banner153
26 Ocak 2020 Pazar

KOLAY DEĞİL!..

08 Aralık 2019, 11:52
Bu makale 155 kez okundu
KOLAY DEĞİL!..
KADİR DAYIOĞLU
Bir meslek odası hele hele ticaret ve sanayi ile ilgili bir oda başkanını çıkıp, “Ey ahali! Duyduk duymadık demeyin; bizim memlekette işler kötüye gidiyor!” demesi, eski İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, eski ATO Başkanı Sinan Aygün gibiler hariç, oldukça zordur. Beklenmemeli de… Hele hele Rıfat Hisarcıklıoğlu’ndan.
 
Hakkı teslim etmek gerekir. Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir’in zaman zaman yaptığı ciddi eleştirilerin, iktidar katında makes bulduğu muhakkak. Sanırım, Başkan’ın bu son dönemi olur. Aslında, Özdebir’in, oldukça makul ve yerinde eleştirilerini, önerilerini dikkate almak gerekir.
***
Tabi, biliyorsunuz Yalçıntaş ve Aygün’ün başına gelenleri. Yine tabii; ekonominin gidişatını eleştirdi de bunlar başlarına geldi, diye bir iddiam yok. Ama bu kadar da tesadüf olamazdı... Yine biliyorsunuz, Aygün tutuklandığında Hisarcıklıoğlu celallenmiş, tepki vermişti. Ama Yalçıntaş’a, ne tepki verdi, bilmiyorum!..
***
Son tahlilde, bu iktidarı eleştiren hatta eleştiri gibi yapan TOBB ve TESK’e bağlı oda başkanlarının hiç birisi ama hiç birisi oturamadı koltuğunda. Bir bir düşürdüler… Bunu Kayseri’de de yaşadık.
***
Evet. Ekonomi ve siyasetle ilgili bir oda başkanının, “felaket tellalı” olması beklenemez. Bundan dolayı da eleştirmemek gerekir. Ama hal böyle diye, başkanlardan, beyanatlarında, analizlerinde, gerçek dışı bir tavır sergilememeleri de beklenir. Gerektiğinde o koltuğu terk eder.
***
Sözgelimi, Kayseri’de, su yüzüne çıkmaya başlayan, ekonomik zorlukları; bazı firmaların zor durumda olmalarını, küresel dalgalanmalara bağlanması da doğru değildir; bu sadece başka bir gerçeğin, geçmişten gelen sıkıntıların, örtbas edilmesi, gerçek nedenin gizlenmesi anlamına gelir ki, bu da kabullenilemez.
***
Soru şu; mesela yeni gözüken küresel dalgalanmalar bizim gibi ülkelerde hemen etkisini gösterir mi ki, Kayseri’de ki bazı firmalar zor duruma düşsün?
 
Bu nedenle kim, Kayseri’de, hatta başka illerde de yaşanan sıkıntılar için; “ne de iyi gidiyorduk, şu iç ve dış düşmanlar, küresel kriz olmasaydı!” dediği anda ya dünyadan haberi yoktur, ya bulunduğu kentin ekonomik yapısını bilmiyordur ya da tamamen siyasi konuşuyordur.
 
Böyle davranılan bir ortamda basının gerçeklerin söylemesi de doğaldır. Açıklama yapılıyor diye, kimse; “vatan, millet, Sakarya” adına basını suçlamasın. Başka ne yapacak ki, basın görevini yapıyor.
***
Bir başka gerçek daha var o da şu: Bir il düşünün; sanayicisi, tüccarı, esnafı; bu böyle gider diyerek, kendisine bir çeki düzen vermiyorsa; babadan, atadan kalma alışkanlıklarını devam ettiriyorsa; küreselleşmenin ne demek olduğunu hala kavrayamamışsa; hâlâ kerameti hep kendilerinden görüyorsa; dünya ölçeklerinden habersizse; marka yaratamıyorsa; yüksek katma değerli mal ve hizmet üretemiyorsa; sermaye yapısını değiştirmeyip bölüşmeyi, paylaşmayı bilmiyor “Rabbena hep bana!” demeye devam ediyorsa, oda başkanları ne yapsın, Hükümet ne yapsın...
***
Gelelim diğer cepheye: Peki, bu aşamada Hükümet gerekenleri yapıyor mu? Yani, sanayiciden, tüccardan, esnaftan gerekli değişim beklenirken, icranın başındakiler de gerekeni yapıyor mu? Tam bu noktada kuşkulu olduğumu belirtmekte yarar görüyorum.
***
Kim ne derse desin bu hükümet ekonomide radikal değişimleri gerçekleştirmedi. Reformları yapmakta pek istekli davranmadı. Çoğu zaman popülizmi yeğledi. Sözgelimi; ilk yıllarda, elektriğe beş yıl zam yapmamakla övündü; hata, fiyatları indirdiklerini dahi telaffuz ettiler. Taner Yıldız’ın iyi anımsaması gerekir.
 
Ama TEDAŞ’ları, elektrik dağıtım sektörünü milyar ile ifade edilebilecek zarar uğrattılar. Çok kez bunu dile de getirdim… Ama Kayseri bağlamında söylüyorum, bunu üyelerinin tepkilerini çekmemek için, oda başkanları seslerini çıkartmadılar. Sonuç, malum.
***
Endişem şu: Elektrik vd. için bunu yapan bir iktidar, bilmediğimiz hangi pislikleri, halının altına süpürdü? Zamanı gelince göreceğiz. Kemal Derviş, 2001 krizini düzeltebilmek için görev aldığında ilk sözünün şu olduğunu bugün gibi hatırlıyorum; “Görev zararı adı altında halının altına süpürülen pisliklerin tutarını 15 milyar doları geçmeyeceğini zannediyordum. Oysa, içine girince bunun 30 milyar dolara yakın olduğunu görünce dehşete düştüm.”
***
Bir doğruyu hemen söyleyeyim: “Bir bataklığın derinliğini, içine girmeyince bilemezsiniz!”
***
Benzeri bir durum, sağlık sektöründe, yaşanıyor. Muhtemel bir krizin önemli tetikleyicisi olacak. Şu anda sağlık sektörünü de içine alan Sosyal Güvenlik sistemi ya da en geniş kapsamıyla Çalışma Hayatı devasa bir sorun olarak karşımızda duruyor.
 
Bu nedenle hiç kimse; “ne güzel gidiyorduk, ah bir de şu iç ve dış düşmanlar olmasaydı!” demeye kalkmasın, politika yapmasın; iktidarın aleti olmasın. Şuanda yaşanan sıkıntılar geçmişten yani, “Gobels vari” propagandalarla güzellemelerin yapıldığı dönemlerle ilgilidir. Daha tusinami henüz gelmedi. Birbirimizi kandırmayalım. Ayrıca; bunlar yazışıyor çiziliyor diye kimseyi suçlamayalım.
***
Bakınız, son olarak bir şey daha söyleyeyim: Filtre takmayan kömür santraları üretimi durduracak, yıl sonunda. Peki, bunun elektrik fiyatlarına bir etkisi olacak mı? Muhtemelen olacak. Zira, filtre takılana kadar, açık doğal gaz santralleri ile karşılanacak. Bunların üretim maliyetleri de yüksek olsa gerek. Bu da birim fiyatlara yansıyacak. Haliyle ya zam gelecek ya da zararı Hazine karşılayacak. Buyurun size, bir kara delik daha… 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV