banner87
18 Haziran 2019 Salı

KAR YAĞINCA HEP BÖYLE OLACAK!..

11 Ocak 2019, 09:55
Bu makale 295 kez okundu
KAR YAĞINCA HEP BÖYLE OLACAK!..
KADİR DAYIOĞLU
Kar yağınca hep böyle olacak… Çekilenler kader falan değil. Bir toplumda akıl ve bilim eğemen olmazsa olacağı bu. Ali Peker dostumuz mesaj atmış; “Abi herhalde evden çıkmıyorsun ki, ortalığı pek göremiyorsun!” demiş. Tabii, neyi kastettiğini anladım. Evet… Biraz rahatsızım, korunma amacıyla, pek dışarı çıkamıyorum ama kar yağınca memleketin hallerini biliyorum, evde otursam bile. Yazıyı kaleme alırken, Necati Navruz’dan bir mesaj geldi. Yanıkoğlu’na yeni yapılan tuvaletin içinde ayağı kaymış; sırt üstü düşmüş. Belinden sakatlanmış…
 
İsterseniz kent merkezinin halini, on yıl önce bir sekiz ocak günü “Yine Kar Yağdı” başlıklı yazımla anlatayım. Şimdi durum ne görmedim. Bakalım, yanılıyor muyum? Aliciğim, bu kentte kimse laf söz dinlemediği; bildiklerini okudukları için kent “kilitlendi”, sorunları çok zor çözülür. Allah yeni Başkanın yardımcısı olsun. Yazı şöyle:
 
Çok özlediğimiz, kıymetini yeni yeni anlamaya başladığımız kar yağdı; hem de “içesine”... İnanır mısınız? Bilmem... Kar yağarken aldığım keyfi tarif etmem mümkün değil... Keşke, her gün kar yağsa... Yağsa da yazın suyumuz bol olsa, mahsulümüz bol olsa!..
Yağdı yağmasına ama “keşke yağmasaydı!” denilen anlar da, yerler de olmadı değil... Keşke, şehrin merkezine; keşke Orduevi önü, Hunat Camii civarı, Cumhuriyet Mahallesi, Camikebir Mahallesi, İnönü Bulvarı, Cumhuriyet Meydanı’na yağmasaydı... Neden?
 
Yağış sırasında ve sonrasında, yine yayaların, analarından emdikleri süt burunlarından geliyor da ondan... Yani, sizin anlayacağınız, bir “yağış klasiği” daha yaşadık; yaya yolları, alt geçitler “buz pateni”ne döndü...
 
Bu konuda yazdığım kaçıncı yazı? Bilemiyorum. İnanın yazmaktan utanıyorum; sıkılıyorum... “Ayının bildiği kırk türkü varmış onlarda armut üzerineymiş” hesabı, bizde dönüp dolaşıp aynı şeyi yazıyoruz, yağışlarda...
 
Ama yazmak zorundayım; kimse kusura kalmasın. Umulur ki, karar vericiler, proje yapanlar ve uygulayanlar biraz kendilerine gelirler; “Biz yaptık oldu!” kolaycılığından kurtulurlar... Marifet, “en kaliteli malzemeyi” kullanmak değil; amaca uygunluğu hayata geçirmek olmalı.
 
Kimse kusura kalmasın... Tabi, bu dediklerimin ne anlama geldiğini, gezmeyen, makam arabasından inmeyen belediye yetkilileri anlayamaz... Eğer, lütfederlerse, sözünü ettiğim bölgelerde bir gezelim; gezelim de anamızdan emdiğimiz sütün nasıl burnumuzdan geldiğini bir görsünler. Öve öve bitiremedikleri mekanların nasıl “buz pateni”ne döndüklerini de...
 
Her yağış özellikle kar yağışı sonucunda çektiğimiz çileyi, bir Allah bilir, bir de biz... “Mücella” satıhta kayıp düşmemek; bir yerini kırmamak mümkün değil... Hele hele, alt geçitlere girebilmek fermana mahsusu... Nitekim, normal merdivenleri de, vatandaş kaymasın diye, paravanlarla kapatmışlar...
 
Umumi tuvaletlere hiç giremiyorsunuz... Hunat tuvaletine girebilmek için neler çektim neler. Kayma korkusundan, içeri girmeden donunuza işeyeceksiniz, neredeyse... Bir ben mi? Herkes...
 
Çarşıda işim var gitmek zorundayım... Bankaya uğrayacağım oradan da Sahabiye Medresesi’ne geçeceğim... Altı lastik ayakkabı ile, kısa adımlara rağmen, “belimin iki kere tık!” diye attığında çektiğim azabı anlatamam; ellerim belimin arkasında dondum kaldım, bir müddet, bulunduğum yerde; bel sıkıntısı olanlar bunun ne anlama geldiğini bilmezler...
 
Tabi donup kalma sürecinde, içimden geçenleri anlatamam ama tam o anda, buralara döşenen, “mücella” malzemelere karar verenlerden biri ile özellikle, belediyece, “Kayseri’nin en büyük mimarı” olarak lanse edilen zat ile, iyi ki karşılaşmadım... Ne mi yapacaktım? Rezaleti gösterecektim, kendisine!..
 
Be kardeşim, biz her yağışta, bu bölgelerde bu çileyi çekmeye mecbur muyuz; mahkum muyuz? Allah rızası için biri çıksın da söylesin, bunu; hep biz mi söyleyeceğiz!.. Kapalı kapılar arkasında demediğinizi bırakmıyorsunuz ama Büyük Başkan ile karşı karşıya geldiğiniz de “süflileşiyorsunuz!”
 
Alt geçitlerin girişine döşenen karoya basınca kızak gibi kayıyorsunuz; kaymamak için dikkatli bir biçimde, yürüyen merdivene yaklaşıyorsunuz... Ya bir de merdiven çalışmıyorsa? Hapı yuttun. Nitekim, Stat alt geçidinin “Lojmanlar” tarafındaki iniş merdiveni çalışmıyordu; ne zaman doğru dürüst çalışır ki? Normal merdiveni zaten kapatmışlar... Kalıyorsun, yürüyene...
 
Geniş adımlarla merdivenlerden inmekle mesele hallolsa yine iyi... Taşınan ıslaklık nedeniyle bu sefer de alt geçitlerde yürümek mümkün değil; yine kendini “buz pateni” pistinde zannediyorsun... Yahu, ta Fizan’da bir yeri anlatmıyorum; Büyükşehir Belediyesi’nin burnun dibindeki yeri anlatıyorum... Allah rızası için lütfedin ve yağışlı bir havada alt geçide girin ya da gidin esnaf ile görüşün, dediklerimin on katını söylemezlerse, yüzüme tükürün...
 
Buralarda, yağışlı havalarda, doğru dürüst yürüyemezsiniz; gecenin geç vakti geçmeye korkarsınız; dediğim gibi, çoğu zam da yürüyen merdivenler çalışmaz. Hayatımızı kolaylaştırması gereken geçitler “azap geçidi” haline döndü; keşke yapılmaz olaydı!.. Anlaşılan, artık klasikleşen bu ya da benzeri bir yazıyı her yağış sonrası yazacağım... Yazmaya devam edeceğim; bıkmadan usanmadan... Belediyenin şimşeklerini üzerime çekeceğimi bile bile... 
 
Bunlara karar verenler gitsinler İstanbul’a Bağdat Caddesi’nde, Pendik’te, Kartal’da; Sarıyer’de ne tür taş döşemişler bir görsünler... Nasıl anlatsam bilemem, binlerce metrekare, sözgelimi 30x30 doğal taşın üst yüzünü, “mozaik dökülmüş ve taraklanmış” gibi imal edip, döşemişler. Ne tür yağış olursa olsun, kaymak mümkün değil. Tabi, bunları söylerken, bir mühendis olarak, meslektaşlarıma, verdiğim akıldan dolayı da; yazdıklarımdan dolayı da; eleştirilerimden dolayı da hicap duyduğumu hemen belirteyim.
 
Bunları yazarken, vatandaş memnuniyet anketinde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin, yüzde 75 oranı ile birinci sırada yer aldığını biliyorum. Biliyorum ama yazdıklarım da bir gerçek... Memnuniyet kriterleri nedir bilmiyorum ama “memnun olanlar” gibi düşünmek, onlar gibi davranmak zorunda da değilim; ben aykırı adamım, böyle kalmaya da kararlıyım; bildiklerimi, gördüklerimi ve bizzat yaşadıklarımı yazıyorum, hiç de çekinmeden... 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV