banner87
15 Ekim 2019 Salı

POSTANE (1)

25 Haziran 2019, 09:48
Bu makale 284 kez okundu
POSTANE (1)
KADİR DAYIOĞLU
Kayseri kent tarihine bir not düşmek istiyorum... Biraz geriye götüreceğim, sizleri, Cumhuriyet’in ilk yıllarına, hatta daha da öteye… Bugün, Camikebir Mahallesi Eski Postane Sokağı ile Ulu Sokak’ın kesim noktasında ya da Bedesten’in Camikebir girişinde bulunan Hilmi Paşa Mescidi’nin batı karşısında, 1975 yılında yapılan, Kılnamaz İşhanı mevcut. Bu iş hanının bulunduğu yerde daha önceleri Kığlamazzâde Hacı Mahmut Ağaya ait bir büyük bir ev, büyük bir konak varmış.
 
Anımsarım; burası 1970’lerin ortalarına kadar oğul Tevfik Efendi ve onun oğlu Halil Efendi ev onun çocukları tarafından kullanıldı. Ev yıkıldı. Şimdi de torun merhum Mustafa Kılnamaz’ın (Kıyak Mustafa) yaptırttığı iş hanı olarak kullanılmakta.
***
Merhum Abimiz; öğretmen, o da merhum Şaban Balcığlu’nun kaynı biraderi olurdu. Bir dönem, İstanbul Radyosu’nda “tonmayster”lik yapan, Udi Tevfik Kılnamaz, Mustafa Abinin kardeşi…
***
Şaban Hoca’nın eşi, merhume Şerife Abla… İki oğlu ve iki kızı var. Oğullardan Mehmet, benim arkadaşım, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirmişti. Çok genç yaşta kaybettik… Diğer oğul Halil saatçi idi. Emekli oldu. Büyükleri, merhum Vehbi Ecer Hocamız’ın eşi İnci ve Demet
 
Şaban Hoca çok cins adamdı. Sevilen, sayılan birisiydi. Çok “küfürlü” konuşurdu. Ama lafı kimseye dokunmazdı… “Küfrü” yiyen adeta zevk alırdı. Lakabı da “Deli Şaban!” idi…
 
Eşimin, Aydınlıkevler’den kapı komşularıydı. Aynı zamanda Aydınlıkevleri İlkokulu’nun da Başöğretmeni… Okulun yapımında çok emeği geçmişti… Zaten okulu da sakinler yaptırtmıştı. Aynı zamanda Din Derslerine de gelirmiş, eşimin. Bizim de, Sümer Ortaokulu’nda el işi derslerimize gelirdi. Babamın da arkadaşı olurdu.
***
Eski evin, doğu cephesinde “Eskipostane Temiz Han” varmış. Daha sonra otel oldu ve “Eski Postane Oteli” olarak 1970’li yılların başına kadar hizmet verdi. Oteli iyi anımsarım…
 
Evin, Eski Postane Sokağı’na bakan cephesinde mesken olarak kullanılan kısmına büyük bir kapıdan girilirdi. İşte burası, Cumhuriyetin döneminde, uzun bir süre PTT idaresi tarafından, postane ve telgrafhane olarak kullanıldı. Bir kısmında da mâlikler otururdu.
 
Hacı Mahmut ağanın Torunlardan merhum Mustafa Kılnamaz’dan aldığım bilgiye göre bu evin zemin kısmında dört ahır ve bir samanlık varmış. Ahırlarda, posta arabalarında kullanılan atlar kalırmış.
 
Sözgelimi; Ankara cihetinden gelip Sivas cihetine gidecek posta arabaları buraya gelir; at, araba değiştirilir ve yeni ulaklarla yola devam edilirmiş. Üst katta malzeme, “maniple” (Telgraf) odası, büyük oda ve müdür odası bulunmaktaymış.
 
Burayla ilgisi var mı, bilmiyorum. “1927-1928 Devlet Salnâmesi”’nde Kayseri Merkez posta müdürü Hamdi Bey’in ön isminin de Ahmet olduğunu görmekteyiz. Bir de Hüseyin Cömert tarafından hazırlanan “19. Yüzyılda Kayseri” isimli eserde Vezirhanı Sokağı’nda bir “postahane”den söz ediliyor. Burası ile benim anlattığım yer arasında bir ilişki var mı? Onu da bilemiyorum. Ama aynı muhit…
***
Her gün posta gelir ve gidermiş. Postası gidecekler buraya kadar gelir teslim edermiş; gelecek olanlar da postalarını buradan alırmış. Yani, mahalle mahalle sokak sokak posta dağıtılmazmış.
 
Bugün kullanılan Eski Postane Sokağı’nın imar görmeden önceki hâli, o tarihlerde (1950 öncesi olması gerekir) çıkmaz sokakmış ve ismi de Eski Postane Çıkmazı’ymış. Mustafa Abi söylemişti; halen bu sokak ismiyle gelen postalara rastlanmaktaymış.
***
Buranın sahiplerinden birisi de, babamın da Çırağı Mehmet Saçlı idi. Orada otururlardı. “Amemlerin” de komşuları olurlardı. Pederin yanında elektrik ustası olarak yetişti sonra Karayollarına girdi. Emekli oldu… Mehmet Abi’yi epeydir göremem. Hayata mı? Bilmiyorum. Bir özelliği de, yılmaz bir “devrimci” ve Mustafa Kemal muhibbi oluşuydu.
***
“Ecmain mahallesinde” gezdiğimiz yıllarda, yanında, Atatürk ve İsmet Paşa’yı eleştirdiğimde; “Kadir, Kadir ustamın kemikleri sızlar!”, derdi… O, haklıymış… Gerçekten, boşa geçen o yıllarıma yanarım!..
***
Bu vesile ile Saçlı’nın bir akraba ilişkisini de söylemekte fayda görüyorum. Kayseri’nin yetiştirdiği nâdir kıymetlerden, İstiklal Harbi şehitlerinden “Şehit Miralay Nazım Bey”’in yeğeni olurmuş. Yani, dayısıymış… Bunu da bana, onun da dostu, Eczacı Ünal Özkan söylemişti. Nazım Bey’in hayatı bir filime konu olur, hatırlatmak isterim. (Devam edecek)

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV