banner153
11 Aralık 2019 Çarşamba

İNANMAK

11 Kasım 2019, 10:02
Bu makale 631 kez okundu
İNANMAK
KEMALETTİN TEKİNSOY
İnanmak sadece akıl işi değildir. Aynı zamanda gönül işidir. Allah kimine nasip eder, kimine nasip etmez. Akıl elektrik enerjisi gibidir. Buzdolabına takarsın soğutur, elektrik fırınına takarsın ısıtır. Ben Allahın varlığı ile ilgili bin tane delil gösteririm, ateist de, olmadığı ile ilgili bin tane delil gösterir. Bu tartışma dünya kurulduğundan bu yana devam ede gelmiştir.
Fakat Allah'ı inkar edenler tarihin hiç bir döneminde insanlığı ikna edici deliller getirememişlerdir. Son 150 yıldan beri dayandıkları tek nokta Evrim teorisi olmuştur. Bu teorinin açmazlarını ise bizzat Darwin kendisi, teorisinin sonunda ifade etmek zorunda kalmıştır.
*****
Evrim teorisi temelde bir canlının, başka bir canlıdan evrimleştiğini iddia eder ama bu süreci başlatan ilk canlının nasıl var olduğuna dair her hangi bir açıklama getiremez. Evrim teorisinin savunucularının ileri sürdüğü sav, tesadüfi doğa olaylarının bu süreci gerçekleştirdiğidir. Bir teorinin bilimsel olabilmesi için bu teorinin deneylerle ispatlanması ve aynı şartlarda tekrarının gözlemlenebilmesi gerekir. Oysa teorinin ortaya atıldığı 1850'lerden bu yana teknoloji ve bilgi seviyesindeki çok büyük ilerlemeye rağmen böyle bir gözlem gerçekleşmemiştir.
Evrim teorisyenlerinin (ve tabii ki ateistlerin) tesadüfi doğa olayları sonucunda canlılığın oluştuğunu ileri süren iddiası, bir avuç kumu havaya atıp, yere düştüğünde bir elektronik devre oluşturmasını beklemek gibi bir şeydir. Üstelik bu elektronik devrede bir de yazılım yüklü olması gerekir.
Bu yüzden olsa gerek tarih boyunca ateistler hiç bir toplumda çoğunluğu teşkil edememişlerdir. Son yüz yıldan beri gerek batı toplumlarında gerekse bizim toplumumuzda pozitivist, darwinist eğitim neticesinde, ladini, varoluşu araştırmayan, öğrenme ihtiyacı hissetmeyen, kulaktan dolma bilgilerle hayatını idame ettiren toplum kesimleri oluşmuştur.
*****
Bunun yanında batıda yetişmiş kendi alanında büyük üne kavuşmuş bir çok bilim adamı Hristiyanlığın tahrif edilmiş inanç esaslarından tatmin olmayıp, ateizmin karanlık dehlizlerinde bir müddet dolaştıktan sonra bir şekilde İslam'la tanışmış, batılının o araştırmacı mantalitesi ile İslam'ı kaynağından öğrenmek için Arapçayı öğrenmiş, bir çok eserler vermişlerdir.
 
Bunlardan bir tanesi de "Hz. Muhammed'in Hayatı" isimli eserin yazarı Martin Lıngs'tir. 1909 yılında İngiltere'de doğmuş olan Martin Lıngs önceleri Protestan iken sonra ateist olmuştur. Oxford Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı okumuş, yirmi beş yaşlarında diğer dünya dinlerini incelemeye başlamıştır. 1938 de Afrikalı büyük sufi Şeyhi  Ahmet eş-Şazeli ile tanışarak Müslüman olmuştur. 1948 de tekrar İngiltere'ye dönerek Londra Üniversitesinden Arap dili diploması almıştır. Yayınlanmış ve Türkçeye çevrilmiş bir çok eseri vardır. 2005 yılında vefat etmiştir.
*****
Batı'nın efsunlu dünyasına karşı uyarılarda bulunan, Avrupa'da doğan, batı kültürüyle yetişen, İslam'ı seçerek Batı'nın din dünyasından ayrılan, aynı zamanda modernite'nin kültür, insan, birey, toplum, tarih, estetik ve siyaset anlayışına köklü eleştiriler getiren isimlerden bir diğeri de "Gelenekselcilik" ekolünün kurucularından kabul edilen Rene Guenon (Müslüman ismiyle Abdulvahid Yahya) dır.
Modern Batı'nın büyük bir metafizik sapma yaşadığını ve siyasi, ekonomik, toplumsal ve estetik temel sorunların bu sapmada aranması gerektiğini söyleyen Rene Guenon "Modern Batı medeniyeti, insanın evrendeki varlığını anlamlı kılan dikey-metafizik boyutu reddetmiş, bunun yerine yatay-dünyevi bir perspektifi mutlaklaştırarak yeni bir dünya kurmaya yönelmiştir. Katolik kilisesinin otoritesini reddetmek ve insanı özgürleştirmek için ortaya konan hümanist-seküler proje son tahlilde ortaçağların Tanrı merkezci evren anlayışının yerine ben-merkezciliği koymuş ve insanı özgürleştireyim derken onu -tehlikeli bir biçimde- ilahlaştırma yoluna gitmiştir" der.
*****
Guenon, her medeniyetin metafizik bir ilkeye dayandığını, İslam, Batı, Hint yahut Çin medeniyetlerine müstakil kimliğini verenin, dayandıkları ve geliştirdikleri bu metafizik ilkeler manzumesi olduğunu söyler. Evrenin bir başlangıcının ve sonunun olduğunu, sonsuz olanın sonlu olandan önce geldiğini, izafi olanın mutlak olana bağlı olduğunu, tek ve mutlak Yaratıcının bütün varlıkları yarattığını, insanın bilme melekelerinin hayvani duygular ve indirgemeci bir akılla sınırlandırılamayacağını söyler ve bütün kültür ve medeniyetlerin tarihine yön vermiş olan kadim geleneğin temel prensiplerini ortaya koyar.
*****
15 kasım 1886 da Fransa'nın Blois kentinde doğan Guenon'un babası Katolik bir aileden gelmiş bir mimardı. Eğitimini Fransa'da tamamladı. Entelektüel ufkunu genişletmek için "neo spirituaaliste" doktrinleri incelemeye yöneldi. 1909 yılında bazı arkadaşlarıyla çıkarmaya başladığı "La Gnose" adlı dergide ilk makalesi yayınlandı. 1910 da İsveçli ressam Abdulhadi (John Gustav Agueli) ile tanıştı. La Gnose'da iki yıl boyunca İslam tasavvufuna dair makaleler yazdı. Ezher şeyhi, Maliki alimi ve Şazeliye tarikatı şeyhi Abdurrahman İliş el-Kebir'in halifesi Abdulhadi (John Gustav Agueli) vasıtasıyla 1912 yılında Müslüman olup "Abdülvahid Yahya" adını aldı. 1930 da Mısır'a gitti. Kahire'de geçirdiği ilk iki yılda Symbolisme de la croix  ve Les Etats Multiples de L'Etre eserlerini kaleme aldı.
*****
Rene Guenon (Abdülvahid Yahya)  modern düşünce ve sanat adamları üzerinde önemli tesirler bırakmıştır. Daniel Rops, Robert Kanters, Andre Breton, Andre Gide, Jean Paulhan, Raymond Quenau, Rene Barjavel Raymond Abellio, Jean Thamar ve daha birçokları bunların arasında sayılabilir. Abdülvahid Yahya'nın eserleri, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Almanca gibi batı dillerine tercüme edilmiştir. Kitaplarında Rene Guenon adını kullanmış, sadece Arapça yazdığı makaleler Abdülvahid Yahya adıyla yayımlanmıştır. On yedi kitap, beşi Arapça olmak üzere 350 kadar makale yazmış, makaleleri konularına göre derlenerek ölümünden sonra dokuz cilt halinde basılmıştır. 7 Ocak 1951 de Mısır'da vefat etmiştir.
*****
Sözün başında dediğimiz gibi, bu bir nasip meselesidir. Kimi Hristiyan ana babadan doğar, Müslüman olarak ölür, kimisi de Necip Fazıl'ın deyimi ile "Güneşi ceketinin astarında kaybeder"
"Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara; "Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi?" diye sorarlar. Onlar şöyle cevap verirler; "Evet, doğrusu bize (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmişti; fakat biz (Onu) yalanlamış ve; "Allah'ın bir şey gönderdiği yok, siz olsa olsa büyük bir sapıklık içindesiniz! demiştik." Ve; "Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennemin mahkumları arasında olmazdık!" diye ilave ederler. (Mülk 8,9,10)
Haftaya birlikte olmak dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum.


 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV