banner87
23 Ekim 2018 Salı

“KENTSEL DÖNÜŞÜM RANT ADI ALTINDA YAPILIYOR”

Dr. Öğretim Üyesi Murat Çağlar Baydoğan, Türkiye’de yapılan kentsel dönüşüm faaliyetlerinin rant antlaşması adı altında yapıldığını söyledi.

26 Temmuz 2018 Perşembe 07:06
Bu haber 232 kez okundu
“KENTSEL DÖNÜŞÜM RANT ADI ALTINDA YAPILIYOR”
Haberici -->
Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Murat Çağlar Baydoğan, Türkiye’de yapılan kentsel dönüşüm faaliyetlerinin rant antlaşması adı altında yapıldığını söyledi.

“Türkiye’deki insanların isteklerinin ekonomik olarak gerçekleştiğini düşünürsek kentsel dönüşüm yasasının da para kazanmaya yönelik bir araç olarak görülüyor” diyen Baydoğan, “Türkiye’deki kentsel dönüşüm kentsel dönüşüm değil. Arsa anlaşması, rant anlaşması adı altında yapılıyor. Türkiye’deki insanların isteklerinin ekonomik olarak gerçekleştiğini düşünürsek kentsel dönüşüm yasası da para kazanmaya yönelik bir araç olarak görüldü. Türkiye’de algılanan kentsel dönüşüm konuttan konuta olan dönüşüm, bu durumun kent bütünü içinde atıl kalmış, metruk olan kent parçalarının tekrardan kent bütününe dâhil edilmesi anlamında algılanması gerekiyor. Yapılan iç mekân kalitesi yüksek konut üretimidir. Kentsel mekân kalitesi, kent bütünlüğü, kentsel hafıza göz ardı edilmektedir. İlla yapılanların yüksek katlı olması gerekmiyor, kentin dokusuna uygun konut blokları üretmek de kentsel dönüşüm sayılabilir. Kent içinde yaşayan insanların söz hakkı olan bir alandır. Burada yaşanmışlıklar, deneyimler ve kentsel hafıza vardır. Geçmişten günümüze bütün kent mekânları da bu yaşanmışlıklara sahne olmuştur. 1980 sonrası dönem küreselleşmenin de etkisiyle, neoliberal ekonomi ve rant kavramının Türkiye’ye etkili olması bina üretim süreci hızlandı. Bu dönemde üretilen binaların birçoğu vasıfsız binalar. Gecekonduların kent içinde görülmesi bu döneme denk gelir. Hala yapılmaya da devam ediyor. Bu süreçte yapılan vasıfsız binaların yanı sıra yapılan iyi binaların da yıkıp yeniden yapmasıyla ilgili bir politika var. Buna da kentsel dönüşüm diyorlar” ifadelerini kullandı.

“KAYSERİ KENTİNİN FİZİKİ-KÜLTÜREL DURUMUNU MUHAFAZA EDEMEMİŞ”

Kayseri şehrinin muhafazakâr bir yapıya sahip olduğunu ve Kayseri kentinin fiziki ve kültürel durumunu muhafaza edemediğini anlatan Baydoğan şunları söyledi: “Kayseri muhafazakâr kabul edilen bir il. Bu muhafazakâr yapı, Kayseri kentinin fiziki-kültürel durumunu muhafaza edememiş ve 1950’lerden günümüze kadar sürekli yıkmaya devam etmiştir. Muhafaza etmek; iyi durumda tutmak, korumak, gözetmek ve onarmak anlamına gelebilir. Kültürümüzü, sanatımızı, müziğimizi, adetlerinizi çok iyi muhafaza edememiş durumdayız. Eskiden kalan bir nesnenin iyi olmadığı, yeni olanın iyi olduğuna dair bir inanış var. Kentsel dönüşüm, Türkiye’de evrensel anlamından farklı yorumlanmakta. Aslında kentin tamamının, bütün halinde korunması ile ilgili bir durum. Kentsel dönüşüm yıkıp yeniden yapmak anlamına gelmiyor. Kentsel dönüşüm ile ilgili; Kentsel Yeniden Canlandırma, Kentsel Koruma, Kentsel Yeniden Geliştirme, Kentsel Yeniden Üretim, Kentsel Yenileme, Kentsel Soylulaştırma, Endüstri Mekânlarının dönüşümü vb. gibi birçok kavram var. Sürdürülebilirlik temasıyla ortaya çıkan bu kavramların tamamı bir tek başlıkta ‘Kentsel Dönüşüm’ başlığında Türkiye’de karşılığını buldu. Farz edin ki, yurt dışından ve başka bir şehirden arkadaşınız geldi ve Kayseri’yi gezmek istediğini söyledi. Gösterebileceğiniz binalar yüzyıllar öncesine ait, Beylikler Dönemi, Selçuklu Dönemi yapısı ya da Bizans Dönemi. Osmanlı Dönemi’nden bile tek tük yapı var Kayseri’de. Ama 1850’lerden 1950’lere kadarki dönem tamamen kentten silinmek üzere. Adına kentsel dönüşüm denen mekanizma geliyor ve her şeyi siliyor. Aslında bu durum kentsel dönüşüm değil, kent hafızasını silmedir. Ben mimar kimliğimle kentin her parçasının ayrı ayrı muhafaza edilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

 “KENT BÜTÜNÜ HER DÖNEMİ İLE BİRLİKTE KORUNMALI”

Mimarlar ve şehir plancıların genel tavrı ve beklentisi; kent bütününün her dönemi ile birlikte korunması ile ilgili olduğunun altını çizen Baydoğan şunları söyledi: “1930’ların başında başlayan Kayseri’nin Cumhuriyet Sonrası Dönem yapı stokunun tamamen kaybetmeye neden olacak bir durum. Her döneme ait mimari yapıları kent içinde dolaşırken görmek, kentin algılanışına güzellik katan bir durum. Mimari olarak baktığımızda; kent içinde çağdaş yapıları da, Bizans, Selçuklu ya da Osmanlı’dan kalanları görmek, bu çeşitliliği hissetmek mekânsal algıyı artırır. Kentsel mekânı anlamlandırır. Ama kentsel dönüşüm diye anılan değiştirme-yenileme işlemi, son dönemde bazı iyi vasıflı yapıları da sildi. Kentsel dokunun bozulmaması, kent hafızasının değişmemesi için, döneme ait yapıların tamamını, vasıflı ve vasıfsız olanları da korumak gerekiyor. Diğer bir yandan, bazıları gerçekten kötü durumda ve vasıfsız. Bu durumda olanlara belki müdahalede bulunulabilir.  Türkiye’deki bütün sıkıntının para ile alakalı olduğunu düşünürsek mantıklı bir durum. Halkın yapıları muhafaza etmek gibi bir düşüncesi yok.  

RANT AMAÇLI YAPILAR YAPILIYOR

Türkiye’deki gelişim hep karayolları üzerinden tek merkezli olarak gelişmiş. Bunun sıkıntısını da yaşıyoruz. Kent merkezi de çoğunlukla Anadolu’da tek merkezli olarak büyümüştür. Dolayısı ile çeperlere doğru bir genişleme söz konusudur. Ticari aktiviteler, bütün hizmet sektörü o kent merkezinin kenarında toplanmıştır. Siz başka bir merkez yaratmazsanız mevcut merkezlerin yükü hafiflemez. 1980’lerde bunu görüyoruz, yeni kentsel merkezler yaratılmalı ki kent merkezinin yükü hafiflesin. Böyle merkezler yaratılamadı. Diğer bir yandan farklı bir şehircilik anlayışı da, alt bölgeler, tampon bölgeler oluşturularak kentin bazı özelleşmiş bölgelerini yalıtmak kendi içinde çalışan, işleyen, kendine ait kentsel donatı alanları olan bölgeler yaratmak olabilir. Normalde konut bölgesi olan bölgeye arsa bedeli bina bedelinden daha düşük. Binanın arsa değerinden daha pahalı olması gerekiyor zaten. Dolayısı ile kent merkezine yaklaşan bölgelerde geri dönüşüme gitmek zorunlu hale geldi. Kent merkezlerini korumak istiyorsanız başka yerlerde yeni merkezler yaratmak ve yeni kent merkezleri inşa etmek yöntemlerden bir tanesidir. Kentsel dönüşüm dediğimiz olay yüksek katlı binalar yapmak değil,  aynı alanda o bölgenin katsayına uygun evler yapabilirsiniz. Ekonomik sebep olduğundan rant amaçlı yapılar yapılıyor. Sahabiye’ de yapılması gerekenle ilgili ise; kentsel dönüşümü çeperlere yakın noktalarda düşük yoğunluklu olarak, iç bölgelerde ise ayıklayıp, onararak  veya yenileyerek yine rantı arttırmadan yapmak gerekiyordu.. Buna sağlıklaştırma diyebiliriz. Kentsel dönüşüm basit olarak;  arsanız üzerinde bulunan binanın afet tehlikesi durumunda yıkılma tehlikesi olması durumunda ya da çok eski ya da arsa bedeli ranttan dolayı binadan  3-4 kat değerli duruma  geçmesi durumunda mantıklı görünmekte. Belediyeler dönüşüme destek veriyor ama böyle yapılmaması gerekiyor. Bazı endüstri yapılarının ya da çok değerli mimari özellikleri olmayan yapıların kentsel dönüşümle yeniden kent hayatına ve o bölge kent yaşantısına katılmasını sağlıyorsunuz.  Sahabiye’deki dönüşüm doğrudur ama yanlış bir yöntemle rantı arttırırsanız yani yüksek katlı yaparsanız kentin silueti, mekânsal deneyimi ve kent hafızasını silersiniz. Kayseri’de eskimiş konut alanları yüksek katlı konuta dolayısıyla ranta dönüştürülüyor. Dünyada birçok başarılı örnek var. Yerel yönetimlerin, iktidar sahiplerinin bu örnekleri detaylı incelemesi gerek. Hemen yanı başımızda AGÜ Sümer Kampüsü var. Kayseri’de iyi bir örnek. Endüstri mirasının Eğitim alanına dönüştürülmesi amacıyla yapıldı, doğru eller tarafından yapıldığından başarılı bir proje oldu.”

 HABER NİHAL BAYRAKTAR

 

 

HABER MERKEZİ

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV