banner153
banner156
24 Şubat 2020 Pazartesi

HEPİMİZ ONDAN GELMEDİK Mİ?

25 Ocak 2020, 09:58
Bu makale 960 kez okundu
HEPİMİZ ONDAN GELMEDİK Mİ?
M.KEMAL ATİK
Eskilerin kâinat, tabiat, bugün ise doğa/çevrebilim dediğimiz ve bütün güzelliği, harikuladeliği, göz kamaştıran, dille anlatılmaz haliyle karşımızda duran evren hakkında bilgimiz ne kadar? Yeşile boyanmış yeryüzü, kayalar, ağaçlar, ırmaklar, dalgalı denizler, semada alabildiğince derin gök, deniz içinde esen rüzgâr, türlü şekle girerek gâh ateş, kâh dolu, kâh yağmur yağdıran şu karabulut; tüm bunlar nedir? Önüne gelen her şeyi bir okyanus gibi sessiz sedasız alıp götüren şu evren, şu âlem, gökyüzünü süsleyen milyonlarca yıldız, ay, güneş, sonsuzluğa açılan bu işleyişin amacı ve sırrı nedir?
Hiç düşündük mü?
Bilim bize birçok şey öğretiyor ancak bilinmezin büyülü derinliğine bir türlü inemiyor. Bilim incecik bir zar gibi bunun üzerinde yüzüp duruyor. Bütün çabalara ve bilimsel araştırmalara rağmen hâlâ akıl ermez bu sırrın karşısında şaşırıp kalıyoruz ve şöyle diyoruz:
Evrensel bir beyne sahip olan, tüm insanlıkla ilgilendiği gibi kâinatla da yani doğayla da ilgilenmelidir. Çünkü dışımızda sandığımız evren acaba bizden ne kadar dışarıda? Bizi içine alan, sonsuzluk kadar büyük, durmadan dönen şu koskoca, uçsuz bucaksız evren bizden biri değil mi? Her şeyimizi biz ona borçlu değil miyiz? Şu bedenimiz, şu aklımız, şu yaşamımız hep bu kâinatla iç içe değil mi? O beslemiyor mu bizi? Yaşamımıza canveren, kan veren hep o değil mi? Hepimiz tohumdan, topraktan yetişmedik mi? Hepimiz onun parçası değil miyiz? Bu göz kamaştıran, dille anlatılmaz haliyle duran şu kâinat ve onda olan her şey Yüce Allah’ın eseri, onun sanatı, onun mükemmelliği, onun sanatının görüntüsü değil mi? Öyleyse bunca güzelliklere sahip olan insanın, içini kaplayan ilahî bir sesin kıvılcımına uyarak gözlerini varlıktaki her zerreye çevirmesini, yerin ve gökyüzünün ve bunlar arasında bulunan her şeyin Allah’ın yed-i kudretinde durduğunu, her seste ve her nefeste onun ahengi ve hikmeti bulunduğunu bilmesi gerekmez mi? Bunun sonucunda Yüce Allah’a Kur’an’ın ifadesiyle şöyle seslenmeli değil mi? “Ey Yüce Rabbimiz, varlıkta senin sanatını müşahede ediyoruz ve görüyoruz ki onlar senin varlığını, yüceliğini ilan ediyorlar. Çünkü onlar senden geliyorlar, senden bağımsız değiller. Biz ise onda yaşarız, onda hareket ederiz ve onda varlığımıza sahip oluruz. Hepimizin gördüğü ve öğrendiği, akıllarımıza hayret veren, türlü renkte ve güzellikte bulunan çevremizdeki canlı ve cansızları görüp duyularımızla olan ilişkileri sayesinde kendimizi bilme derecesine eriyoruz. Bunca güzellikler bize mutluluk veriyor, huzur veriyor, bundan da öte bize hayat veriyor. Sana inanıyor ve seni seviyoruz.” (Al-i İmran /190-195)
 
 
 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV
banner157