banner153
21 Kasım 2019 Perşembe

HAKİM MEHMET KAŞIKÇI VE KÜRSÜDE BİR ÖMÜR-II

02 Kasım 2019, 07:28
Bu makale 515 kez okundu
HAKİM MEHMET KAŞIKÇI VE KÜRSÜDE BİR ÖMÜR-II
KADİR ÖZDAMARLAR
Geçen ki yazımızda hatıraların önemi ve özel kütüphanemdeki Kayseri’de yayınlanmış siyasî, sosyal hayatımızı ilgilendiren ve özel hayatı ele alan kütüphanemizdeki kitaplardan bir demet sunmuştum. Şimdi de sizlere Kayserimizin maruf ailelerinden Kaşıkçı ailesine mensup Hakim Mehmet Kaşıkçı’nın hatıralarını ele alan Kürsüde Bir Ömüradlı eserini ele almaya çalışacağım.
Mehmet Kaşıkçı İlk ve orta 1937 yılında Kayseri’de doğdu. Babası Kaşıkçızade Ömer Efendi, annesi ise Hayriye Hanım’dır. İlk, orta ve Lise öğrenimi Kayseri’de okumuş, Yüksek öğrenimini ise İstanbul Hukuk Fakültesi’nde tamamlamıştır.
Horasan, Tomarza, Aksaray’da görev yaptıktan sonra İstanbul’a gelerek Dördüncü Asliye Hukuk Mahkemesi’nde göreve başlamış; daha sonra da Yargıtay’da görev almış ve buradan emekli olmuştur. Hakimliğe başladığı 1964 yılından, Benimuzun bir hizmetten başladığı meslekten şerefi ve itibarı ile emekli olarak bıraktı. Evlidir. Çeşmebaşılardan Büşra Hanımla evlendi. İki çocuk babasıdır: Şeyma ve Ömer.
Kırk yıla yakın bir hizmetin hele adalet mekanizmasının, devletimizin en önemli bir kurumunun en çok konuşulduğu kurumumuz ve adalet dağıtımının görevlisi söz konusu o
Eser, Eğitim dönemi, Hakimlik stajı, Kürsü hakimliği, Horasan, Tomarza, Aksaray, Terfiler, İstanbul’a doğru, Yargıtay üyeliği, Hakimlik Mesleği, Yargı, Son söz bölümlerinden oluşmaktadır. Yazar her bölümde başından geçen gözlemleri sonucu olaylar zincirinden elde bilgileri, tecrübeleri özellikle hakim arkadaşlarıyla paylaşmaktadır. Gördüğü olaylardan ziyade çıkardığı dersleri daha çok önemsemektedir. Bu bilgileri yorumlarkende zaman zaman hadislerden ve tasavvuf dünyasının incilerinden de yararlanmaktadır. Bu da yazarın hukuk kitapları yanında gönül kapılarını açan tasavvuf dünyasının eserlerinden de faydalandığı görülmektedir.
Bir eğitimci olarak bizim kuşak için ismi çok geçen Muammer Aksoy, S. Sami Onar, H. Nail Kübalı gibi şöhretli hocalar hakkındaki olumsuz görüşleri son derece önemlidir. Bu da yazarımızın hukukçuluğu yanında eğitime verdiği önemde dikkat çekicidir. Ayrıca “ahlakçılık” ile “moral değerleri “ne hassasiyeti üzerinde sıkça durduğu hassasiyetleri arasındadır
Olayları anlatırken sade bir dil kullanan yazar zaman zaman deyimlerden zaman zaman da hikmetli sözlerden bahsetmektedir ki bu da anlatımı daha akıcı yapmaktadır. Mesela şu söze kim ne diyebilir? “Beş kişinin yapacağı bir işi altı kişiye yaptırırsan her kes altıncı kişi olur.” İş verimliliği için altın değerinde bir söz.
İnsanoğlu aslında ömrü boyunca bir sınavdadır da çoğu zaman bunun farkına varmaz! Yazarın özellikle minnetle andığı kişilerden biri de o zamanlar Maden Tetkik ve Arama Genel Müdür Yardımcısı olan Ömer Eskici’dir. ”Beni lüks lokantaya götürdü ve bir protokol yemeği nasıl yenir onu gösterdi. Guya fark ettirmeden. Sonradan hakimliğe ayrılmama katkısı olan bir kişi ile de o tanıştırdı.” Gerçek bir dostluğun ne güzel bir örnek temsilciliği. Dost zor zamanların adamıdır!
Hakimlik bir vebaldir, der yazar. Bu kolay mı, nerede! Hakimlikte esas olan vazifenin devam etmesidir. Hiç bir adli ünite görevlisiz olamaz. İşler aksar. Çalışma ortamının olmaması, memur eksikliği hakim için vereceği kararın uzamasına etkili olur. Bu durum da her namuslu ve vicdan sahibi hakimi üzer. Ama hepimiz biliyoruz ki demokrasinin oturmadığı herbir ülkede bunlar olağandır. Böyle bir durumda çıkan kararlar ne kadar itimat uyandırır? Hatıratta bunun çeşitli örnekleri ve sonuçları vardır.
Derler ki her başarılı erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır. Yazar bu gerçeği eşine karşı bir vefa duygusu içerisinde şöyle anlatır: Benim hanım, halamın kızı! Yabancı değil ama İstanbul’da büyümüş ve eğitimini orada almış bir genç, evet epey genç bir kız. O tarihlerde yaşı, 19.Böyle bir hanım bütün bunlardan ve daha sonra yazacaklarımdan hiç şikayetçi olmaz mı? Hayır. Benim hanımım, mesleğimden dolayı hiç ama hiç şikayetçi olmadı. Benden oldu ama işimden olmadı. Ben bunlardan ve bana yaptığı hayat arkadaşlığından dolayı ona ancak minnet ve şükran duyarım.”Bu sözlere ne denir?
Bir yerde yazar şöyle söylüyor: ”Bu meslek kürsüde öğreniliyor. ” İşte bu tecrübelerin sahibi olan yazar, görev yaptığı özellikle doğu- da nice aşiretler arası çekişmeleri, mera konuları, siyasete yaslanan kişilerin yanlış işleri birer ibret aynası olarak ele alınıyor ve anlatılıyor. Bir seçim kavgasında davasından vaz geçen bir insana karşı taraf tarafından bakire bir kız ve kendisini yaralayan tabancanın aynısının hediye edilmesi, doğrusu okurken kanımı dondurmuştu!
Yine yeri geldi yazar halk arasındaki hikmetli sözleriyeri gelince taşı gediğine koyuyor. Diyor ki:”Kaderin insana neler yaşatacağını Allah’tan başkası bilemez." Yine bir özlü söz. Neler başından geçti ki, adliye içi nice baskıcı olaylar yaşadı ki ”Adalet hatır için olmaz! ”diyor. Özellikle hakimlerin verdikleri bir kararın gerekçesini de yazmaları gerekirken, basından da öğreniyoruz ki, özellikle devlet işleri olaylarda hüküm sonrası onca baskılara ve dedikodulara rağmen hakimler bir türlü “Gerekçeli” yazmazlar veya yazamazlar! Sebebini mi soruyorsunuz. Kitabı bir okuyunuz, namuslu bir hakimin yazdıklarını, örnek olayları bir gözden geçirirsiniz, bir ibretli olayları öğrenirsiniz! Yazar şöyle diyor, demiyor sanki itiraf ediyor: ”Hakimlerde hastalıktır (!) gerekçe yazmazlar.”
Hakim hediye kabul etmeli mi? Yazar hüküm veriyor: ”Bu yol suiistimal kapısıdır .” Tek sermayesi itibar olan hakim için yazar yılların tecrübesi olarak şu tespiti yapıyor:”Hakim inançlı olacak !.Bununla illâ çok dindar olmalıdır.” Demiyorum. Dediğim; yarın hesap vereceğinin şuurunda olmalıdır. Kul hakkı ile uğraştığının şuurunda olmalıdır. Yaptığı işte harcadığı bir saatlik çalışmanın 70 yıllık ibadete eş değer olduğunun şuurunda olmalıdır.”
Uzatmak istemiyorum. Yazar mesleğinde yılların verdiği ve kazandırdığı tecrübe ile özellikle genç hakimlere “itibarını korumak” istiyorsan, bir gün de sen sığaya çekileceğinin idrakinde olmak istiyorsan bu bilgilerden faydalan diye bu hatıratı bir vebal olarak yazmıştır. Diyorum ki okuyunuz, çok ibretlik olaylar ve adliyenin içini ve çalışma sistemini ve arka kapısını da öğreneceksiniz.
Ben çok faydalandım. Yazarını tebrik ediyorum.

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV