banner87
26 Haziran 2019 Çarşamba

KAYNAK SORUNLAR!..

12 Haziran 2019, 09:52
Bu makale 153 kez okundu
KAYNAK SORUNLAR!..
KADİR DAYIOĞLU
Bu yazımı geçenlerde yazdığım “Kaynaktaki sorunlarımız” başlıklı yazımın devamı olarak da okuyabilirsiniz. Aslında bunlar, sorunlarımıza kaynakluk yapmakta. O nedenle çok önemli.
 
Sorun şurada: Kaynaktaki sorunlar yerine görünen sorunlarla uğraşıyoruz. Çözdüğümüzü zannettiğimiz her görünen sorun başka sorunları da doğuruyor ama farkında değiliz. Farkına vardığımızda da iş işten geçmiş oluyor. Bunun nedeni de sorunları tarif etmede ve bunları önceliklere göre sıralamadaki yeteneksizliğimiz. Bunu yapamadığımız için de, sorunlar yumağı içerisinde debelenip duruyoruz.
 
Oysa, kaynaktaki sorunları çözmeden görünen sorunları çözmek mümkün değildir. Hatta çoğu zaman imkansızdır. Gerek kamuoyu ve gerekse sorunları çözme noktasında olanlar sürekli görünen sorunlarla uğraştıklarından -ki bunlar hem kolay geliyor ve hem de popüler- işin içinden bir türlü çıkamıyoruz… Her seferinde sil baştan deyip, başa dönüyoruz!..
***
Mustafa Tınaz Titiz’in tespit ettiği bazı kaynaktaki sorunlarımızı aktarmak istiyorum:
- İnsanımızın nitelik dokusu yetersizliği,
- Sürekli ve yaygın bir öğretim ortamının olmayışı,
- Bazı temel kavramların toplum tarafından yeterince özümsenmemiş oluşu,
- Tüketim ahlakının gelişmemiş olması,
- Bilim ve teknolojinin belirleyici rolünün tam anlaşılamamış olması,
- Doğru kural koyma ve uygulama becerilerinin yetersizliği,
- Sorun teşhis ve çözme performansının gelişmemiş olması,
- Yönetimlerde özellikle kamu yönetiminde süreksizlik,
- Rekabet ortamının yaratılmamış olması,
- Temel hak ve özgürlükler konusunda yeterli bilincin oluşmaması,
- Kültürel kimlik bunalımı,
***
Bunlara katılırsınız ya da katılmazsınız…
Kısmen katılabilirsiniz de…
Hatta daha da ileri gidip sizlerde “kaynaktaki sorunlara” ilaveler yapabilirsiniz…
 
Burada önemli olan; “Kaynaktaki sorunları” çözmeden “görünen sorunlarımızı” çözemeyeceğimiz konusunda hemfikir olmak… Aksi taktirde, kısır döngüden kurtulamayız. Döneriz, tekrar başa… Toplum olarak yaptığımız da bu…
 
Sözgelimi, kapitalist sistemin ya da “serbest piyasa “nın temelinde “serbest ticaret/rekabet” yatar. Daha da önemlisi mülkiyet hakkı mutlaktır, özüne dokunamazsınız.
 
Ticaretin serbest olmadığı, ticaretin kısıtlandığı hallerde “serbest piyasadan” söz etmek mümkün değildir… Yine sözgelimi, “serbest piyasanın” olmasa olmazı ya da vazgeçilmezi “müteşebbistir.” Bu anlamda tek korunacak şey “müteşebbis”tir.
 
Şayet siz bu sistemi yani “kapitalizmi” yani “serbest piyasayı” model almışsanız, yukarıdakileri doğru kabul etmek zorundasınız. Hem kapitalist olacaksınız ve hem de “en yüce değer emektir!” diyeceksiniz. Yok böyle bir şey…
 
Sözgelimi, liberal bir insan için kutsal olan “birey”dir… Hedefinde, odağında birey vardır… Ve bu sistem “bireyin” mutluluğu için çalışır. Haliyle bireyi, “kutsal devlete” karşı korur…
 
Hem liberal olacaksınız ve hem de “devleti kutsayacaksınız”; “Babadır, gerekirse döver!” diyeceksiniz. Böyle bir şey de olmaz… 
 
Yine sözgelimi AB’nin temel referansı da “birey”dir. Birey önceliklidir. “Devleti kutsayanların” AB normlarını kabullenmeleri mümkün değildir…
 
Tabi bizler; bunları bilmediğimizden ya da işimize gelmediğinden AB’ye yaşlaşırken, “komplo teorileri”ne itibar ettik… Şüphesiz, herkesin bunları onaylama, kabul etme gibi bir mecburiyeti yok ama doğru yorumlamak, dürüst yaklaşmak zorundayız. 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV