banner167
banner165
27 Ocak 2021 Çarşamba

HİSARCIKLIOĞLU VE ORDU

04 Aralık 2020, 07:17
Bu makale 505 kez okundu
HİSARCIKLIOĞLU VE ORDU
KADİR DAYIOĞLU
CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Tank-palet fabrikasına, Katar'ın ortaklığına ilişkin anlaşmayı gündeme getirirken ordumuz ile ilgili sözler sarf etti.  Habertürk TV’de yayınlanan,  "Gerçek Fikri Ne" adlı programa katılan Başarır,  Tank-Palet fabrikasının Katar’a satılmasına tepki gösterdi. Başarır; “Öyle bir noktadayız ki; Cumhuriyet tarihinde ilk kez devletin ordusu Katar’a satılmış. Ben değer biçemiyorum; 20 milyar dolar olduğu söyleniyor, 50 milyon dolara satılmış…”,  dedi. (internethaber.com)
 
Niyet okuma gibi bir noktada olamam ama şahsen ben, Başarır’ın; orduya “satılmış” demediğini; kastının, orduya ait bir tesisin “satışı” olduğunu sanıyorum. Konuşmanın, bağlamından bunu görebiliyoruz.  
 
Tabii, gereksiz, her türlü yoruma açık, “çeksen üzülür, çekmesen büzülür!” türünden, hiç de hoş olmayan, yakışıksız bir, amacını aşan bir sözün CHP karşıtlarının eline bir “koz” verdiği muhakkak… Nitekim, salvo ateşine başladılar. Ciheti askeriyeyi de yanlarına alarak… Kontrolsüz ağızdan çıkan sözlerin nelere mal olabileceğinin tipik örneklerinden birisi bu…
***
Tabii, tepki verenlerin başını çekenlerden birisi de TOBB Başkanı Rıfat HisarcıklıoğluKahramanlar gibi gitti, Başarır’ın üstüne… Yanına; TESK, TİSK, Hak-İş, Türk-İş, Türkiye Kamu-Sen, Memur-Sen ve Türk Harb-İş genel başkan/yardımcılarından oluşan kuruluş temsilcilerini alarak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve TSK komuta kademesine destek ziyaretinde bulundu.​ “Yanınızdayız!”,  mesajı verdi.
***
Hisarcıklıoğlu; “heyetin Türkiye'deki örgütlü sivil toplum meslek kuruluşlarının tamamını temsil ettiğini” belirterek, her zaman TSK'ye müteşekkir olduklarını söyledi. "Asker millet" anlayışının altını çizen Hisarcıklıoğlu; "Su uyur düşman uyumaz" atasözünü hatırlattı. Şöyle devam etti; "Düşman uyumuyor. Ordumuz tüm unsurlarıyla devamlı teyakkuz halinde. Onun için de biz hem vatandaş olarak hem de iş yaparken bu ülkede yaşamaktan dolayı rahatız”, dedi.
 
Sayın Başkanın;”…bu ülkede yaşamaktan dolayı rahatız!” sözünü pek anlayamadım doğrusu.Neyinden rahatsızlar, bu ülkenin?Yoksa, cılız da olsa çıkan muhalif seslerden mi? Başkan; hamaset yüklü konuşmasını; “kendilerine düşen her türlü görevi yerine getirmeye hazır olduklarını!” da ifade etti. (alıntılar TOBB Bülteni)
***
Tabii, Hazret, kendi üyesinden fazla toplam üyeye haiz Tabipler Birliği, Barolar Birliği, üyesi olduğum Mühendis ve Mimar Odaları, DİSK, TÜSİAD gibi kuruluşları yok sayıp; “…heyetin Türkiye'deki örgütlü sivil toplum meslek kuruluşlarının tamamını temsil ettiğini”, söyleyebiliyor.
 
Ya da bunları, örgütlü sivil toplum örgütü yerine koymuyor. Rıfat Bey’de, zerreyi miktar “sınıfsal bilinç”, “sivilleşme” duygusu olsa, böyle davranmaz.
***
Tabii, kendilerini, STK olarak gören ama kendilerinin ve üyelerinin sorunu karşısında “mış” gibi yapan hatta görmezlikten gelen muhteremlerin, sanırım Hak-İş hariç, selefleri; Cumhuriyet, Atatürk ilke ve devrimleri tehlikede gerekçesiyle, dönemin Genel Kurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in huzuruna çıkıp, orduya bağlılıklarını ifade etmişlerdi. Ne zaman? 28 Şubat’ta…
 
Hatırlayın; merhum Erbakan Hocamız Başbakan’dı… Yüksek Yargı üyelerinin de arzı endam ettiği bu toplantılar karşısında, başta “Milli Görüş” temsilcileri olmak üzer demokrasi, hak ve özgürlük yanlıları ayağa kalkmıştı…
 
Biliyorsunuz, ayağa kalkan “Milli Görüş” temsilcilerinin bir kısmı (yenilikçiler) partilerinden ayrılıp AK Parti’yi kurmuşlar, meydanlarda “28 Şubat zulmünün” anlata anlata iktidar olmuşlardı… Sivillerin, “askerlerin ayağına” gitmesini de “asker vesayeti” olarak nitelemişler, iktidar olduklarında bu vesayeti kaldıracakları sözü vermişlerdi.
***
Tam yeri, o gün tavır koyan HAK-İŞ, bugün, benzeri bir tavır sergilemesini, nasıl izah ediyor? Çok merak ediyorum, doğrusu. Bir de, MÜSİAD neden yoktu bu ziyarette anlayamadım? Yoksa, Hisarcıklıoğlu, bunları da mı “yok” sayıyor.
***
Sonrası malum; “bağırsakların temizlenmesi”, “askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını” anımsatılması, Balyoz, Ergenekon, “kumpas”, “17/25” olayları, “15 Temmuz Fetö” darbe girişimi…
 
Peki, kendilerini “STK” olarak niteleyen, bu örgüt temsilcilerinin, gidip, “askerin önünde”, “…kendilerine düşen her türlü görevi yerine getirmeye hazır olduklarını!” adeta yemin edercesine söylemelerine, acaba şimdi, “28 Şubat”tan yakınan mağdurları, ne diyecekler acaba?
***
Tabii, ölçüsüzce yapılan, yine söylüyorum, amacını aşan bu konuşmaya tepki gösteren STK başkanları neden demokrasi, bireysel hak ve özgürlükler; hukukun üstünlüğü, “serbest piyasa” ve yargı bağımsızlığı konularında ağızlarını açmazlar.
 
Yoksa, bunları sorun olarak görmüyorlar mı? Yine bu başkanlar üyelerinin içinde bulunduğu iktisadi sıkıntılara; çalışma şartlarına, sendikasızlaştırma çalışmalarına, çalışanların hak ve hukuk konusunda da bir müşterek tepki verseler ya!..
***
Tabii, Rıfat Bey, TOBB tarafından finanse edilen, “Yassıada Hürriyet ve Özgürlük Adası” projesine, aktarılan kaynağı hiçbir zaman açıklamadı. Açıklasın da, üyeleri bir bilsin, bakalım. Kendi keselerinden ne harcamış değerli Başkanları. 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV