banner167
banner165
26 Ocak 2021 Salı

KORONA GÜNLERİ 15

02 Aralık 2020, 00:20
Bu makale 502 kez okundu
KORONA GÜNLERİ 15
KADİR DAYIOĞLU
Evinde “corona” tedavisi gören Mehmet Özhaseki ve eşi Neşe Hanım, tedbir amaçlı Şehir Hastanesi’ne nakledilmişti. Geçen gün taburcu oldu. “Geçmiş olsun!”, dileklerimi iletiyorum. Aslında, ilk günden beri, birkaç kez telefonla ulaşmak nasip olmadı. Duygularımı köşeme taşıyarak, şifa dileklerimi tekrarlıyorum.
***
Refikimiz Recep Bulut, köşesine şu notu düşmüş, Özhasekilerin hastaneye intikal ettikleri gün: “Zaten kapılarında ambulans sürekli nöbet tutuyordu…” Veli Altınkaya refikimizden öğrendiğimize göre, Başhekim de bizzat tedavisini yapan ekibin başındaymış… Haliyle, tedavi sürecinde de bir sıkıntı olmamış. Tabii, “her kula nasip olmaz!” bu imkan.
***
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Kabine toplantısının ardından yaptığı son dakika açıklamasında hafta içi her gün 21.00 ile 05.00 saatleri arasında genel sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu.
 
Bu kararda dikkatimi çeken şu oldu: Neden 05.00’de 06.00 değil. Yoksa, beşten sonra mı virüs yatağa giriyor, elini ayağını çekiyor ortalıktan? Bu saatin özelliği ne? Bir de okullara, üniversitelere, sinemalara, kahveye, çay ocağına, lokantaya, meyhaneye, lokale, içki bayilerine vs.ye uğrayan virüs neden fabrikalara, AVM ve ibadethanelere uğramıyor?
***
"İstanbul Huan oldu, yanıyor... Hastaneler doldu taştı!", diyorlar... Doğru mu, doğru!.. Peki, 45 günden, Atatürk Havaalanı'nı berhava edecek biçimde göbeğine; ve Anadolu yakasına yapılan 1000 er yataklı pandemi hastanelerine ne oldu? Bugünler için yapılmamış mıydı?
***
Mesajımıza yanıt, Seçil Tümer kızımızdan geldi. Anadolu Yakasında Sancaktepe’de ki, “full” doluymuş. Temenni ederiz, Atatürk Havaalanı’na yapılan da bu hizmete hazırdır. Ne derecede doğru bilmiyorum ama burası yurt dışından gelen hastalara hizmet veriyormuş, yine basına yansıyan bilgiye göre, 20 bin dolar karşılığında…
***
Tabii, yönetim saydam olmayınca, istenilen bazı bilgiler “ticari sırdır!” diye saklanınca, “fısıltı gazetesinin” tiraj alması da çok doğal… Mesela; Katar ile yapılan ticari anlaşmaların, satışların, kiraların ne olduğunu bilmiyoruz.
 
Yine mesela “KÖİ” ile yapılan araç, insan ve hasta sayılı kuruluşların genel bütçeye yani “bana” getirdiği yükü de bilmiyorum… Demem o ki; kamu bütçesinden “bir kuruş harcanmadan yapıldığı” söylenen köprü, otoyol, tünel, hastaneler için hiç mi para ödenmeyecek? Adamlar, imtiyaz süresince ne gelir elde ederlerse onunla mı iktifa edecekler?
***
Özhaseki Başkanın, taburcu olunca, ayaküstü, öve öve bitiremediği, “KÖİ” esasına göre yapılan Kayseri Şehir Hastanesi’ne, açıldığından beri “kamu hazinesinden” yapılan transfer ne? Süresi dolana kadar ödenmesi muhtemel bedel nedir ve bu tesis kaça çıktı? Yüklenici, arsa için bir bedel ödedi mi?
***
Değerli Başkanım; kapısında kamu ambulansın beklemeyen; başhekim tarafından muayene edileme şansına sahip olmayan “benim” sırtımdan bu hastaneye, “ayrıcalık” süresince aktarılacak kaynak nedir? Diyelim ki, toplu taşımla, test için giden ahalinin testi “pozitif” çıktı. “Durumun ciddi değil, git evinde kendini karantinaya al!”, dediler. “Pozitif” vakaya sahip bu vatandaş, “itin öldüğü” yere yapılan hastaneden evine neyle gidecek? Mesela, devletin, bunlar için bir ambulans hizmeti var mı?
 
***
Değerli Başkanım size anımsatmak haddime değil ama temel bir kural var o da şu: “Benim” yani “birey” için “iyi” olan toplum için de “iyi” olacak anlamına gelmez.
***
Mesela tramvay benim için en ideal. Evimin tam önünde durak var. Buradan bindim mi, İldem’e, Talas’a, OSB’ye bundan böyle Şehir Hastanesi’ne, NYY Üniversitesi’ne, Mobilya Kent’e rahat gideceğim, tramvayla… Hem yağışta, fırtınada fazla etkilenmeden de… Demem o ki; “iyilik de göreceli” olup genel “memnuniyet” ya da “genel verime”; bir şeyin iktisadi olup olmadığına bakmak lazım.
***
Mesela Kayseri Şehir Hastanesi vd. için, bu işin künhüne vakıf bazıları diyor ki; bu kadar büyük kapasitedeki bir hastanenin yönetimi çok zor, fonksiyonel de olmaz. Uzak yerde olmamalı, ulaşım kolay olmalı. Zira hastane ile çevresi arasında “sembiyotik” bir ilişki vardır.
***
Sözgelimi, bir hastane, konaklama tesislerine yakın bir yerde olsa, hasta yakınları, “keselerine” göre bir otelde kalabilirler. Bu açıdan bakınca, Büyükşehrin, Mustafa Çelik zamanında bir projesi vardı. Hasta yakınlarının kalabileceği, 20-30 yatak kapasiteli bir otel, ERÜ içinde düşünüyordu. Memduh Başkan buna, ERÜ Hastaneler girişi karşısında bir yerde başladı. Bunlar, benim dediğime, uygun düşünceler.
***
Konu buradan açılmışken, yine Çelik zamanında başlanan, aynı yerdeki “Engelsiz Yaşam Merkezi”nden kısaca söz etmek lazım. Bu kompleksin, bir kısmını (sanırım dört blok) Ali Rıza Özderici yaptırtıyor. Mütebakisini Büyükşehir yaptırtacaktı. Bakalım bu yapım, ilk projeye uyulacak mı?
 
Bu bağlamda, aynı bölgede, yine Çelik Başkan’ın düşündüğü, “kanserden” nedeniyle, umudu kesilen, kalan ömrünü “artık evinize tamamlasın” denilen hastalar için “ileri yaşam merkezi (Hospice)” düşünülmüştü, “maketleri”, yerleşim planlaması bile yapılmıştı. Şimdi ne durumda bilmiyorum.
***
Demem o ki; bir hastaneye yaya ya da araçla ulaşım; bu tür destek üniteleri, sosyal ve ekonomik donatılar (çarşı, Pazar, büfe, lokanta, kıraathane, pastane vs.) erişimi kolay olmazsa, yapılan muslukları altından, perdeleri atlastan, ipleri ipekten yapılsın anlamlı değildir. 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV