banner87
20 Eylül 2019 Cuma

KRİZ

19 Ağustos 2019, 09:46
Bu makale 292 kez okundu
KRİZ
KEMALETTİN TEKİNSOY
Krizler 1960'lardan beri Türkiye ekonomisinde neredeyse her 10 yılda bir tekrarlanan kaçınılmaz bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor. Üstelik hep de meslek icabı bizim içerisinde bulunduğumuz inşaat sektörünü tepe taklak ediyor. 1981 yılında genç bir mimar olarak okuldan mezun olup meslek hayatımıza başlayacağımız günlerde, tam 12 eylül ertesinde inşaat sektörü yine büyük bir kriz içerisinde idi. Aradan 38 yıl geçti, memuriyet hayatını sona erdirip serbest piyasaya atıldığımız bu günlerde de inşaat piyasası yine bir kriz içerisinde.
Hükümet birikmiş konut satışlarında hareketlilik sağlamak için kredi kullanımını, dolayısı ile de faizleri düşürmeyi hedeflerken, Cumhurbaşkanı faizleri düşürmeye yanaşmayan Merkez Bankası Başkanını görevden alarak soruna çözüm üretmeye çalışıyor. Velhasıl yüz'den fazla sektörü direkt olarak etkileyen, istihdamın artmasının en önemli unsuru, bütün hükümetlerin üzerinde tartışmaya dahi gerek duymadıkları ve canlı tutmak için her yolu denedikleri inşaat sektörü, ekonominin olmazsa olmaz dinamosu olarak görülmeye devam ediyor.
*****
1996 yılında Büyükşehir Belediyesine alınacak olan asfalt plenti ile ilgili incelemelerde bulunmak üzere arkadaşlarla birlikte İtalya'nın Verona şehrine gittiğimizde, şehir turu sırasında, koskoca kentte 10-15 tane dahi yeni bina görememiştim. Yeni bina derken 30-40 yıllık binaları kastettiğimi belirtmeliyim. Bize rehberlik eden ve 25 yıldan beri İtalya'da yaşayan Türk mühendis rehberimize bunun sebebini sorduğumda "İtalya'da yeni inşaat yapmak yasaktır" cevabını alınca irkildiğimi hatırlıyorum.
Bir ülkede inşaat yapmak nasıl yasak olabilirdi? İnsanlar 300 yıllık, 500 yıllık binaları restore ederek buralarda yaşasalar da, taştan yapılmış tek katlı yapıları muhteşem restoranlara çevirseler, 2000 yıllık binaları restore ederek 5 yıldızlı oteller haline getirseler de yeni inşaatın yapılmadığı bir ülkenin ekonomisi bu durumdan nasıl etkilenirdi? Kendisini Roma İmparatorluğunun mirasçısı olarak gören ve neredeyse tüm şehirlerinde ağır bir korumacılık ruhu hemen hissedilen İtalya'da yeni inşaatın yasak olması abartılı bir söz olsa da, bir ülkedeki yapı sektörü ve istihdam politikaları açısından bu nasıl bir yaklaşımdı?
*****
Türkiye, insanların çalışma çağına gelmesi ile birlikte karı-koca birlikte çalışıp, para biriktirdikleri, tüm ömürleri boyunca yeni ve geniş bir konut edinmek için neredeyse hayat boyunca tasarrufta bulundukları ve tüm birikimlerini toprağa gömdükleri, kentleşmeyi bir seferde başaramayıp 40-50 yıl önce yapılmış binaları kentsel dönüşüm adı altında yıkıp yeniden yaparak bu sarmalı devam ettirmeye çalışan bir ülke. Bunu sürdürebilir mi? Bana kalırsa sürdüremez. Her on yılda bir patlayan ekonomik krizler de bunun sürdürülemez olduğunu gösteriyor.
Artık şunu anlamamız gerekiyor ki, ülkelerin de, şahısların da zenginleşmesi üretimle olur. 1950'lerden beri süren ve hiç bir siyasi iktidarın değiştirmeyi aklından dahi geçiremediği inşaat sektörü bir kalkınma modeli değildir. Her ne kadar şehirleri yaşanmaz hale getiren imar rantları kişilerin zenginleşmesine vesile olsa bile ülkelerin zenginleşmesinin yolu inşaat sektörü değildir. Olsa olsa üretimle zenginleşen bir ülkenin yansıması yeni yapılaşmalar olabilir.
İnşaata dayalı kalkınma ve istihdam politikalarından vazgeçerek, 10 yıllığına da olsa tüm birikimlerimizi toprağa değil de sanayileşmeye yönlendirsek, bu, hem kalıcı istihdamı hem de refah seviyesinin yükselmesi sonucunu doğuracaktır. Her on yılda bir tekrarlanan ekonomik krizlerden de ancak bu şekilde kurtulma imkanımız olabilir.
*****
Her ne kadar inşaat sektöründe çalışanların ve müteahhit arkadaşlarımızın çok hoşuna gitmeyecek olsa da, ülkemizde hem kamu binaları yapımı konusunda hem de konut sektörü ve alt yapı yatırımları konusunda doyum noktasına gelindiğini söyleyebiliriz. Yani kısacası artık dişimizden tırnağımızdan artırarak oluşturduğumuz birikimlerimizi, ülke kalkınmasını gerçek boyutlarda sağlayacak, kalıcı istihdamı temin edecek üretime, tarımda ve sanayide üretime yönlendirmenin zamanı geldi de geçti bile.
Aksi taktirde, diğer dünya ülkelerine satacak değerli mallar üretmeden kalkınmanın mümkün olmayacağını anlamadan, 150-200 metrekarelik lüks konutlarımızda keyif yaparken her on yılda bir yaşayacağımız ekonomik krizlerin nedenini tartışmaya devam ederiz.
Haftaya birlikte olmak dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV