banner87
19 Ağustos 2019 Pazartesi

KENDİNİ TANIMAK BİLGELİĞİN BAŞLANGICIDIR

24 Mayıs 2019, 03:41
Bu makale 183 kez okundu
KENDİNİ TANIMAK BİLGELİĞİN BAŞLANGICIDIR
M.KEMAL ATİK
Ramazan ayını hem iç dünyamızı hem de dış dünyamızı aydınlatan mübarek bir ay olarak biliyoruz ve inanıyoruz. Ayrıca bu ayda ruhen ve bedenen yüce değerlere erişeceğimize de inanıyoruz. Bu çok doğrudur.
Ancak sadece Ramazan ayında değil insan tüm yaşam boyunca ilahi ve insani değerlerle mücehhez olmalıdır. Bunun için de öncelikle toplumun bir bireyi olarak önce kendimizi tanımayı ve kendi zihnimizin ürünü olan yaptıklarımızdan sorumlu olduğumuzu bilmeliyiz. Yani gerçeği bulmak, Yüce Yaratanın rızasına ulaşabilmek için önce kendimizden başlamalıyız. Sonra da dünyanın var oluş sebebini, içinde yaşadığımız dünyayı, onun sefaletini, karmaşasını, ıstırabını, sevincini bilmeliyiz. Bu takdirde yaşamın hikmetini dolayısıyla Hakikati /Yaratıcıyı bilmemiz mümkün olur. İşte böyle bir insana dindar insan diyoruz. Gerçekten de böyle bir insan, her an yeni baştan hayatı anlar ve yaşamın olağanüstü önemini keşfeder. Hem kendisini ve hem de başkalarını aydınlatacak olan da böyle bir insandır. Zaten insan olarak önce kendimizi anlamak ve kendimiz hakkında bilgi öğrenmekle mükellefiz. Bu da kendimizi sürekli gözlemlemekle mümkün olur. Davranış şeklimizi, konuşma biçimimizi, bir çiçeğe, bir ağaca, bir hayvana, bir canlıya nasıl baktığımızı, bir insanla nasıl konuştuğumuzu, ellerimizin, gözlerimizin hareketini, zihnimizin nasıl çalıştığını sürekli kontrol etmek bir insan olarak görevimizdir.
Ancak böylece ‘ben’ merkezli kullandığımız zihnimizi gözlemleriz. Açgözlü bir kişi, hırslı bir insan olduğumuzun, son derece karmaşık ve doyumsuzluk duygusunun esiri olduğumuzun farkına o zaman varırız. Böyle bir sonuç bizi, açgözlü, bayağı, kıskanç, zalim, şiddet düşkünü, kaba, bencil bir yarışımcı ruha sahip birey olmaktan arındırır. Hz. Muhammed aleyhisselam, gerçek dindarlığın da yani Yaratanı tanımanın da ancak insanın kendisini tanımasıyla mümkün olabileceğini söylemiştir.
         Kendini tanımak bilgeliğin de başlangıcıdır. Bu da kendi bencil, dar, bozulmuş zihnimizden arınmakla olur. İbadetlerimizin ve her gün tekrarladığımız dualarımızın bizleri ıslah edememiş olmasının nedeni budur. Bunun en önemli nedenlerinden birisi de Yaratıcı ile sözcükler düzeyinde tanışık olmamızdır. İbadetlerimizde ve çoğu dualarımızda okuduğumuz, tekrarladığımız sözcükleri zihinlerimiz algılamamakta, alışıla gelmiş sözcüklerin ve duaların kuru bir tekrarından ibaret olmaktadır. Dua, istemeye hakkımız olmayan şeyi istemek değildir. Gerçekten yaşamımız erdemli değilse, içimiz, dışımız bayağı ise, hak etmediğimiz halde olağanüstü bir şey istiyorsak; Yaratıcıya tapmamıza rağmen, yaşantımız, varlığımız, düşüncelerimiz ve eylemlerimiz İlahi değilse Hakk neylesin bizimle.
         

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV