banner153
banner156
29 Mayıs 2020 Cuma

NEDEN, NEDEN, NEDEN?

30 Mart 2020, 08:50
Bu makale 360 kez okundu
NEDEN, NEDEN, NEDEN?
KADİR DAYIOĞLU
Yazımda sadece sorular soracağım. Akabinde, bir konuya değineceğim. Çoğunun yanıtını biliyorum; sizlerin de bildiğini sanıyorum. İsterseniz sorulara şununla başlayalım:
 
- Korona virüs vakalarına neden, il il, ilçe ilçe, belde belde, köy köy açıklamak ihtiyacı hissedilmiyor?
Sıkıntı nerede?
 
- “Kırsalda” da hemen gözükmesinin, bazı köylerin karantinaya alınması ilginç. Virüs havadan uçup gelmediğine göre, kırsala a hemen nasıl geldi?
- İlk tespitlerde yurt dışından gelenler içinde “hasta” sayısı ve bunların ülkelere göre oranları nedir?
- Bunların, gelişler itibarıyla, ülkelere göre dağılımı neden saklanılıyor?
- Açıklansa ne tür bir sakıncası olabilir ki?
- Yoksa, uluslararası ilişkilerimiz mi zedelenir?
- Üniversiteler de dahil eğitime ara verilmesinde neden gecikildi?
***
Maçların önce seyircisiz oynanmasında; sonra liglerin kapatılmasında yayıncı kuruluşların etkisi ya da endişesi oldu mu? Öğrenmek isterim; canlı yayın ve müşterek bahis yayın hakkı kime ya da kimlere ait?
***
Karantina mekanları olarak “KYK” ait öğrenci yurtları seçildi de mesela özel yurtlar, mesela cemaatlere ait yurtlar, mesela “FETÖ”den devralınan yurtlar da seçildi mi? Seçilmedi ise gerekçe neydi?
***
Soruları, siz de artırabilirsiniz. Ama bazı şeyler söylemek durumundayım… Temenni ederim, bu bize ders olur… Yine temenni ederim bu ders ağır olmaz…
***
Cuma ve cemaatle namaz konusunda ki “fetva” neden gecikti?
Camilerin, mescitlerin, ibadethanelerin geç kapatılmasının gerekçesi neydi?
Külliye’de kılınan “Vip Cuma”nın görüntülerinin basına sızdırılmasının ya da servis edilmesinin amacı neydi?
***
Demek ki, bu tür afetlerde devlet refleksi çok güçlü ve anlık olmalı… Benzeri önlemler, istisnasız ve anında alınmalı… Bunları alırken politik kaygılardan uzak durmak; mahalle baskılarından korkmamak gerekir.
***
“O ne der, bu ne der!” dediğimiz anda maçı kaybederiz. Aksini yaparsanız, belki iktidarı kaybedersiniz ama ülke kazanır…
***
Demem o ki; popülizmden yani siyasette ki uygulama biçimi ile “halka şirin gözükmekten” kaçınılması gerekir.
***
Bu aşamada Ulumu diniyeyi, ulemayı, şeyh efendileri, efendileri devreden çıkartmak lazım. Elbette dua güzel şey, insanlara moral destek verir; bu kadar sıkıntı içerisinde olanları rahatlatır amennâ… Amma lakin, bunun, dinle, imanla, milliyetle alakası olmadığını bilmek gerekir…
***
Tabii, bu sıralarda “Meşihatın” başında bulunan Sayın Ali Erbaş Bey, bu işlerden uzak durmalı, bilimin işine karışmamalı, bilimciler ne diyorsa onunla amel etmemeli. Unutmasın; hutbede, insanları toplu olmaktan kaçınmalarını söylediğinde, cemaat, omuz omuza kendisini dinliyordu. 
***
Tabii; “bina ile zina çoğaldı da ondan oluyor!” batıl itikadına artık sarılmamak, onu çöpe atmak gerekir… Unutulmasın, semavi dinlerden hatta insanlardan önce de vardı bı mikroplar/virüsler… Çoğu dönemde insanları da kırdı geçirdi… Her canlı gibi o da yaşayacak, o da neslini devam ettirecek.
***
Unutmayın; “bina ile zinanın olmadığı” sanılan dönemlerinde, böyle bir salgın, bir toplumu tümden yok edebilirdi… Bilimin, bilginin geldiği nokta nedeniyle, 8 milyarlık dünyada yüz binle ifade edilen bir ölümden söz ediliyor…
***
Ha. Bunların hiç biri beni ilgilendirmez, akıl vermek haddime de değil ama ortadaki vaka, beni ve toplumu ilgilendiriyor.
***
Bundan altı asır önce, 14.’yy’da Avrupa’da gerçekleşen veba salgınında, bir rivayete göre 100 diğer bir rivayete göre 200 milyon insan ölmüştü.
***
Mesela; Kolera 19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren küresel bir tehdit halini almıştır. Osmanlı topraklarında kolera ilk defa 1822 senesinde görülmüş ve bundan sonra gerek büyük salgınlar gerekse de ara salgınlar halinde Osmanlı topraklarından eksik olmamıştır. Koleranın kıtalar arasında salgınlar halinde dünyayı sarstığı bu yüzyılda, deniz ve kara ticaret yollarının kesişme noktasında bulunan Osmanlı ülkesinde de büyük çaplı zayiata sebep olmuştur.”
***
Unutmayın bu tarihte “Zıllullâhi fî’l-arz” ya da “halife-i ruy-i zemin” başımızda camiler/mescitler medreseler, tekkeler, zaviyeler açık, “efendi hazretleri”, “meleler”, mollalar irşada devam ediyor… Ama açlıktan, kıtlıktan, salgın hastalıklardan kurtulamıyor Osmanlı mülkü ve diğer ülkeler de…
***
Neden?
***
Ne zaman Ortodoks yani “modern tıp” gelişti, bilimde şüphe, gözlem, deney hakim olmaya başladı o sayede salgınlarda zapturapt altına alındı… Tabii, hiçbir zaman sıfırlamak mümkün değil. Öyle ya, “evrim” günümüzde de hüküm sürüyor. Bunun önemli aracı mutasyon da…
***
 “Bu ülkede zorunlu matematik, fizik, kimya, biyoloji okutuluyor ama tartışılmıyor da, sıra din dersine gelince tartışılıyor!” itirazının ne kadar yersiz olduğunu şimdi anladık mı? İşte biyolojiyi okuttuğumuz taktirde, çare bilimde aranır; hacılarda, hocalarda, efendiler de değil.
***
Unutmayın; dünyanın her yerinde iki kere iki dört eder ama din ve dini anlayış aynı değildir. Neye ve kime göre, “hangi din!” sorusunu sordurtur, insana. O nedenle birincilerin zorunluluğu sorgulanmaz ama ikincisinin zorunluluğu sorgulanır…

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV