banner153
20 Kasım 2019 Çarşamba

KALE

14 Ekim 2019, 09:38
Bu makale 851 kez okundu
KALE
KEMALETTİN TEKİNSOY
Geçtiğimiz hafta Kayseri Büyükşehir Belediyesi uzun ve zahmetli bir süreçten sonra hizmete açtığı “Kayseri İç Kalesinin” tanıtımını çeşitli etkinlikler düzenleyerek gerçekleştirildi. “Uzun ve zahmetli bir süreç” deyimini bilerek kullandım. “Nereden biliyorsun” derseniz, en önemli safhalarının bizzat içinde bulundum. Açılış nedeniyle bir çok arkadaş bir şeyler yazdı. İzninizle ben de sürecin ana hatlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kayseri İç Kalesi yaklaşık 1800 yıllık çok uzun bir tarihi geçmişe sahip. İlk inşasına M.S. 230'larda Roma İmparatoru III. Gordianus zamanında başlanmış. Selçuklu hükümdarı Sultan Alaaddin Keykubat zamanında önemli tamir ve eklemeler yapılmış. 20. yüzyılda önce yerleşim merkezi, daha sonra sebze meyve pazarı olarak kullanılmış, 1985 yılında içerisine sarraflar çarşısı inşa edilmişti. 1994 yılında ise surların içine barakalar yapılmasına müsaade edildi. İç kalenin proje ve düzenlemesinin önündeki en büyük engel 1985 yılında yapılmış sarraflar çarşısı ve barakalarda oturan 400'den fazla esnafın tahliyesi sorunu idi.
*****
Bütün bu güçlüklerine rağmen İç Kalenin barakalara ve ortadaki kimliksiz taş yapıya teslim edilmiş olarak bırakılması düşünülemezdi. Bu tür projelerin gerçekleştirilmesi için sadece finansman konusunun çözülmesi yetmez, aynı zamanda çok güçlü bir siyasi iradeye de ihtiyaç vardır. 2007 yılında Sayın Mehmet Özhaseki başkanlığında Kayseri Büyükşehir Belediyesinin halk nezdinde itibarının en yüksek olduğu bir dönemde Kale İçi proje çalışmasına start verildi.
Önce Erciyes Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi hocaları ile Kayseri'den Mimar, Sanat Tarihçi ve Uzmanlardan oluşan bir yarışma jürisi oluşturularak "İki Kademeli Ulusal Mimarlık Yarışması" düzenlendi.
Kalelerin tarihi kentlerde kent mekanını kurgulayan en önemli kültürel varlıklar olduğu göz önünde bulundurularak, Kayseri Kalesinin özgün karakterlerinin korunması ve günümüzün kamusal mekan anlayışlarına uygun bir tasarımla sosyal ve kültürel kullanımlara açılması, yarışmanın esas amacı olarak belirlendi.
İki kademeli yarışmanın birinci kademesine Türkiye'nin bir çok vilayetinden 75 proje katıldı. 2008 yılının nisan ayında Jüri’nin üç gün aralıksız olarak yaptığı toplantılar sonucunda 75 projeden 6 tanesi ikinci kademeye katılmaya layık bulunarak geri kalanlar elendi. 13 Ekim 2008 tarihinde toplanan jüri heyeti, bu 6 projenin içerisinden Prof. Zafer Ertürk ve arkadaşlarına ait projeyi oy birliği ile birinciliğe layık gördü.
Yarışma boyunca Jüri’yi genel olarak yönlendiren başlıca faktör, hazırlanan planlamada bu tarihi mekandaki yapılaşma oranı idi. Zira böyle tarihi bir alanın içerisinde başarılı bir planlamanın birinci etkeni hem arzu edilen fonksiyonları karşılayacak, hem de tarihi mekanın önüne geçmeyecek bir yapılaşma önerilebilmesiydi. Yarışmanın birinci aşamasında tereddütsüz elenmiş olan projeler bu orantıyı yakalayamamış/gözetmemiş olan projelerdi. Bazı projeler neredeyse alanın tamamı için yapılaşma önerdikleri, bazılarının ise hiç bir yapılaşma önermeyerek tamamen peyzaj planlaması düşünmeleri bu orantıyı tutturamamaları sonucunu getirmişti.
*****
Yarışma birincisi projede kale beden duvarlarının sınırladığı alanın algılama bütünlüğünün bozulmamasına özen gösterilmiş, yeni yapılaşma ya da rekonstrüksiyon denemelerinden uzak durulmuştu. Kale surlarının içerdeki her noktadan rahatça algılanmasına gösterilen bu özenden dolayı mümkün olduğunca zemin üstünde yapılaşmaya gidilmemeye dikkat edilmişti.
Bu proje ile; bir yandan kentin kimliği açısından özel önemi olan bir yapıtın, restorasyon ilkelerine uygun olarak restore edilerek içerisinde görüş bütünlüğünü bozacak herhangi bir engel olmaksızın, kendi kendini teşhir ederek yaşatılması ve yaşanması önemsenmişti. Öte yandan da projenin öngördüğü işlevlerle, özelliklerine uygun bir şekilde kullanılarak canlı bir odak noktası haline getirilmesi amaçlanmıştı.
Bu bağlamda temel yaklaşım olarak, yapının hem kendisinin hem de ana fonksiyonunun müze olarak düşünülmesi benimsenmişti. Bu nedenle de önerilen proje tamamen zemin altında geliştirilmişti. Zemin üstünün, sur beden duvarlarının bütün olarak algılandığı yeni önerilerle hareketlenen/canlanan bir rekreasyon alanı olması hedeflenmişti.
Zemin üstünde, sadece, kale içini yatay olarak kesen bir sokak ve ona paralel iki yatay gezi platformu oluşturularak iki özgün girişi (Aslanlı kapı ve Dizdar kapılarını) birleştiren bir düzen kurmak projenin ana kurgusu olmuştur. Zemin üstünde kale içini yaşatacak hafif işlevlerin yer alması düşünülmüştü. Dolayısıyla zeminde toplanma/dinlenme/izleme gibi toplu olarak gerçekleştirilecek işlevlerin yanı sıra gezinti/karşılama/ buluşma gibi özel işlevler de kurgulanmıştı.
Projenin temel yaklaşımlarından birisi de kaleyi -4.00 kotu, 0.00 zemin kotu ve +2.40 kotu olmak üzere en az üç farklı kottan ziyaretçilere izlettirebileceği bir anıt müze olarak sunmaktı.
Şehirde donanımlı bir arkeoloji müzesinin bulunmaması ve şehrin tarihine ait bir çok arkeolojik buluntunun depolarda çürüyor olması proje sürecinin başından itibaren iç kalenin zemin altı kotunda bir arkeoloji müzesi oluşturulmasını proje hedeflerinden birisi haline getirmişti.
*****
Projelerin Ulusal düzeyde bir Mimarlık yarışması ile elde edilmesi ve uygulama projelerinin hazırlanması sürecinde kale içinin bu projeler doğrultusunda yeniden düzenlenebilmesi için iki ayrı çalışma da eş zamanlı olarak sürdürüldü. Birincisi 1985 yılında sarraflar derneği tarafından yap-işlet yöntemi ile yapılmış 145 adet dükkan ve diğeri de 1994 yılında surların içerisine yapılmasına izin verilmiş 279 adet barakanın boşaltılması işlemi.
Dükkan sahipleri yap/işlet yöntemi ile yaptıkları ve önemli bir miktar para harcadıkları dükkanları asla terk etmek istemezken, baraka sahipleri de şehrin merkezinde hava parası ile devredilecek bir ekonomik meta haline gelmiş barakalarını asla bırakmaya niyetli gözükmüyorlardı. Projenin gerçekleşme şansı bu iki esnaf grubunun ikna edilmesine bağlıydı.
Gerçekleştirilen onlarca ikna toplantısından sonra baraka esnaflarının dernek temsilcileri ile bağlantı kurularak, belediyece yapılması planlanan Hunat mahallesindeki katlı otoparkın bodrum ve zemin katında bir pasajlı çarşı oluşturup, 279 esnafın buraya yerleştirilmesinin önü açıldı. Dernek başkanı Regaip Erdem'in gayretli çalışmaları sorunun çözümünde çok etkili olmuştur. Sarraflar derneğinin 145 üyesinin de İldem mahallesinde bulunan bir arsa üzerine taşınmaları sağlandı.
Yaklaşık 2.000 yıllık tarihe sahip Kayseri Kalesinin şehrin tarihi kimliğine uygun, kültürel, turistik ve sosyal bir alana dönüştürülmesi, 12 yılı bulan ilmek ilmek örülerek gerçekleştirilmiş bir çalışmanın sonucunda mümkün olmuştur.
*****
Geçen hafta 6 Ekim günü ikindi vakitlerinde güneşli bir pazar öğleden sonrasında Kayseri Kale'sinin yeniden düzenlenmiş halini gezme imkanı buldum. Etkinlikler vardı, kalabalık ve ilgi güzeldi. Restorasyon da tekniğine uygun olarak yapılmış. Baştan sona yapımında büyük emeği geçen Ömer Tekiner kardeşimin, ekibinin ve müteahhit firmaların ellerine sağlık. Esas fonksiyon olan arkeoloji müzesi henüz tamamlanmamış olacak ki kapalı idi. Henüz sanatçılar sokağı da istenilen düzeyde değildi.
Bu tür projelerin yapımından daha önemlisi işletilmesidir. Kayseri'nin bir kış memleketi olduğu göz önünde bulundurularak mutlaka ısıtılan mekanlar oluşturulmalıdır. Aksi taktirde iki ay sonra kar yağdığında insanlar açık havada oturmazlar, dolaşmazlar, içeriye girmek dahi istemezler dolayısı ile içerdeki işletmeler bir müddet sonra dayanamaz ve kapatırlar. O zaman yapılan tüm yatırımlar boşa gider. Büyükşehir Belediyesi buranın işletilmesini özel olarak takip etmeli, başına da kabiliyetli, üretken ve işinin sancısını çeken birisini getirmeli. Yoksa şimdi söylemek istemediğim bazı yatırımlar gibi planlaması çok doğru olmasına rağmen işletme hatalarına kurban gider.
*****
Burada bu eserin gerçekleşme sürecinden bahsederken bir tespiti de yapmadan geçemeyeceğim. Gelişmiş ülkelerde şehirleri gezerken sizi gezdiren rehberler, hangi eserin önünde dursanız, eserle ilgili bilgi vermeye başlamadan önce o eserin mimarı ve yaptıranı hakkında bilgiler verirler. Daha sonra eserle ilgili bilgileri aktarmaya başlarlar. Bu, kültürel olarak bir gelişmişlik göstergesidir.
Kale içi düzenlemesi yukarda özet olarak anlatmaya çalıştığım yıllar süren çabaların neticesinde ortaya çıkmış bir eserdir. Bir çok insanın emeği vardır. Sayın yetkililere şunu sormak istiyorum. Hiç değilse açılışa proje müellifi Prof. Zafer Ertürk hocayı ve Jüri başkan ve üyesi hocaları davet etseydiniz olmaz mıydı? Hepsi de ne kadar üzülmüşlerdir.
Haftaya birlikte olmak dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum.
 
 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV