banner153
03 Haziran 2020 Çarşamba

Radyoda Kuran Okunur mu?

27 Mart 2020, 10:20
Bu makale 1156 kez okundu
Radyoda Kuran Okunur mu?
M.KEMAL ATİK
Radyoda Kuran Okunur mu? Aya Çıkılır Mı? Tartışmasına Hafız Ali Efendinin Verdiği Cevaplar
Ezanın Arapça okunmasına dair yasağın 16 Haziran 1950 Cuma günü kaldırılmasından 20 gün sonra, 5 Temmuz 1950 gün Diyanet İşleri Başkanı merhum A. Hamdi Akseki, Hafız Ali Güran ve Hafız Ali Osman Atakul ile birlikte Ankara Radyosuna giderek plağa Kur’ân-ı Kerîm okumuşlardır. Yapılan kayıt işleminden sonra Ramazanın 21’inde, 7 Temmuz Cuma günü Ankara radyosundan Hafız Ali Osman Atakul’un sesinden Kur’ân-ı Kerîm’in İsra Sûresi yayınlanmıştır. Bu tarihten sonra Ramazan ayı boyunca Pazartesi, Çarşamba ve Cuma akşamları saat 20.05 - 20.15 arasında on dakika süreli iki sayfa, diğer aylarda ise haftada bir defa Cuma sabahları radyodan aynı şekilde Kur’ân-ı Kerîm yayınları yapılmıştır.
Hafız Ali Osman Atakul o günü şöyle anlatıyor:
- …” Başkan Bey ile birlikte Ankara Radyosuna gittik. Başkan Bey ile Ankara radyosu müdürü de yanımızda olarak ses alma stüdyosuna girdik. İkişer sahife Kur’ân-ı Kerîm okuduk. Her ikimizin okuyuşları da başarılı bulundu. İlk gün ben okudum, ikinci gün Ali Güran Hocam okudu.”
Radyoda Kur’ân-ı Kerîm’in okunmaya başlaması dindarlar arasında ihtilafı da birlikte getirdi. Bazı diz adamları “radyoda türkü söyleniyor, şarkı söyleniyor, ahlaksızlığın yaşandığı yerde Allah kelamı okunmaz, hem mikrofon bidattir, dinde böyle şeylere kapı açılmaz” gibi halkın zihnini karartan konuşmalar ve fetvalar veriliyordu. Öyle ki Konuyla ilgili Merhum Ali Rıza Sağman Hoca 1950 yılında Hazreti Kuran Radyoda Okunabilir mi? Eserini kaleme almıştı.
 Ayrıca “Aya”çıkılır mı çıkılmaz mı? Soruları O yıllar gündemden hiç düşmüyordu. Amerika ile Rusya arasında yoğun propaganda da yapılıyordu, önce Amerika çıkacak, komünizm bunu başaramayacak şeklinde gündemde tutuluyordu. Konu Müslümanlar arasında da tartışılıyordu. Öyle ki din adamları da bu konuda sözler söylemeye başlamışlardır. Onlardan bazıları şöyle diyorlardı: “Aya çıkılmaz, o bir nurdur, ona yaklaşılmaz ve Allah’ın lanetine uğrarlar”. Bazıları daha da ileri giderek “Aya çıkılacağına inananların karıları boş olur” diye fetvaların veriyorlardı. Özellikle Türk köylerinde Hafız Efendiyi ziyarete gelen insanlar bu sorulara cevap vermesini istiyorlardı. O bu sorulara şöyle cevap veriyordu: “Din adamları geçinen bu insanlar akıllarını hapse atmış kimselerdir. Kur’an’ı ilimle, fen ile karşı karşıya getirmek istiyorlar. Kura’an ilimden yanadır, ilme teşvik eder,  ilmin ulaştığı zirveye asla karşı gelmez. Ama dinin yorumcuları olan kimseler dini kendi tekellerine alarak Kur’an’ı bir masal kitabı olarak algılanmasına sebep oluyorlar. Din adamı ve din hizmetleri konusunda görev almış kimseler bilgisizce, cahilce halkı yanlış yollara, hurafeye ve geriye götürmemelidir. Din adamı yaptığı hizmetin Kur’an’a, Sünnete, akla, ilme ve ahlaka uygun olması kadar çağın ulaştığı değerlere de uygun olması gerekir.” (Devam Edecek)

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV