banner87
17 Ekim 2019 Perşembe

KİTAP

16 Eylül 2019, 09:39
Bu makale 444 kez okundu
KİTAP
KEMALETTİN TEKİNSOY
Uzun süren memuriyet hayatımı en üst noktada iken kendi isteğimle sonlandırmamın 3 ana sebebi vardı. İkisi, dünyayı gezmek yani seyahat ve kitap okumaktı. Üçüncüsü bana kalsın. Seyahat için bu güne kadar çok fırsat bulduğumu söyleyemem ama kitap hayatımın ayrılmaz bir parçası.
Bir düşünür şöyle diyor;
“Yüzlerce kötü örneğini denemeksizin iyi insanı, iyi kitabı ve iyi filmi bulamazsınız. Unutmayın, bir şiir bir mısraı için okunur.”
Ben bu gün yüzlerce kötü örnek denemeden sizlerle, son zamanlarda okumaktan keyif aldığım ve okurken çok şey öğrendiğim üç kitabı paylaşacağım.
*****
Paul Kalanithi; 1977-2015 yılları arasında yaşamış. Beyin cerrahı ve yazardı. Çocukluğu Kingman-Arizonada geçen Kalanithi, Stanford üniversitesinde çift lisans yaparak İngiliz dili ve biyoloji okudu ve yine aynı üniversitenin İngiliz Edebiyatı bölümünden yüksek lisans derecesi aldı. Daha sonra Cambridge Üniversitesinde Bilim Tarihi ve Felsefesi okuyan Kalanithi, buradaki yüksek lisans programını tamamladıktan sonra, Yale Üniversitesinde tıp okuyarak yüksek onur derecesi ile mezun oldu ve tıp alanında dünyanın en saygın akademik cemiyeti olarak bilinen Alpha Omega Alpha Ulusal tıp onur cemiyetine kabul edildi.
Yale’den sonra, beyin cerrahı olarak yüksek ihtisasını tamamlamak üzere Stanford Üniversitesine geri dönen Kalanithi nörobilim üzerine yaptığı doktora sonrası çalışmasıyla Amerikan Ulusal Tıp Akademisinin Nörolojik Cerrahi alanında verdiği en yüksek ödüle layık görüldü.
*****
Otuz altı yaşında başarılı bir beyin cerrahı olarak yıllarını verdiği yüksek tıp ihtisasını tamamlayıp tam emeklerinin karşılığını almak üzereyken dördüncü evre akciğer kanseri olduğunu öğrenen Paul Kalanithi, kendini bir anda ölümle yüz yüze bulmuştu. Düne kadar ölümcül hastalıkları tedavi eden bir hekimken, bugün hasta yatağında yaşam mücadelesi veren kendisiydi. Karısıyla hayalini kurdukları ve ulaşmaya çok yaklaştıkları gelecek bir anda buharlaşıvermişti. Herkesin bir başına yüzleştiği ve hiç kimsenin muaf olmadığı en büyük eşitleyici olan ölüme birinci elden tanıklık etmek üzereydi.
“Yaşayan her şey ölmeye mahkumken, hayatı anlamlı kılan nedir” Hayatı boyunca bu soruya kafa yoran Paul Kalanithi, yazdığı “SON NEFES HAVAYA KARIŞMADAN” isimli kitapla, insan hayatını ölüm ve fiziki yok oluş karşısında bile anlamlı kılan şeyin ne olduğunu sorgularken her ikisini de bizzat tecrübe etmiş yetenekli bir yazarın gözünden hasta ve doktor ilişkisine de ışık tutuyor.
*****
“Bu kariyere adım atmaktaki amacım aslında biraz da ölümü keşfetme isteğimdi. Ölümün peşine düşmek, üzerindeki sır perdesini aralamak, onunla göz göze gelmekti. Bu bağlamda nörocerrahi benim için bulunmaz bir cazibeye sahipti, çünkü beyinle bilincin iç içe geçtiği bir çalışma alanına ek olarak, yaşamla ölümün de iç içe geçtiği o Araf bölgesinde durma imkanı sağlıyordu.”
“Hayat doktorlarla hastaları don derece duygusal ortamlarda, en trajik anlarda, yaşam ve kimliklerin tehdit altında olduğu sahici anların eşiğinde buluşturuyordu. Bir doktorun görevi hastasının hayatını neyin yaşanır kıldığını öğrenmek, mümkünse o değerleri kurtarmak, değilse huzurlu bir ölüme müsaade etmekti. Böyle bir görev müthiş bir sorumluluk anlayışı gerektiriyor ve vicdan azabı ile suçluluk duygusunu da beraberinde getiriyordu” diye devam ediyor kitap. Daha fazlasını isterseniz alıp okumanızı tavsiye ederim.
*****
İkinci kitabımız, 1998 Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüş Jose Saramago’nın kitabı KÖRLÜK. Portekizli yazar 1922-2010 yılları arasında yaşamış. Kitapları 25 dile çevrilmiş.
Çoğu insan içerisinde bulunduğu nimetlerin farkında değildir. Gözlerimiz bizim dışarıya açılan, dünyayı, insanları, eşyayı tanımamıza, anlamamıza yarayan pencerelerimiz. İnsanlar gözsüz olarak yaratılmış olsalardı bu gün dünya üzerindeki medeniyet nasıl olurdu? Yoksa soruyu şöyle mi sormak gerekirdi; İnsanlar gözsüz olarak yaratılmış olsalardı dünya üzerinde bir medeniyet olur muydu? Kitap bir yandan salgın bir hastalıkla herkesin kör olduğu bir ülkede bu sorunun cevabını ararken, diğer yandan vefalı bir eşin ne manaya geldiğini destansı bir üslupla anlatıyor.
“Aslında körlük, umudun tükendiği bir dünyada yaşamaktır”
“İnsanların neler yapacağı veya yapamayacağı bilinmez, beklemek gerekir, zamana zaman tanımak gerekir, zaman hükmeder, zaman kumar masasında karşımızda oturan oyuncudur ve oyunun bütün kartları onun elindedir” Ve, “Zamana zaman tanırsanız her şeyi çözümler” diyor yazar.
Gözlerimiz henüz yerli yerinde iken okunası bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
*****
Üçüncü olarak Değerli bilim adamı Doç. Dr. İbrahim Kalın’ın kitabı AKIL VE ERDEM, her satırının altını çizerek okuyacağınız bir eser. Kendisini Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü olarak tanıdığımız Kalın, uzun yıllar Georgetown Üniversitesi ve Bilkent’te dersler vermiş. Yazarın İslam Felsefesi, İslam Batı ilişkileri ve Türk dış politikası üzerine yayınlanmış eserleri var.
Kitap, “Ülkemiz açısından bir taraftan sağlam ve derin kökleri olan ve böylece dünyada bir var olma noktası “Merkezi” bulunan, diğer taraftan açık ufuk perspektifi ile dünyaya bakan ve yeni imkanlara kapı aralayan bir özne olmak mümkün müdür” sorusunun cevabını ararken, Diğer yandan, Modernite'nin ve aydınlanma'nın temel iddialarını sorguluyor. Kitabı okurken yazarın eskilerin deyimi ile adeta “Bir Derya” olduğunu düşünüyorsunuz.
“Tefekkür bir hakikat yolculuğuna çıkmaktır. Yol, yolcu ve menzil arasındaki dinamik ilişki, tefekkürün hayat kaynağıdır. Yolcunun amacı yolda karşısına çıkan işaretlere, tabelalara, oyalamalara takılmak değil, menzile ulaşmaktır. Yolda karşımıza çıkan engelleri aşacak zihni ve ahlaki dirayeti göstermek, hakikat yolcusunun asli görevidir.”
“İslam metafiziğine göre hakikati gören kişi, onun tazammun ettiği (kapsadığı) şeye kayıtsız kalamaz. Hakikati bilmek ona uygun bir şekilde davranmakla eşanlamlıdır. Erdeme ve doğru davranışa götürmeyen hakikat bilgisi eksiktir. Bu yüzden felsefe, “hikmet sevgisine” ve en nihayetinde hikmete sahip olmaktır. Hikmet sahibi olmak ise hem doğru bilgiyi hem de erdemli davranışı zorunlu kılar. Felsefe bu manada bir seyrü sülük, bir yaşam biçimi, bir manevi cehd yoludur.”
“Nefs uçsuz bucaksız bir şeydir, bütünüyle kozmostur. Çünkü onun kopyasıdır. Alemde bulunan her şey nefs'te mevcuttur, aynı şekilde nefs'te bulunan her şey de alemde mevcuttur. Şu halde nefsinin efendisi olan, tüm alemin efendisi olmuştur. Keza nefsinin kölesi olan, tüm alemin kölesi olmuştur.”
“Bir medeniyetin geliştirdiği sosyal-siyasi düzene şekil veren ve içerik kazandıran şey, o medeniyetin sahip olduğu dünya görüşü ve varlık tasavvurudur. Dünya görüşü ve varlık tasavvuru, bizi birbiri ile irtibatlı iki kavram alanına daha götürür. Bunlar evren anlayışı ve varlık alemindeki yeridir.”
Değerli okurlar, okumak aslında benim gözümde hayatı anlamaktır.
Haftaya birlikte olmak dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV