banner153
07 Aralık 2019 Cumartesi

İMAMOĞLU’NA DİRENENLER…

19 Temmuz 2019, 09:46
Bu makale 259 kez okundu
İMAMOĞLU’NA DİRENENLER…
KADİR DAYIOĞLU
Diyeceksiniz ki;”Bizimle ne ilgisi var!”Ne fark eder ki? Bir zihniyeti, açığa çıkarttığı için önemli bizim için. Adamlar direniyor, gitmemek için. Bu nedenle de olmadık, “cinliklere” tevessül ediyorlar. Bunlar, tek başına olsalar, gıklarını çıkartamazlar, kuzu kuzu terk ederler işgal ettikleri mevki ve makamları. Belli ki, arkalarında, “direnin!”, diyen birileri var.
 
Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığına iki kez seçildi. Olmadı dediler, bir daha… İlkinde 13 bin küsur, ikincisinde 800 bin küsur oy farkla… İmamoğlu, 25 yıllık saltanata da son verdi; “yenilmez” sanılanları hezimete uğrattı. Tılsım bozuldu… İpin kıvrağı çözüldü.
 
Kolay değil, bu yenilginin hazmı… 25 senedir açık olan rant, çıkar, ikbal kapısı birden bire kapandı. Kapandı kapanmasına ama bunu kabullenemeyenler, hazmedemeyenler var. Nasıl kabullensinler, nasıl hazmetsinler. Gitmiyor adamlar, koltuğa tutkala yapışmış gibiler. Bu hazımsızlık, başka nasıl izah edilebilir ki?
***
Hatırlar mısınız? 1994’te Şükrü Karatepe, Başkan seçilince, mevcut Genel Sekreter bir süre görevden ayrılmak istememişti. Sanırım, Genel Sekreterlerin atanması, İçişleri Bakanı tarafından yapılıyordu. Bakan da Şükrü Hocanın partisinden değildi. Vs. Yoksa, anında hallederlerdi.
 
Peki ne oldu? Karatepe, Genel Sekreteri by-pass etti, yardımcısı ile yönetti belediyeyi. Arkadaşımız, o anda istifa etseydi de, bu yazının konusu da olmazdı.
 
Yine mesela, 1973’te Niyazi Bey başkanlığı kazanınca Elektrik Şirketi Müdürler Kurulu’nda görevli iki belediye temsilcisi hemen istifa etmişti. İkisi de rahmetli Mehmet Kaşıkçı ve Mehmet Güçlü…
***
Bu durumda yapılması gereken ne? İstifa… Yeni gelenlere görevi devretmek. Peki, üst düzey yöneticiler, iştiraklerin yönetim kurullarının derhal boşaltmaları gerekmez mi? Gerekir ama 25 yıldır saltanat sürenlerin anlaşılan karınları doymamış, küpleri henüz dolmamış olacak ki, istifa etmemekte ısrar ediyorlar.
 
Gözünüzü Allah doyursun. Bizimkilerin iki şeyinden korkarım paraya/mala ve “şeye” düşkünlüğünden diyen Bülent Arınç, meğer haklıymış.
***
Tabii, bunların “cinliğine” de akıl sır ermez… İnanın, dincileri az çok tanırdım, mahallelerinde de epey eğleştik ama inanın bu denli olduklarını bilmezdim. Siyaseten kullandıkları “dinden” bile “soğur” hale getirdiler bir kesimi. Bir türlü kabullenemediler bu feci mağlubiyeti.
***
Hani dedik ya, bunlar “cin”, öyle de davranıyorlar… Doğru… Şirketlerin olağanüstü genel kurul zamanı için, kırk beş gün azami süreyi tespit etmişler. Oysa, adam gibi, ağızlarının tadı ile ve “izzet-i ikbal” ile çekilseler “bab-ı şehremanetten”. Doğru olan da bu… 
***
Peki, hemen yapmamalarının, kırk beş gün sonraya ötelemelerinin nedeni ne olabilir ki? Diyelim ki, bir buçuk ay da maaş alırlar. O kadar… Değer mi? Değmez, ele güne karşı rezil olmaya… Yoksa, 25 yılın “icraatlarını” temizlemek için zaman mı kazanmak istiyorlar.
 
Yoksa eslik ihaleler var da onları mı tamamlıyorlar. Ya da, ilkinin iptalini takip eden 45 gün bu temizliğe yetmedi mi? Direnci görünce ister istemez bu geliyor, akla. Başka ne gelebilir ki?
***
Bu vesile ile; Nurettin Sözen’in, 1994 yılında, başkanlığı Tayyip Erdoğan’a nasıl devrettiği ile ilgili bir bilgi aktardılar. Aklımda kaldığı kadarıyla şöyle: Nurettin Hoca, üst düzey yöneticilerini devir teslimde hazır bulunduruyor… Ellerinde de birer dosya… Beş yıllık icraatları vs. var. Tabii, dosya ile birer de “istifa” dilekçeleri. Sözen’in asil davranışına bir bakın bir de bunların pespayeliğine…
***
Peki, bunu AK Parti’nin, militanlaşmış bürokratları, yapamaz mıydı da direniyorlar? Unutmasınlar, erinde geçinde o makamları terek edecekler, hem de tıpış tıpış… Vuruşarak çekilmenin kendilerine bir yararı yok.
***
Eğer İmamoğlu, geçmişe yönelik 25 yıllık icraatları, harcamaları, yardımları, alınan ücret ve maaşları tek tek ve hem de kısa zamanda kamuoyuna açıklamasa, maçı şimdiden kaybeder.
 
Unutmasın; “Acırsan acınacak duruma düşersin!” lafı, tam bu dönemler için söylenmiştir. İmamoğlu’nun, bu edepsizlerin, acımasızca üstlerine gitmesini bekliyoruz…
 ***
Ne demek, mevki ve makamları boşaltmamak? Neyin peşindeler, neyin endişesini taşıyorlar? Elbette bunu öğreneceğiz…
***
Acizane tavsiyem şu: Sayın İmamoğlu, bu kadar yumuşak davranırsa, kaybeder. “Hesap sormasam nâmerdim!” demesi gerekir. Bunu bekliyoruz… Demediği taktirde, tekrar ediyorum maçı kaybeder, İmamoğlu. Öyle ya; inanın, böyle yüzsüzlük, böyle edepsizlik hiç görülmedi.
***
Evet… Yıkılmaz sanılan saltanat, her saltanat gibi bir gecede yıkıldı. 25 yıl saltanat sürenler altlarından saltanatın kaydığını feci bir biçimde gördüler. Asla hazmedemiyorlar…
***
Mahkeme kadıya mülk olur sandılar ama değilmiş. Urfalı büyük şair Nâbi;
 
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüz
Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz
 
Dizelerini her halde bunun için söylemiş.
***
AK Parti’de bunları uyaracak hiç mi bir selim akıl yok. Kısa zamanda ayrılmalarının gerektiğine inan bir Allah’ın kulu çıkmaz mı, bu partide?
***
Yok, bu sayede, “İmamoğlu’nun kolunu kanadını, ayağını bağlarız, icraat yaptırtmayız dolayısıyla İstanbul ahalisi bizâr olur, ‘keşke elim kırılsaydı’ der, oylar tekrar bize döner!” diyorlarsa, müthiş yanılırlar. Bu sefer, 2024 seçimlerinde 800 bin farkı da çok ararlar. 1 milyon 800 bin farkla uyanırlar, uykudan…
***
İmamoğlu ile inatlaşabilirsiniz ama halk ile inatlaşmak olmaz. 800 küsur bin fark, hâlâ bunu öğretemediyse ben ne diyeyim. Hele hele bu iletişim çağında. İktidar bağımlısı “havuz medyası” gelişmeleri görmezlikten gelse de, unutmasınlar, bilgi, ışık hızı ile yayılıyor.

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV