banner87
12 Aralık 2017 Salı

ÖĞRETMENİN GÖZÜYLE DÜNDEN BUGÜNE UZANAN YOLUN HİKÂYESİ

27 Kasım 2017, 07:45
Bu makale 92 kez okundu
ÖĞRETMENİN GÖZÜYLE DÜNDEN BUGÜNE UZANAN YOLUN HİKÂYESİ
ABDULKADİR YUVALI

Değerli okuyucularım, bugün 24 Kasım ÖĞRETMENLER GÜNÜ olarak hemen bütün eğitim kurumlarımızın gündemindedir. Daha da önemlisi bu anlamlı gün dolayısıyla aramızda olmayan öğretmenlerimiz ile bu kutsal mesleğin mensupları; gönüllerde, sözlerde, sayfalarda ve hatta resmi manada gündemdedirler. Bu yazı, beni 40 hatta 50 yıl öncesine götürdü. Darende’de Nadir İlkokulu’nda başlayan öğrencilik yıllarım, Malatya, Ceyhan, Adana ve Ankara’ya kadar uzamıştı. Takiben meslek hayatım boyunca hizmet verdiğim; Nallıhan Lisesi, Mamak Ortaokulu, Abidinpaşa Lisesi, Gazi Eğitim Enstitüsü, İskitler Endüstri Meslek Lisesi, Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu, Fırat Üniversitesi, Fransa’da geçen yıllar sonrasında, Erciyes Üniversitesi, Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi ve nihayet Erciyes Üniversitesi’nden noktalandı yani 28 Ocak 2015 yılında emekli oldum. Geçen yıllar, adeta bir şerit gibi gönlümde yuvalandı, gözlerimin önünden geçti ve bu arada iki damla göz yaşı ile kendime geldim.

24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla; Darende-Nadir İlkokulu’ndaki öğretmenlerimden Rahmetli hocam Hamit TAŞPOLAT, Esat GÖNENÇ, İzzet DEĞİRMENCİ olmak üzere bugünlere gelmemde emeği geçmiş olan bütün öğretmenlerimi rahmet ve saygıyla anıyorum. Akademik hayata atılmam ve bu kutlu mesleği kazanmamada emeği geçen hocalarım ve özellikle de rahmetli hocam Prof. Dr.Bahaeddin ÖGEL’İN vasiyetini sizlerle paylaşacağım. Çünkü rahmetli hocamın vasiyeti hala kulaklarımda çınlamaktadır. Evlat bir gün benim yerimi aldığın zaman, davet aldığın her yere öyle ki, burası bir köy ve hatta bir mezra olsa da, tereddüt etmeden gidecek ve bilgi paylaşım görevini yapacaksın. Zira bilesin ki, BİLGİ KUTLU, BİLGİ PAYLAŞIMI KUTSAL VE HATTA İBADET FEVKİNDEDİR. Bugüne kadar hocamın vasiyetini eksiksiz yerine getirme çabamı sürdürdüm ve ömrüm olduğu sürece kulağımdaki küpeyi asla ve asla unutmayacağım. Başta rahmetli hocalarım, meslektaşlarım, öğrencilerim ve bu kutlu yolun yolcularından Hak dünyaya göçmüş olanları rahmet ve saygıyla anıyor, hayatta olanlara sağlık, huzur ve mutluluk dileklerimle büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyorum.

Öğretmenlik mesleğinin günümüzdeki durumuna gelince, Türk eğitim tarihinde yeri doldurulamayan ve ismi hafızalardan silinmeyen değerli bir insanın hemşerisi olmakla gurur duyduğum rahmetli MUSTAFA NECATİ BEY’İ, öncelikli olarak rahmet ve saygıyla anıyorum. Büyük ATATÜRK, daha milli mücadele sonuçlanmadan yani 1921 yılında Ankara’da Birinci Maarif Kongresini toplamış, Cumhuriyetin ilanından bir gün önce eğitim sistemimizle ilgili açıklamaları,1923 yılında da eğitim ordusu ve asker ordusu hakkındaki düşüncelerini ifade etmişlerdir. Bu dönemin Maarif Vekili MUSTAFA NECATİ BEY,  öncelikli olarak KÖY ÖĞRETMEN OKULLARI açmak suretiyle KÖY ÖĞRETMENLERİ ve haliyle ÖĞRETMEN OKULLARINI açmış ve öğretmenler yetiştirmişti. Dönemin Maliye Vekili mezun Öğretmen adayları için kadro sorununu olduğunu, dolayısıyla öğretmen atamaları konusundaki endişelerini bildirmesi üzerine MUSTAFA NECATİ BEY, BEN! MAARİF VEKİLİ OLARAK ÖĞRETMEN OKULLARI AÇTIM VE ÖĞRETMEN YETİŞTİRDİM. SİZİN GÖREVİNİZ DE ONLARA KADRO BULMAKTIR. BEN GÖREVİMİ YAPAMAMIŞ OLSAYDIM GÖREVİMDEN İSTİFA EDERDİM. SİZDE! YA GÖREVİNİZİ İFA EDİNİZ VEYAHUT DA İSTİFA EDİNİZ. Mealindeki sözleri tarihe geçmiştir. Bugün atama bekleyen SAYILARI YÜZ BİNLERLE İFADE EDİLEN atanmamış öğretmenlerimizin durumları konusunda Sayın Milli Eğitim Bakanımıza bu tarihî anıyı hatırlatmak istiyorum.

Devlet yönetiminde dün olduğu gibi bugün de en önce dikkat edilmesi gereken iki temel konudan biri MİLLİ GÜVENLİK diğeri de MİLLİ EĞİTİMDİR. Bu iki konu iç içe olduğu gibi amaç bakımından da birbirini tamamlarlar. Zira eğitim kalitesi yüksek olan milletler geleceği güvenle bakarlar ve milli güvenlik konusunda da büyük mesafe kat ederler. Bir milleti yıkmak için atom bombasına veya uzun menzilli füzelere ihtiyaç yoktur. Günümüzde olduğu gibi eğitimin kalitesini düşürmek yeterlidir. Çağımızın güç odakları, gelecekte kendilerine alternatif olmalarını engellemek için eğitim sistemlerini baltalamalarının yeterli olduğu aşikardır.

Öğretmenler günü dolayısıyla geçmişimizi saygıyla anarken geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin eğitimi konusunda Sayın Milli Eğitim Bakanımıza şu gerçeği göz ardı etmemeleri konusunu da 44 yıllık bir eğitimci ve hemşerileri olarak bilgilerine sunmak istiyorum. OECD kuruluşunun  uluslar arası öğrenci değerlendirme programı PİSA 2015 sınavına 72 ülkenin öğrencileri katılmıştır.Başarı sıralamasında ülkemiz 54.oldu.PİSA 2012  sınavına 65   arasında 43.,2009’da  65 ülke arasında 42. 2006 yılında 57 ülke arasında 47.idik.Bu uluslar arası  sınav sonuçlarına göre ülkemiz her yıl ileri gideceğine gerilerde kalmaktadır.

24 Kasım ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜN, bir kutlama programı olmanın ötesinde; geçen bir yılın halkımızın tabiriyle muhasebesinin yapılması, gelecek öğretim yılının plan-projelerinin oluşturulması bakımından değerlendirilmesine acilen ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Ayrıca öğretmenlik mesleğinin hemen her bakımdan cazip konuma getirilmesinde yarar vardır. Bu konuda yapılan bir araştırmada, öğretmenlerimizin geçinebilmek için ikinci iş arayışları ve haliyle ilk fırsatta meslekten ayrılma eğilimleri yanında eğitim yöneticilerimizin siyasi baskılarından dolayı mesleklerinden soğuduklarına dair sonuçlar düşünen herkesi ama öncelikli olarak velilerimizi düşündürmektedir. Sayın milli Eğitim Bakanımızın bu hususları göz ardı etmeyeceklerine inanıyoruz. Zira eğitim camiamız, başta bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarındaki yöneticiler ile okul öncesinden üniversitelerimize uzanan süreçteki bütün öğretmen ve öğretim üye ve yardımcılarının da Büyük ATATÜRK’ÜN, Birinci Maarif Kongresi (1921) ruhu ile hareket etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü eğitimimizin mevcut haline bakınca başkaca bir çıkış yolu göremiyorum.

Türk milli eğitim sistemi,  öncelikli olarak milli özelliğine uygun olmalı, milli pedagojiden” beslenmelidir. Zira ülkemizin eğitim bakımından büyük sorunlarından birisi de belirgin bir eğitim felsefesinin olmaması ile yakından ilgilidir. Çünkü Teoride ilerlemeci bir anlayış olduğu halde uygulamada öğretmen ve ezber merkezlilik söz konusudur. Bu yüzden insan odaklı yani öğrenci merkezli bir eğitim felsefesinin oluşturulması ve uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Kısaca ifade etmek gerekirse, bir eğitim sisteminde öğretmenler ne kadar İYİ ise, eğitim sistemi de o ölçüde İYİ olur. Bu yüzden yetenekli insanların öğretmen olmalarına giden yolun açılması yönündeki uygulamalar öne çıkartılmalı ve öğretmenlik mesleğinin hemen her bakımdan cazip hale getirilmesi için her türlü şartlar hazırlanmalıdır.

ÖĞRETMENLER GÜNÜ dolayısıyla bütün öğretmenlerimiz ile birlikte her birisi bir öğretmen-öğretici konumunda hizmet vermekte olan sevgili eşim, oğlum, kızım, damadım ve gelinimin de öğretmenler gününü yürekten kutluyor, sağlıklı, mutlu ve huzurlu nice yıllar diliyorum. Saygılarımla. ayuvali48@gmail.com 24.11.2017         

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV