banner87
21 Mayıs 2019 Salı

OLAYLARIN GÖRÜNMEYEN YÖNÜ

24 Nisan 2019, 09:59
Bu makale 146 kez okundu
OLAYLARIN GÖRÜNMEYEN YÖNÜ
KADİR ÖZDAMARLAR
Hayatta karşılaştığımız önemli, önemsiz her olayın mutlaka bir görünen ve bir de görünmeyen yönleri vardır. Hele bu olaylar devletlerarası bir mesele ise. Onca yıl geçmesine rağmen, konular hakkında nice yazılar yazılmasınakonuşulmasınabelgeler yayınlanmasına rağmen olayların bir yönü eksik kalmaktadır. Doğrulara yaklaşılamamakta ve olayların doğrusu bir şekilde örtülü kalmaktadır. Elbette bunun böyle olmasının da bir haklı sebebi vardır! Özellikle siyasi tarihte bu olaylar çoktur.
Örnek vermekte fayda vardır. Gerçek olmamasına rağmen Baltacı Mehmet Paşa ile Katarina’nın buluşması Rus tarihçilerini çok rencide etmiş ve etmektedir. Yine Sultan Abdulaziz ile İngiliz Kraliçesi Viktorya’nın ilişkisi gibi. Bu olay özellikle İngilizler tarafından hep haklı olarak kapatılmak istenmektedir! Yine Çanakkale Zaferi’nde İngilizler, yakın zamanda 60 dizi olarak çekilen Kuttu’l Amare Savaşlarında, İngilizler Türk ordusu karşısında perişan olmuş ve komutanları ile birlikte 40.000 askerleri esir düşmüştür. Daha çok yakın zamana kadar İngiliz diplomasisi bu savaşı uzun diplomatik temaslar neticesinde bu, dünyanın parmak ısırdığı Türk’ün zaferi gündeme aldırmamışlar, dünya kamuoyundan gizlemişle veya gizletmişlerdir.
Fakat işin bir gerçeği vardır. Önünde sonunda her gizlenen bir gerçek, bir gün şartlar müsait olduğunda, bir gün ortaya çıkmaktadır! Dünyada böyle uzun yıllar gizlenip de ortay çıkarıp, tarihe mal edilen ne ince olaylar vardır.
Bu garip, acı siyasi ve sosyal olaylardan Develi de nasibini almış, acıları onca zaman geçmesine rağmen hala kabuk bağlamamış iki büyük olay vardır. Bunlardan biri: Tehcir dediğimiz Osmanlı’ya ihanet eden bir gurup Ermenilerin bulundukları yerlerden sökülüp İmparatorluğun değişik yerlerine yerleştirilmelidir. Bir münevver Ermeni bu olayı İstanbul’da şöyle açıklamıştı:
-Kadir’im, yavrum! Biz ettik ve cezamızı bulduk. Hangi millet, yurduna, namusuna el uzatanlara karşı, ölümüne kendini müdafaa etmez. Önce bizimkiler vurdu, sonra da Türkler bize vurdu demişti.
Bu o kadar önemli bir sözdü ki. Önemli bir sözdü ama acı gerçek ne idi? İstanbul’da karşılaştığımız doksan beş yaşındaki Develi’de komşumuz olan bir Ermeni’yi gördüğümüzde şaşırmıştım! Fakat hoş beşten sonra şu sözü hepimizi yaralamıştı:
-Azrail ile bir pazarlığım oldu. Erciyes Dağı’nı bir defa daha görmeden canımı almayacak! İnsan biraz da yaşadığı toprağın adamı değil midir? Doksanbeş yaşında bir adam, halen doğduğu yerin ve dolayısıyla dağların hası Erciyes Dağı’nı düşünüyor! Hani haksız da değil.
İkinci bir olay ise 1924 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile Yunanistan ile yapılan “Nüfus Mübadelesi”dir. Anadolu’daki Hıristiyan Türkler ile Yunanistan’daki Türklerin yer değiştirmesidir. Anadolu’daki bir çok Ortodoks Türkler / Karamaniler Yunanistan’a göçmüşler ve Yunanistan’daki Türkler de Anadolu’ya gelmişlerdir. Gidenlerin sosyal yapılarına göre Yunanistan’a göçürülen Ortodoksların evlerine de bu Müslümanlar yerleştirilmişlerdir. Develi ‘ye gelenlere Ayakostan / Reşadiye mahallesine yerleştirilmişlerdir. Atina’ya göçen Karamaniler ise Atina’da bildiğim kadarıyla Everek mahallesini kurmuşlar ve kendi mahallelerinde yaşamaktadırlar.
Zaman zaman Youtoupsitesi’nden göçürülen bu Türklerin eğlence hayatı ve yaşama biçimleri değişik videolar vasıtasıyla yayınlanmaktadır. Bu videolardan anlıyoruz ki bu türküler 1924 yılında söylenen Develi türküleri ve kadın halaylarımızdır. O kadar içten söyleniyor ki bu türküler. Ayrıca halaylarımız orijinal haliyle oynanıyor. İnsan hayran kalıyor. Zaman zaman bu siteye girer ve bu türkülerimizi dinler ve halayları hayranlıkla takip ederim.
İşte yine siteleri gezerken “19. Yunanistan’daki Kapadokyalıların Kavuşması/Gavustima. Farsala Kapadokya ruhu – Kapadokya’nın ruhu. Kapadokya ' da kökleri yıllık toplantısı” adında bir toplantı düzenlediklerini ve 19 yıldır bu toplantıyı devam ettirdiklerini öğrendik. Karamanlı Türklerin Yunanistan’a göçtükten sonra asıllarını unutmadıklarını ve bu kültürlerini yaşatmaya çalıştıklarını gördük. Zaman zaman internet ortamından faydalanarak yazışmalarımız da olmaktadır.
İnsanların kaderi gibi devletlerin ve milletlerin da bir kaderi vardır. Bu kader de çekilmektedir. Karamani Türkler de bu kaderi hala çekmektedirler. Karamani Türklerinin zengin bir folkloru vardır. Hepsi Türkçedir. Her ne kadar alfabeleri Grekçe ise de dilleri Türkçedir. Nitekim Anadolu’da ilk defa folklor çalışması yapan Anadolu türkülerini derleyen Zincidere/Kayseri’li olan Stavros Stavridis’dir. Eseri daha yeni yayınlanan “Anadol Türküleri’dir, Vatanımız Anadolu’dur, diyen bu Hristiyan Türkler ortak bir kültürün taşıyıcısıdırlar.
Ülkelerimiz ayrı da olsa artık çok gelişmiş olan iletişim araçları ve gelişen demokratik hayatın sonucu yıllar ötesinden gelen kültürler de ortaya çıkmaktadır. Ne mutlu. Biraz da olaylara tarafsız ve sevgiyle baksak ne kaybederiz acaba?

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV