banner87
17 Ekim 2019 Perşembe

ÖLÜLER ÜZERİNE SİYASET!..

19 Eylül 2019, 09:46
Bu makale 145 kez okundu
ÖLÜLER ÜZERİNE SİYASET!..
KADİR DAYIOĞLU

Ölüler üzerine siyaset yapmak...
Kan ve gözyaşı üzerine siyaset yapmak...
Siyaset geleneğimizin ayrılmaz bir parçası...
…Ve kolayımıza da geliyor…
***
 
Beyin gücü yerine kas gücünü kullananların...
Dağarcıklarında, topluma verebilecek bir şeyleri bulunmayanların...
Evrensel bilim havuzuna katkıda “esâmisi” okunmayanların!..
“Sloganları!” hayat tarzı haline getirenlerin...
“Hazineden geçinmeye alışmış!” , “Mesleksizlerin”...
Sonuçta; “Aynadan nefret edenlerin”...
Ölüler, kan ve gözyaşı üzerinden siyaset yapmasından doğal ne olabilir ki?
***
Bir toplum düşünün:19.yy’ın son çeyreğinde uğraştığı iç ve dış sorunların tamamına yakınını, 21.yy’ın ilk çeyreğine taşıyor... İnanmayan varsa, bir lise tarih kitabını açsın ve 1800’lerin sonuna doğru uğraştığımız iç ve dış siyasal, sosyal ve ekonomik sorunları, tek tek yazsın. Bakalım nasıl bir tablo ile karşılaşacak?
***
Karşılaştırmanın bire-bir örtüşeceğini hemen söyleyebilirim… Osmanlıca bilen birisi olsam, ilk gazetenin çıktığı günden günümüze kadar, matbuatı tarar ve bu toplumun ne ile uğraştığını bir bir tespit eder; yaklaşık bir buçuk asırlık gündemimizin nasıl bir seyir takip ettiğini, toplumun önüne sererdim...
***
Buyurun size bir doktora konusu!..
Tabi bu zor iş...
Meşakkatli iş...
Biraz da yürek isteyen iş!..
Kolay mı, beynimizdeki tabuları yıkmak?
***
Osmanlıca bilmeyi bir yana bıraktım... 1940’lı ve 1950’li yılların AKBABA gibi mizah dergilerini bir karıştırın, hangi konuları çizdiklerini bir görün!.. “Ammada zor iş buyurdum”, değil mi?
***
Mesela birisini anımsıyorum. O yılların İstanbul’unu bilenler bilir. Tramvay salkım saçak dolmuş. Kapılardan insanlar sarkıyor. İğne atsan yere düşmez durumda… Yanında da bir kaplumbağa gidiyor. Biletçi; “Siz de buyurun!” diyor. Kaplumbağanın yanıtı; “Yok binemem acele işim var!”
***
Bu bir İstanbul gerçeği idi o zaman. Şimdi değişen bir şey var mı? Yok… Daha da kötü, İstanbul kilitlenmiş durumda. O gün, bu tür olaylar, bir mizah üslubu ile yayınlanabiliyordu. Bu gün ise, hemen yayın yasağı geliyor; “milli birliğe ve beraberliğe en fazla ihtiyacımız olduğu bir günde!”, gerekçesiyle…
***
Mizah deyince aklıma geldi. Bu bir “Avukat Savaş Kaya” dostumuzun uydurması: Adam acilede yatmış, sırt üstü, yarı baygın bir vaziyette… Doktor gelmiş… Elinde bir iğne, duyarlılık testi yapıyor, bacaklarına batırarak… Sıra sol bacağa geliyor… Batırıyor, batırıyor bir his yok… Yanındakilere; “sol tarafa felç inmekte!”, diyor… Bunu duyan yarı baygın adam, sol tarafa yatık “maslahatını”, çaktırmadan,  hemen sağ işaret parmağı ile sağa çekiyor.
***
Savaş bunu anlatınca; “yazabilir miyim?”, dedim. O da “becerebilirsen!” dedi… Becersem de beceremezsem de yazdım. Sıra, bunun cezai durumuna geldi. “Mesela bir muhbiri sadık durumdan vaziyet çıkartıp, hakkımda, müstehcen fıkra anlatmaktan, suç duyurusunda bulunabilir mi?”, Neden olmasın abi... O nedenle sözcükleri biraz “ölçülü” kullanmanda yarar var.
***
Diyeceksiniz ki; “bunun neresi müstehcen?” Baksanıza, “maslahat!” dedim anlasanız ya!...
***
Evet… Beyinsel gücü ve kafası yerine başkalarınınkini kullananların; “o olmasa biz HİÇİZ!” diyenlerin bollaştığı, muhbiri sadıkların kol gezdiği bir ülkede, 21. yy’ın ilk çeyreğinde bir fıkrayı anlatmakta dahi zorlanıyor insan.
***
Peki, on asır önce yaşamış büyük matematikçi, büyük “heccav” Ömer Hayyam gibi dizeler dizsek başımıza neler gelir acaba? Korkum, “Nesimi gibi derimizi yüzerler!” Biliyorsunuz; Koca Yunus’un; “… Bana seni gerek seni!” dizelerini ihtiva eden “lâ” sırını muhteşem bir biçimde anlatan dizeleri okul kitaplarından kaldırılmıştı.
 
Tabii, “vahdeti vücudu” bilmeyenlerin; “lâ” sırrına ermeyenlerin, bol olduğu bir ülkede “nakle dayalı” “Arap İslamı’nın” da egemen olması çok doğal.
***
Evet… Haklısınız... Bedava, zahmetsiz, kapalı kapılar ardında, belirli mahfillerde, “vatan, millet, Sakarya!” edebiyatı yapmak varken, ne diye; “ağrımaz başımıza çaput dolayalım ki?”
***
Kendi beyinsel gücünü kullanamayan bir toplumun, kas gücünü kullanmasını hiç kimse yadırgamasın... Bunların, ölüler üzerinden siyaset yapmasını da ne yapsın?
***
Gelin bu ülkeyi; Zülfü Livaneli’nin tanımladığı, “Aynadan nefret eden ülke!” konumundan çıkartalım...
***
Önce bir kendi yüzümüze bakalım!.. 
Önce bir kendimizle yüzleşelim!..
Bakalım ne göreceğiz?

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV