banner167
banner182
01 Aralık 2021 Çarşamba

İNSAN

13 Nisan 2020, 08:47
Bu makale 2593 kez okundu
İNSAN
KEMALETTİN TEKİNSOY
        Allah Azze ve Celle ebedi ve ezeli Kitabımız Kuran-ı Kerim'de "Gerçekten biz İnsan’ı Şerefli kıldık,... Onları yarattığımız varlıkların çoğuna üstün kıldık”(İsra 17/70) buyurmaktadır.
 
       İnsan, toprak gibi sıradan bir maddeden yaratılmış fakat daha sonra kendisine ruh üflenmek suretiyle varlık hiyerarşisinde yüksek bir noktaya getirilmiştir. İnsanı varlık skalasında en üst mertebeye taşıyacak olan cevher, onun "bilme" vasfıdır. Bütün isimlerin kendisine öğretildiği "insan" varlığa bir bütünlük içinde bakabilir ve yaratılış ile bilgi, varlık ile ahlak arasındaki ilişkiyi idrak edebilir. Onu varlıklar içinde eşref-i mahlukat yapan da bu vasfıdır.
 
        Hem vahiy anlamında ilahi bilgiyi, hem de insanların kendi akli çıkarım ve tecrübeleri ile elde ettikleri beşeri-dünyevi bilgiyi ifade eden ilim, hakikatin bir ifadesi olarak insanı akli doğruluğa ve manevi-ahlaki kemale ulaştırır. Varlık alemimdeki “işaretler”i okumasını bilen kişiler, bu alemin bir yaratıcısının, dolayısı ile bir başlangıcının ve sonunun olduğunu da bilirler. Bilgi sahibi olmanın insana yüklediği bu akli ve ahlaki sorumluluk sayesinde insan, diğer varlıklardan ayrılır ve eşrefi mahlukat derecesine ulaşır. Bu manada Allaha hakkıyla saygı duyanlar ancak İlim, irfan sahibi olan kişilerdir. (Ankebut 29/35, Rum 22/30, Fatır 28/35)
       
       İşte bu varlıkların en şereflisi olarak yaratılmış olan "İnsan" "İlliyin'e" kadar yükselebileceği gibi "Siccin" aşağıların en aşağısına kadar da alçalabilmektedir. İnsan ancak yaptıkları ve ettikleri ile en yükseklere çıkabilir, alçalabileceği en alçak seviyelere kadar da düşebilir. "İnsan" dediğimiz bu eşrefi mahlukat'ın dünyadaki macerasını esas belirleyen en önemli faktör eğitimdir.
 
       Allah Resulü, İslam'ı dünya gezegeninin üzerine ilk çıkıp anlatmaya başladığından itibaren önce en yakın çevresindekileri sonra da dalga dalga tüm sahabelerini İslami bir eğitimden geçirdi. Allah Resulü'nün eğittiği Sahabeler, daha sonra İmam-ı Azam'ları, İmam Şafileri, İbn-i Sina'ları, İbn-i Rüşdleri, Fatihleri, Kanunileri, bin yıldan fazla süren büyük İslam Medeniyetinin öncülerini yetiştirdiler.
             
              *****
        İslam medeniyetinin zirve çağlarında, İslam ahlakı örneklerinin de zirveleri yaşanmaktaydı. Bunların binlercesinden sadece çok bilinen ikisi ile ilgili kısa anekdot zikredeceğim.
 
        Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul'u fethetmeye hazırlandığı sıralarda halkının durumunu görmek maksadı ile çarşıya alış verişe inmişti. Sabah erken saatlerde tebdil-i kıyafetle veziri ile bir dükkana giren Fatih, girdiği ilk dükkandan bir kaç şey istedi. Dükkan sahibi kendisini tanımamakla birlikte arzu ettiği şeylerden sadece birini hazırlayıp verdi. Bunun üzerine Sultan diğer istediği şeylerin de hazırlanmasını istedi. Dükkan sahibi, "Efendim, ben sabah siftahımı yaptım, komşum da henüz dükkanını yeni açmıştır, diğer isteklerinizi de ondan alınız." dedi. Bunun üzerine Sultan, yan dükkana geçti. Orada da istediklerinden birisi hazırlanmıştı ve yine "Yan dükkana gitmesi çünkü komşusunun bu sabah siftah yapmadığı, diğer alacaklarını da oradan alması” söylendi. Bu durum böyle devam etti. Ve alış verişi bitiren Sultan'ın ağzından şu sözler döküldü. "Allah'ım, Senin Resulünün ahlakı ile ahlaklanmış bu milletle değil İstanbul'u, Dünyayı dahi fethederim"
             
              *****
        Kanuni Sultan Süleyman merhum, Topkapı Sarayı'nın bahçesindeki ağaçlarda mebzul miktarda karınca görülmesi üzerine, bunlardan kurtulmak için çare araştırdı ve ağaçların gövdelerine ve diplerine kireç tatbik edilirse meselenin çözüleceğini öğrendi. Fakat bunu ilim ehlinden izin almadan yapmak istemedi ve devrin Şeyh-ül İslam'ı Zembilli Ali Efendiye bir not göndererek konuyu sordu. Notta şöyle yazmaktaydı; "Dırahtı (ağacı) ger (eğer) sarmış olsa karınca, zarar var mıdır karıncayı kırınca?" Cevap aynı zarafetteydi; "Yarın Hakkın divanına varınca Süleyman'dan hakkın alır karınca"
 
       İslam Medeniyet'inin yetiştirdiği insan örneği bazen Osmanlı esnafının komşusunun siftah yapmadığından dolayı Sultan'ı komşuya gönderme kanaatkarlığı, tok gözlülüğü ve dünya malına ehemmiyet vermemesi şeklinde, bazen de, Dünya'nın en büyük devletinin en muktedir hükümdarı iken bahçedeki karıncanın sualinin verileceği günün hesabını yapan bir Sultan olarak karşımıza çıkar.
 
        Bu örnekler çok gerilerde kaldı diyorsanız, Çanakkale'de, Küt-ül Amare'de, Kafkasya'da, Sakarya'da savaşan daha bir çoğu 15 yaşından gün almamış kahramanlar da İslam ahlakı ile yetiştirilmişlerdi. Kızının çeyiz sandığındaki esvapları Kayseri çarşısında satıp cepheye yollayan, Kayseri Kadınlar Çarşısında anıtı bulunan “Fatma Bacı” da İslam ahlakı ile donanmıştı. Bu illiyin'e yükselmiş insan numunelerinin toplumda bir kaç tane olması değildir önemli olan, tüm toplumun bu kıratta olmasıdır esas olan.
             
               *****
        Belki yüz, belki yüz elli yıldan beri de kendi medeniyetimizi küçümseyerek, başka bir medeniyetin peşinde, onların kıstasları ile nesiller yetiştiriyoruz. Nasıl? Çevremizdeki insan kalitesinden memnun muyuz? Çarşıda pazarda alış veriş yaptığımız insanların nerde nasıl bozuk, çürük, günü dolmuş mal satıp satmayacağından emin olabiliyor muyuz? Şu geçtiğimiz ibret dolu günlerde dahi, halkı aldatmak için gözleri dört dönenlerin bu ülkede nasıl yetiştiklerini düşündüğümüz oldu mu? Restoran da yediğimiz yemeğin içinde ne olduğundan endişelenmeden karnımızı doyurabiliyor muyuz? Aldığımız aracın hasarlı olup olmadığı konusunda satıcının bize her şeyi söylediğinden emin olabiliyor muyuz? Kısacası çevremizdeki insanlara güvenebiliyor muyuz?
 
       15-16 sene eğitim aldığımız okullarda milyonlarca insanın hakkı olan kamu malına el uzatılmayacağı konusunda bir tek kelime öğretildi mi? İnsanların haklarına tecavüz etmenin maddi ve manevi karşılığı olduğuna dair bir tek kelime anlatıldı mı? Siyasetçi verdiği sözü tutuyor mu, memur vazifesini bil hakkın yapıyor mu? Adalet sistemi iyi işliyor mu? Bir ahlaksızın yazdığı ihbar mektubundan dolayı bazı insanların mahkeme kapılarında sürünmesi bizi ilgilendiriyor mu? Yoksa “zenginin yolunu dağdan aşırdığını, fakirin düz ovada şaşırdığını”, haklının değil, güçlünün hakkını alabildiğini mi düşünüyoruz?
 
        Kısacası sistemden ve bu sistemin yetiştirdiği çevremizdeki insanlardan memnun muyuz? Pozitivist, Darwinist, La dini, eğitim sistemi ile geldiğimiz nokta bizi mutlu ediyor mu?
 
        Askerimize kurşun sıkan teröristten, savaş çıkarsa karşı cephede savaşırım diyen milletvekilinden, parklardaki görüntülerden, sokakları işgal eden LGBT'lerden (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travesti), kısacası yüz-yüz elli yıllık yeni medeniyet yürüyüşümüzden memnun muyuz? 
             
               *****
       Büyük Millet olmanın da büyük medeniyet kurmanın da birinci şartı ahlaken temayüz etmiş nesiller yetiştirmektir. Kendisini Avrupa medeniyetinin koşulsuz savunucusu ve bunun temsilcisi bir siyasi görüşün silahşoru olarak gören, halka tepeden bakan ve sanatçı olduğunu zanneden Müjdat Gezen isimli zat-ı muhterem şöyle buyurmuş;
 
       “Dünya'nın en fakir 50 ülkesinin 32'si Müslüman ülke, bu 32 ülkenin Devlet Başkanlarının tamamı dünyanın en zengin ilk 500 kişisi arasında."
 
        Sanatçı dediğin, Aydın dediğin kişinin vazifesi, birilerinin sana ezberlettiğini papağan gibi tekrarlamak değildir. Geniş toplum kesimlerinin dahi göremediklerini görüp, halkına öncülük yapmaktır. Sanatçıyım, Aydın’ım diye geçinen bu şahıslar, halkın derin irfanı ile gördüklerini dahi görmekten acizler; Yüz-yüz elli yıldan beri İslam coğrafyası sömürgecilerin işgali altında ve bu ülkelerin başlarında da onların atadığı valiler var. Bu sömürge valileri, yandaşları ile birlikte, efendilerinin koruması altında halklarını sömürüp kaynaklarını batıya aktarıyorlar ve kendi paylarını da alıyorlar.
 
       Bu sömürü düzenine baş kaldıran ülkeleri ise darbelerle, 17/25 Aralıklarla, 15 Temmuzlarla tekrar sömürü çarkına oturtmaya kalkışıyorlar. Milletçe geçmekte olduğumuz şu zor süreçte dahi milleti nasıl manipüle ederek siyasi rant elde edebiliriz, efendilerimizin yolunu açabiliriz derdindeler. Efendilerinin kendi canlarının derdine düştüğünden haberleri bile yok.
               
       Haftaya birlikte olmak dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum.
 

Haberici -->

    Yorumlar

banner184
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV