banner87
22 Eylül 2018 Cumartesi

ORTADOĞU COĞRAFYASININ TARİHİNDEN KESİTLER

16 Nisan 2018, 07:31
Bu makale 369 kez okundu
ORTADOĞU COĞRAFYASININ TARİHİNDEN KESİTLER
ABDULKADİR YUVALI
Tarihi devirlerden beri ağırlıklı olarak ORTADOĞU olarak tanımlanmakta olan bir bölgeyle iç içe yaşamaktayız. Söz konusu bölgenin adını bile tarihi devirlerdeki güç odaklarının tayin etmiş oldukları söylenebilir. Zira Ortadoğu tabiri yanında; YAKINDOĞU, ÖNASYA olarak da tanımlanmıştır. Söz konusu bölge, insanlık tarihinin en eski devirlerinden beri günebakan çiçeğine arıların böceklerin musallat olduğu gibi güç odaklarının gözleri bu coğrafyanın üzerinde olmuştur.
İnsanlık tarihinde Ortadoğu coğrafyası, medeniyetin ilk ışıklarının yakıldığı haliyle de insanlık tarihinde atılmış olan medeni adımların öncüleri olmuşlardır. Nitekim eskiçağlarda Mısır, Mezopotamya bölgeleri gerek iklimleri ve gerekse o günkü dünya ülkeleriyle olan çok yönlü ilişkileri söz konusu olmuştur. Sümer, Akad, Babil devletleri ile Mısırda kurulmuş olan siyasi teşekkülleri kendi bölgelerinin sahipleri olmanın yanında komşu ülkeler ve özellikle de Anadolu ile yakından ilgilenmişlerdir.
Batı dünyasının, Ortadoğu’ya yönelik istila hareketinin bariz örneklerinden birisi de Roma İmparatorluğu olmuştur. Kısa süreli olsa da İskender’in seferleri ve daha sonraki süreçte Bizans İmparatorluğu zikredilebilir. Kısaca ifade edecek olursak insanlık tarihinde Ortadoğu coğrafyasındaki bir biri ardınca veya aynı dönemlerdeki medeni yükselişleri sömürgeci emelleriyle batı dünyasındaki hâkim güçler engellemişlerdir. Dünden bugüne batı dünyasındaki sömürgeci düşüncenin mucidi DİVİDE ET İMPERİUM yani PARÇALA VE YÖNET stratejisi ile Roma İmparatorluğu olmuştur.
Ortadoğu tarihinde İslamiyet’in doğuşu, Emevi ve Abbasiler dönemleri ile Ortadoğu’daki yükselişi ve takiben Selçuklular döneminde batı dünyası tarihinin karanlık dönemini yaşıyordu. Zira bir yanda kilisenin, insan ve toplum hayatının tamamını kontrol altına almasıyla batı dünyasında kiliselerin hâkim olduğu süreç, Feodalizm ile parçalanmış bir batı dünyasını MEZHEP SAVAŞLARI takip edecektir. Bu dönemde batı dünyası, Ortadoğu’ya yönelik din savaşları yani Haçlı Seferlerinde karşısında Türkleri bulacaktır. Nitekim Haçlı Seferleri, batı dünyasını zaman zaman Türk ilerleyişi yani Osmanlı döneminde de gündeme gelmiş ise de 17.Yüzyıla kadar batı dünyası Osmanlı karşısında hep ikinci planda kalmıştır. Çünkü 16.Yüzyılda Osmanlı coğrafyasında; Karadeniz, Adalar Denizi (Ege) iç denizi, Ak Deniz, Kızıldeniz ve Hazar denizi de kısmen Osmanlı iç denizleri olarak gösterilebilir. Böyle bir süreçte batı dünyasını ayağa kaldıran güç hiç şüphesiz, bilim,düşünce ve sanat alanında Rönesans ile inanç ağırlıklı yapılmış olan Reform hareketleri olmuştur.böylece Osmanlı Devleti’nde önce duraklama ve takiben gerileme süreci yaşandığı sırada batı dünyası bugünkü yükselişinin temellerinin atıldığı süreci yaşamıştır.
Batı dünyasının dünya hâkimiyetine giden yolundaki engel yakınçağ boyunca Osmanlı Devleti olmuştur. Çünkü Ortadoğu belki de tarihinin en huzurlu dönemlerinden birisini Osmanlı döneminde yaşamıştır. Bu yüzden yakınçağlar boyunca batı dünyasının emperyal hesaplarının önündeki engel Türkler olmuştur. Uzakdoğu’dan Hint Yarımadası (Babür Devleti),Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar Türklerin yönetiminde olmuştur.
Batı dünyasında adeta dinî hesapların da önüne geçmiş olan sömürgecilik zihniyetiyle Ortadoğu’daki Türk varlığına karşı adeta atası Roma İmparatorluğu’nun stratejisi olan DİVİDE ET İMPERİUM ile hareket etmiştir. Bu süreçte Ortadoğu’ya yönelik askeri hareketlerin yanında LAVRENCE zihniyeti ile harekete geçmiş ve Osmanlı Devleti’nin dağılma süreciyle de amaçlarına ulaşmışlardır. Bu yüzden Ortadoğu tarihinde 20.Yüzyılda, ağırlıklı olarak İngiltere, Fransa ve diğer devletlerin Ortadoğu yanında Afrika ve Uzakdoğu’ya yönelik sömürgeci politikalarında stratejileri aynı olmuştur.
Batı dünyasının biri biri ardınca insanlık tarihine armağanları olan BİRİNCİ VE İKİNCİ DÜNYA SAVAŞLARI sonrasında dünya ülkeleri büyük oranda İKİ KUTUPLU BİR SÜREÇ yani SOĞUK SAVAŞ süreci yaşamıştır. Bu dönemde batı dünyasının yeni patronu YENİDÜNYA adıyla ABD olmuştur. Artık Ortadoğu’nun zengin doğal kaynakları, Avrupa yerine OKYANUS ÖTESİ BİR GÜÇ OLAN ABD tarafından şekillendirildiğini görüyoruz. Yolun başında batılı devletlerin özellikle de İngiltere’nin hamiliğinde Ortadoğu’da kurdurulmuş olan İsrail’in yeni hamisi ABD olmuştur. Çünkü ABD’NİN  Ortadoğu politikasının şekillenmesini Yahudi lobileri mi yoksa ABD’NİN yüksek menfaatleri mi şekillendiriyor sorusu zihinleri kurcalamaktadır.
İsrail Devleti, batının şımarık çocuğu Yunanistan misali, kendisi için tehdit olarak gördüğü, Libya Lideri MUAMMER KADDAFİ ile Irak Devlet Başkanı SADDAM HÜSEYİN’İ kendisi için tehdit unsuru görmüştür. ABD’nin Körfez Savaşında, Irak Devleti ve haliyle SADDAM HÜSEYİN’İ, KİTLE İMHA SİLAHLARI kullanmakla suçlamıştı. Savaş sonrasında yani Irak ve Libya yerle bir edilmiş, siyasi olarak parçalara bölünmüştür. Daha sonra yapılan incelemeler sonrasında söz konusu KİTLE İMHA SİLAHLARI konusunun düzmece yani yalan olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde ABD’NİN, İran’a yönelik Nükleer Silah Üretme iddialarıyla koymuş olduğu ambargo sonrasında da böyle bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Bugün yaklaşık olarak yedi yıldan beri terör örgütlerinin hedefi haline getirilmiş olan Suriye, adeta küresel güçlerin silahlarının denendiği bir Ortadoğu ülkesidir. Suriye’nin bir diğer suçu da İslam ülkeleri arasında İsrail’in kendisi için tehdit unsuru gördüğü ülke olmasıdır. Dün IRAK VE AFGANİSTAN için kurulmuş olan EL-KAİDE terör örgütü her iki ülkede Müslüman görüntüsündeki İslam düşmanı olmuştur. Aynı filimi bu defa SURİYE’DE seyrediyoruz. Zira El-Kaide’den dönüştürdükleri İŞİD bahanesiyle yani İŞİD’LE mücadele yalanına dayanarak PKK terör örgütü yanında PYD/YPG örgütlerini doğurdular ve binlerce TIR KAMYONLARI ile taşınan silahları bu terör örgütlerine teslim ettiler. Türk Silahlı kuvvetlerinin El-BAB ve AFRİN harekâtıyla sergilemiş olduğu başarıdan rahatsız oldular. ABD, İSRAİL ortaklığına ESAD Suriye’de KİMYASAL SİLAH kullanıyor iddiasıyla AB ülkeleri, İNGİLTERE ve bazı sözde MÜSLÜMAN ülkeler…
SONUÇ: Dün İRAN’DAKİ Nükleer Silah, takiben Afganistan ve Irak’taki Kimyasal silah kullanma iddialarının sonradan doğru olmadığı bizzat batılı ülkeler ve ABD tarafından doğrulandığına göre bugün aynı SUÇLAMA NE KADAR DOĞRU OLABILIRABD, mezhep-etnik savaşlarla parçalanmış feodal bir İslam dünyası yani BOP hesabı içinde mi?
Saygılarımla.
 
 
 
 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV