banner153
banner156
31 Mayıs 2020 Pazar

MİLLET BAHÇESİ ve KANAL İSTANBUL

28 Mart 2020, 09:51
Bu makale 420 kez okundu
MİLLET BAHÇESİ ve KANAL İSTANBUL
KADİR DAYIOĞLU
Biliyorsunuz, bu iktidarın “Mega Projeleri”nden birisi “Millet Bahçeleri”. Çiğdem Toker’den (Sözcü) aldığımız bilgiye göre, TOKİ, Nisan ayında 6, Mayıs’ta 3 olmak üzere 9 Millet Bahçesi İhalesi yapacakmış. Dokuz il arasında Kayseri “Millet Bahçesi” yok… Sanırım unuttular. Umarım Büyükkılıç Başkan TOKİ’yi uyarır… Yok, var da Toker atladıysa, onu da bize aktarır…
***
Unutuyordum. Şu da olmuş olabilir… Kayseri’yi yönetenler, TOKİ’ye; “Gölge etme başka ihsan istemem… Ben, kendi söküğümü kendim dikerim!” deyip, ünü tarihe geçen, “Kayseri Modeli” ile kendimiz yapabiliriz.
 
Muhtemelen, hızlı tren için de, havaalanı genişlemesi için de, otoyol bağlantısı için de benzer şey söylenmiştir; “kendi söküğümüzü kendimiz dikeriz!” denmiştir… Allah nazardan saklasın Kayseri’de de para bol; imkan da…
***
Diyeceksiniz ki; Arkadaş ahali can derdinde, yazdıklarına dikkat et… Sırası mı? Haklısınız, sırası değil ama iktidar, yatırımlara hız verdi… Kanal İstanbul’un ilk ihalesini yaptı… Geçilen fotoğrafa bakınca, komisyonun da maske takmış… Demek ki, para var; Kanal İstanbul’a “Bismillah!” diyor, Millet Bahçelerinin ihalesini yapabiliyoruz.
***
Tabii, bu haberler basına yansıyınca, “taifeyi münafık!” hemen harekete geçti; Para varsa, önce ahaliye ver… Daha da ileri giden oldu; “Millet can derdinde, iktidar rant!” derdinde… Biliyorsunuz, bu söz; “Koyun can, kasap mal derdinde!” özdeyişinden mülhem…
***
Tabii, bu eleştirilere yanıt Ulaştırma Bakanlığı’ndan geldi: “…Ülkemizin salgınla mücadele ettiği bu dönemde yatırım ve üretimin durdurulmasının istenmesi, yapılan bir proje ihalesi (Kanal İstanbul) üzerinden siyasi fırsatçılık yapmak, milletimize Korona virüsten daha çok zarar vermektedir. Ülkemiz salgınla mücadele ederken üretim ve yatırımları da sürdürmek, ülke ekonomisini dimdik ayakta tutarak yarınlarımızı da güvence altına almak hepimizin temel görevi olduğuna inanıyoruz.”
***
İsterseniz, beş asır geriye gidelim ve tarihimizden bir sayfa açalım. Benim gibi eve kapanan dostlarımızın hafızasını tazeleyelim…
 
Kıbrıs'ın alınması (25 Haziran 1570), Sokullu’nun ön gördüğü gibi Avrupa'da bir Haçlı donanmasının hazırlanmasına neden oldu. “…İki donanma Mora'nın kuzey, Orta-Yunanistan ile Karlıeli'nin güney kapılarında bulunan İnebahtı körfezinde karşılaştı (7 Ekim 1571). Şiddetli çarpışmalardan sonra Kaptan-ı Derya Ali Paşa ve beraberindekiler şehit düştü.
 
Osmanlı donanması beklemediği bir darbe aldı ve çok sayıda gemisi batırıldı, paşalar ve leventler öldü. Gemilerini kurtarmayı başaran Uluç Ali Paşa, Sokullu Mehmed Paşa tarafından, Kaptan-ı Deryalığa getirildi.
 
Sokullu, yeni bir donanma hazırlamasını istedi. Bunun için çok sayıda malzemeye ihtiyaç olduğunu kısa süre içinde böyle bir donanmanın hazırlanmasının zor olduğunu söyleyen Uluç Ali Paşa'ya; "Bütün donanmanın demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapabiliriz. Hangi geminin malzemesi yetişmezse gel benden al.", demesi, önemlidir.
 
Sokullu, gönderilen Venedik elçisine İnebahtı ile ilgili; ‘Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı'nda bizi yenmekle, sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez, fakat kesilen sakalın yerine daha gür çıkar.’
 
Bununla beraber İnebahtı faciasından sonra kaybedilen binlerce denizciyi yerine getirmek kolay olmamış ve tecrübesiz, leventlerden teşkil edilen yeni donanma Osmanlı'ya Akdeniz'de eski kudretini kazandıramamış. Artık Avrupa siyasetini yönlendirecek ve ticaret yollarını hakimiyet altına alacak Hint Seferleri gibi büyük projelere de edilmemişti”. (Kaynak: www.osmanli700.gen.tr/)
***
İşin özeti şuymuş: Sokullu, Kıbrıs’ın fethine karşı çıkmıştı… Sarayın isteğine engel olamamıştı.  Gerekçesi şuydu: Haçlıları bir araya getiririz… Ayrıca, o dönem için, Kıbrıs Girit gibi, Rodos gibi stratejik bir ada da değil. Paşa’nın bu öngörüsü doğru çıktı. Çıkmasına çıktı ama “AK Deniz” de bir “Türk Gölü!” olmaktan…
***
Tabii, 18. yy’ın ortalarında gerçekleşen Çeşme baskını (1770) ile Osmanlı’nın deniz gücünün omurgası tamamen kırdı… Derler ki Dersaadet yani İstanbul, Rus donanmasının Baltık-Cebelitarık üzerinden İzmir Çeşme’ye gelebileceğini akıllarından dahi geçirememiş.
***
Arkasından, 19. yy’ın ilk çeyreğindeki Navarin (1827) faciası, son toprağı attı, donanmamız üzerine…

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV