banner153
01 Aralık 2020 Salı

“HIZLI TREN GELMEZ MOLA!”

27 Ekim 2020, 07:21
Bu makale 492 kez okundu
“HIZLI TREN GELMEZ MOLA!”
KADİR DAYIOĞLU
Tayyip Bey, Kayseri’ye geldi, “hızlı tren” için; “projesi bitti inşallah yakın zamanda yatırım programına alacağız!”, dedi… Dedi demesine ama refikimiz, dostumuz Veli Altınkaya da, elini şakağına attı, başladı; “Hızlı tren gelmez mola düdüğünü çalmaz mola!” türküsünü söylemeye.
 
O söylemeye devam etsin, ben bir gerçeği, bir kez daha anımsatayım. Umarım bunu, okumadılarsa, Belediye başkanları başta olmak üzere, Kayseri Milletvekilleri ve “kanaat önderleri!” bir kez daha okur. Kayseri’nin akıbetini görürü… Bu bir kehanet falan değil… Anadolu’nun iktisat tarihini bilenler ve günümüz Türkiye’sinde, “bölgesel ekonomik” gidişatı görebilenler için hiç de şaşırtıcı değil.
 
Bunun tek bir çözümü var, sandığı iyi kullanmak. Eskiden ne deniyordu? “Kime virek ağa; Kılıçdaroğlu’na mı virek?” Baksanıza, “oy viricek” çoğaldı… Abdullah Bey destekli Deva, Gelecek ve İYİ Parti var… Yani, bundan böyle; “Kime virek ağa!” lafı pek geçerli değil. Eğer bu kozu oynayamazsanız, tren miren gelmez haberiniz olsun.
***
Bunu Konya çok güzel oynadı… Önce aba altından “Milli Görüşü” gösterdi, “gak!” dedi et, “guk!” dedi su aldı… şimdi de Davutoğlu’nu gösteriyor… Yani, “elin oğlu güzel seviyor, bizimkiler Seğmen geziyor.”
***
Şimdi vereceğim alıntıyı, Büyükşehirce bastırılan, “Kayseri’de Ticaret ve Sanayi” kitabımdan alıyorum (Mart/2019 Sayfa 413-414);   
 
“Tarih tekerrür etmesin diye, Suraiya Faroqhi’nin, “Orta Halli Osmanlılar” (İş Bankası, 2009) isimli eserinden kısa bir alıntı yapacağım: ‘(…)Selçuklu döneminde sarayın sık sık taşındığı Kayseri Anadolu’nun en canlı merkezlerinden biri haline gelmiştir. 14. Yüzyıl gezgini İbni Battuta şehirden geçerken, canlılığından çok etkilenmişti. (…)Osmanlı’nın fethinden sonra iç ticaret pax ottomanica sayesinde gelişti. Ancak, Tokat veya Ankara ile karşılaştırıldığında, Kayseri bölgelerarası ticaret açısından ikincil önemde bir merkezdi.”
 
Neden?
 
Nedeni bize günümüzde de bir şeyleri anımsatıyor. Bunu bilmezsek, Kayseri’nin geleceği ile ilgili kestirimlerde bulunamayız. Bakınız, nedeni neymiş? ‘Anadolu’nun ana kervan yollarından ikisi de Kayseri’den geçmiyordu. Sadece ikincil, ‘besleyici’ bir yol, şehri ‘kuzey kervan yolu’ üzerinde bulunan Sivas’a, İstanbul’u Erzurum ve İran sınırı ötesindeki topraklarla birleştiren ana yola bağlıyordu.’ Bu güzergaha bugün biz kısaca; Ankara-Yozgat-Sivas-Erzincan-Erzurum güzergahı diyebiliriz. Ya da bu yönde yapımı süren ‘hızlı tren’ güzergahı.
 
Peki, ikinci ‘kervan yolu’ neresi? Bu da şu: ‘Bir yolcunun İstanbul’dan Halep, Şam ve son olarak Mekke ve Medine’ye uzanan ‘diyagonal yol’a ulaşılabilmesi için, güneye doğru yol alıp Niğde ve Bor’dan geçerek Ereğli’ye gitmesi gerekiyordu.’ Bu güzergah da günümüzdeki, Ankara-Aksaray-Niğde-Adana-Mersin otoyolu ile; Ankara-Konya-Adana-Mersin hızlı tren istikametinden başka bir şey değil.
 
Bunlara bir de ben ilave yapayım: Yazılanlardan anlıyoruz ki, Selçuklu’nun ‘birincil şehri’ [Kayseri], Osmanlı’nın ‘ikincil şehri’ konumuna girmiş. Erken Cumhuriyet döneminde; Kayseri-Ankara; Kayseri-Sivas ve Kayseri-Niğde demiryolunun yapımı ve döneminin en büyük tekstil tesisi Sümerbank’ın ve Tayyare Fabrikası’nın kurulması ve takip eden özel sektör yatırımları şehrimizi tekrar ‘birincil’ duruma getirdi. Yukarda anlatmaya çalıştığım ‘hızlı tren’ ve ‘otoyol’ güzergahlarına bakınca Kayseri, ‘ölü nokta’ ya da ‘ikincil’ bir il olma sürecine doğru giriyor, bir anlamda; ‘tarih tekerrür ediyor’ gibi…
 
Çalışmamızın sonuna gelirken, başta sözünü ettiğim, Cebecizade Mustafa Remzi Bey’in önemli bir vasiyeti var. Bu vasiyeti yaptığı yıl 1909 ya da 1910. Bundan bir asır önce… Vasiyeti’ni [Hüseyin] Cömert’in hazırladığı kitaptan alıyorum.
 
Başlık, yine başta verdiğim ‘Edirne’den Kayseri’ye’: ‘…Kayseri ahalisinin yüzde 80’i yine mesudane temin-i maişet içindedir.200 bin nüfus içinde 20-30 bin lira servete malik 7-8 bin tüccar bulunabilir. Bilhassa İslam’lar pek müteşebbistir. Ticaret için ta Erzurum’a atla giderler. Ticaret mektebi olmadıkları halde babalarından öğrendikleri teşebbüsü şahsiye meramıyla çalışıp çabalarlar, binlerce lira kazanırlar. Senevi ithalat ve ihracat 2 milyon liraya tecavüz eden Kayseri’de ecnebi tüccar bulamazsınız. Bu sebeple de Kayseri’de muhtelif şirketler vardır. Bilhassa ‘Osmanlı İslam Suhilet Şirketi’ şayan-ı taktirdir.
 
Buraya kadar tamam ama Mustafa Beyin bir temennisi var: ‘Ankara şimendiferi Kayseri’ye temdit [ Uzatılırsa] edilse, mektep açıp, müteşebbisi faili zat-ı ahaliye mümkün mertebe daha ziyade terbiyeyi fikriye verilse de seviye-i içtimalileri yükseltilse. Bu şehrin mahsussa-i medeniyet olacağından hiç şüphe yoktur.’
 
Şu sözle nokta koyuyor: ‘Ankara-Kayseri şimendiferinin ehemniyet-i ticariyeyi teşvik etmesi aşikardır.’
 
O halde ne yapmalı? Kayseri mutlaka ve mutlaka; Kayseri-Yerköy üzerinden hızlı trenle Ankara’ya; yine hızlı trenle Nevşehir-Aksaray üzerinden Konya’ya bağlanmalı. Ayrıca; Niğde-Ankara otoyoluna bir ‘varyantla’ ve tabii, yetersiz olan havaalanının yeterli hale getirilmesi gerektiği düşüncesindeyim, ‘tarihin tekerrür etmemesi’ için.
 
Peki, yakın bir gelecekte Kayseri, “Anadolu Ticaret Yolları”nın kavşak noktası olabilecek mi? Herkesin bu soruya yanıt araması gerekir.”
***
Kitap dışında, son sözüm ise şu olacak: Son çeyrek asırdır Kayseri’yi yönetenlerin, bir buçuk asır kadar önce yaşamış, Cebecizade Mustafa Remzi Bey kadar öngörü ve ileri görüşü yok, maalesef. Kaldı ki, defalarca bu konuya dikkat çektik. Kim bilir belki de; “Kentsel dönüşüm” için verilen kamu arazisini, “villa dönüşümüne” çevrilmesi için bir teklifte bulunsaydık, belki de makes bulurdu, yönetenler ve Kayseri’nin muhterem ahalisi katında.

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV
banner157