı sürecinde, anılan yerlerde demografik manada çoğunluğu sağlayabilme düşüncesiyle savunmasız, silahsız yani kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan Türk halkına yönelik soykırımı yapmak suretiyle bağımsızlığa giden yolun önündeki demografik sorunu çözebilme hesabıyla hareket etmişler ve Türklere karşı   akıl almaz toplu cinayetlerin faili  olarak  tarihlerine bir sayfa eklemişlerdir.
Ermeni tarihçisi Aslan Kevork’un ifadesine göre Ermeniler, yüzyıllardır derebeylik sistemiyle yönetilmişlerdir. Söz konusu derebeylik sistemi Ermenilerin değişmez kaderi halinde devam etmiş, halk da bu durumu kabullenmişti. Bu yüzden tarihî devirlerden beri Ermeniler arasında siyasi birlikler kurulamamıştır. Zira Ermeniler birbirleriyle siyasi ve milli bağlardan ziyade din, dil ve örflerle bağlı olmuşlardır. Bu yüzden olmalı ki, vatan, millet ve devlet kavramları anlam kazanmamıştır. Ermenilere göre, ferdi bağımsızlık ve Ermeni prenslerinin otoriteleri son derece önemli idi. Yüzyıllar boyunca Ermenilerin başına gelmiş olan felâketler söz konusu özellikleriyle yakından ilgilidir. (Kevork Aslan, Ermeni Tarihi Hakkında Tarihî İnceleme, Paris 1909, s. 165; M. Aktok Kaşgarlı,” Orta çağ Ermeni Tarihleri Kritiği”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu ile İlişkileriSempozyumu, Erzurum 1984, s.323-330).
Ermeniler, tarihleri boyunca güç merkezlerinin yanında ve himayesinde olmuşlar, başka bir ifadeyle yüzlerce yıl yönetimi altında bulundukları devletin kendilerine yaklaşımı ve engin hoş görüsü bir anda unutulur yani eski dostunun başına bir felaket gelmesi halinde yeni hâkim gücün yardımcısı, haliyle eski müttefikinin düşmanı konumunda olabiliyorlardı. Bu konuya bağlı olarak Ermeniler, Roma, Sasanî ve Bizans dönemlerinde sürekli olarak taraftar değişimler ve haliyle de 5-6 defa tehcire maruz kalmışlardır. Söz konusu tehcirler zaman sırasına göre,
1) Ermeniler, Roma İmparatorluğu ile İran arasındaki savaşların seyrine bağlı olarak Roma İmparatorluğu veya İran’ın nüfuz sahasında kalmışlardır. Bu yüzden anılan bölgede hiçbir zaman bağımsız bir Ermeni devletinden söz edilemez. Anılan dönemde yaklaşık olarak iki asır boyunca buiki güçarasında sürekli olarak tehcire söz konusu olmuştur.
2) Ermeniler III. Yüzyılda tıpkı İranlılar gibi Zerdüşt dinine mensup idiler. Bizans İmparatorluğu’nun bölgede Hristiyanlığı hâkim konuma getirme çabasına Ermeniler destek vermiş yani Bizans’a yaklaşmışlardır. Sasaniler, bu değişimden memnum olmadılar. Nitekim Sasanî hükümdarı, Ermenileri eski dinlerine dönmeleri için yurtlarından koparıp İran coğrafyasının iç bölgelerine sürgün etmiş yani tehcir uygulamışlardır.
3) Ermeniler ile Bizans İmparatorluğu Hristiyanlığın iki farklı mezhebine mensup oldukları için Bizans’ın dinî baskısı karşısında Ermeniler isyan ettiler. Bizans İmparatoru, Ermenileri Trakya bölgesine sürmek suretiyle tehcir uygulamıştır. Bizans İmparatoru, Ermenilerden boşalan topraklara da savaş esirlerive başka yörelerden getirtmiş olduğu insanları yerleştirmiştir.
4) Bizans imparatorları, Emeviler ile yaptıkları savaşlar sırasında Müslüman Araplar lehinde hareket ettikleri için Ermenileri hem mezheplerinden uzaklaştırma ve hem de cezalandırmak için yaşadıkları topraklardan uzaklaştırmaklaErmeniler dördüncü defatehcire maruz kalmışlardır.
5) Selçuklu Türklerinin Anadolu kapısına dayandığı 1021 yılında Bizans İmparatoru II. Basil, Ermenileri hem mezhepleri ve hem de Türklere yakın oldukları için bir tedbir olmak üzereErmenilerin yaşadığı en büyük tehciri uygulamıştır.
6) Malazgirt meydan muharebesi öncesinde Bizans imparatoru 1070 yılında kumandanlarından M.Komnen’in Türk kuvvetleri karşısında almış olduğu yenilginin sorumlusu olarak gördüğü Ermenileri Doğu Anadolu’dan Sivas şehrinin batısına sürgün etmek suretiyle son defa da olsa Ermenilere yönelik bir tehcir söz konusudur.
7) Osmanlı Devleti 600 yıllık ömrünün sonlarında Ermeni çeteleri, Rusya’dan aldıkları desteklerle Doğu Anadolu’da savunmasız Türk halkına karşı soykırımı uygulamışlardır. Zira Ermeniler, Kafkasya ve Anadolu’nun hiçbir yerleşim merkezinde çoğunluğu teşkil etmiyorlardı. Kafkasya ve Doğu Anadolu’da çoğunlukta olabilmeleri için yerli Türk halkının katledilmesi gerekiyordu. Söz konusu katliamlara karşı savaş sonrasında Türklerin Ermenilere yönelik yeni hadiselere sebebiyet vermemeleri düşüncesiyle Ermeni Milletvekillerinin de bulunduğu Osmanlı Meclisi’nce çıkartılmış olan tehcir kanunu uyarınca o sırada Osmanlı toprağı olan Suriye’ye tehcire tabi tutulmaları söz konusu olmuştur.
Hristiyan dünyası ve Ermeni sevicileri ilk altı tehcir olayını bir yana bırakıp Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinde almış olduğu kararı soykırımı olarak görüyorlar. Ancak Ermenilerin yukarıda ifade etmeye çalıştığımız soykırımını yok hükmünde saymaktadırlar.
Saygılarımla.
ayuvali48@gmail.com   

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV