banner153
06 Aralık 2019 Cuma

HARF DEVRİMİ (1)

12 Kasım 2019, 06:54
Bu makale 440 kez okundu
HARF DEVRİMİ (1)
KADİR DAYIOĞLU
“Bir gecede cahil kaldık!”, “Hafızamızı yok ettik!”. “Dedelerimizin mezar taşlarını okuyamaz hale geldik!” Bu, Atatürk devrimlerini aslında “Türk Devrimlerini” bir türlü kabullenemeyenlerin temel tezleri. Acaba bu gerçek mi?
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) arşivinde yer alan belgeler bu iddiaları boşa çıkartıyor. “1927 yılında yapılan nüfus sayımına ilişkin çalışmada, Türkiye'nin ‘Arap harfleriyle okuryazar oranı’ açıkça ortaya konuluyor. (…) Türkiye'nin okuryazar oranının toplam nüfus içerisinde yalnızca yüzde 8,61 oranında kaldığı gözler önüne seriliyor. “ (Kaynak: Yeniçağ)
***
Sayım ile “Devrim”  arasında bir sene var… Hâlâ eski harfler geçerli. Bakınız; Cumhuriyet öncesi doğan dedelerim ve büyükannelerim bu kentin yerlisi ama okuma ve yazma bilmezlerdi. Köyleri varın siz hesap edin. Bir de İstanbul ve gayrimüslim ahaliyi çıkın bakalım Müslüman ahalinin oranı ne oluyor?
 
Unutmayın o yıllarda kırsalda yaşayan nüfus neredeyse nüfusun yüzde 85’i… Sanırım, eleştirenlerin çoğunun “ebesi, dedesi” Osmanlıca bilmiyordu… Bildikleri “namaz sureleri” de ezberlerindeydi… Metinden okuyamazlardı.
***
Bu bir Türkiye, bu bir Anadolu gerçeği idi… Gerçeğin bir temel nedeni de “Osmanlı Türkçesi”’ni sesli harf olmadığından okumamak hele hele yazmak çok zor olmasıydı. Bugün bile, Osmanlıca ya da Kur’an okuyabilenlerin çoğu yazamaz…
 
Ayrıca okuyabilmek için, kalıbı ve cümle içindeki anlamını iyi bilmek gerekir. “Alma dedi!” yerine “elma dedi!” diye de okumak mümkün…
***
Arap aslında Fars alfabesi ile okuma ve yazmada ki zorluklar nedeniyle, Cumhuriyet’ten çok önceleri, Latin alfabesi ile okuyup yazma teşebbüslerini görüyoruz. Biraz arşivi karıştırırsanız, yarısı eski harflerle, diğer yarısı Latin harfleri ile çıkan gazeteleri görebilirsin.
***
“Hafızanın yok edildiğine!” gelince, Osmanlı medreselerinde okutulan ve kütüphanelerde bulunan kitap vs. sayısını bilmek lazım. Devlet arşivleri ise, o ahaliyi ilgilendirmez. Bakınız; önemli eğitim seferberliği yapılan 2. Abdülhamit’in otuz üç yıllık saltanatında “2950 adet edebiyat, 3891 adet müspet bilim, 1037 adet din ve 946 adet iadri/resmi olmak üzere toplam 8824 adet kitap basılmıştır.”
***
Yılına 267 kitap… Alıntı yaptığım Prof. Dr. Vahdettin Engin’in “Bir Devrin Son Sultanı II. Abdülhamid” kitabını hararetle tavsiye ederim.
***
Bir de; “Kınalı kuzular askere gidip şehit oldu. Olunca da okuma yazma oranı düştü!”, tezi yeni çıktı… İsterseniz Kayseri Lisesi’nden mezun olanlarla ilgili birkaç rakam vereyim. 1922-1923 döneminde yedi kişi mezun olmuş. İçlerinde hiç Kayserili yok. 1923-1924 döneminde dokuz kişi mezun olmuş. Takip eden dönemde dokuz ve nihayet 1926-1927 yılında on bir kişi mezun olmuş. Bunların üçü Kayserili.
***
Unutmayın “Latin harflerinin” kabulü, 1928… İşin daha da acısı, 1930’lara kadar Kayseri Lisesi’nden mezun olan kız öğrenci yok. Alt sınıflarda okuyan var mıydı? Bilmiyorum. Tabii, hem mezun ve hem de kız öğrenci sayısı 1930’ların ortalarına doğru kat be kat artmış.
***
Kusura kalmayın, bunların ve diğer okullarda okuyanların tamamı “kınalı kuzu” olsa ortalamayı ne kadar etkiler. Herhalde bu yıllarda Kayseri’nin nüfusu birkaç yüz bin… Mustafa Kemal ve devrimlerine, yok “savaşta öldüler!”, yok “kınalı kuzuydular!”; “Anadolu böyleydi ama Balkanlar öyle değildi!” türünden abuk-sabuk gerekçelerle yüklenirseniz, sonuç alamazsınız. Gerçeklerin bir bir ortaya çıkmasına; Osmanlı’nın didik-didik edilmesine neden olursunuz?
***
Ayrıca; bu gerekçelerle Anadolu insanının nasıl perişan bırakıldığı tezini perçinlemiyor musunuz? Unutmayın Cumnhuriyet, Osmanlı’nın hem beşeri, hem fiziki ve hem de ekonomik açıdan en geri bölgesinde kuruldu.
 
Dilim varmıyor söylemeye; Osmanlı için Anadolu asker ve vergi deposuydu. Umurunda değildi… Varsa yoksa, İstanbul, Rumeli ve batı da birkaç kent… O nedenle de Osmanlı’ya bir Avrupa devleti derler…
***
Demem o ki; Osmanlı aydınları ve payitaht buna cesaret etmiş ama başarılı olamamış. İşte; Mustafa Kemal’in o devrimci yanı ağır basmış; “ya olacak, ya olacak!” demiş. Kördüğümü bir darbe ile kesmiş. Bunun olabileceğine, en yakınındakiler bile inanmamış. İyi ki de yapmış… (Devam edecek)

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV