banner153
banner159
04 Temmuz 2020 Cumartesi

SARIKAMIŞ VE SONRASI

13 Ocak 2020, 09:32
Bu makale 880 kez okundu
SARIKAMIŞ VE SONRASI
KEMALETTİN TEKİNSOY
1914 Aralık ayı ile 1915 Ocak ayında gerçekleşen Sarıkamış harekâtı Birinci Dünya Savaşı'nın kırılma noktalarından birisidir. 1914 yılında dönemin Başkomutan vekili Enver Paşa, daha önce kaybedilen yurt topraklarını geri almak ve kendisinin de psikolojik olarak çok ihtiyacı olan çarpıcı bir zafere imza atmak üzere Sarıkamış harekâtına girişti.
 
Harp Akademisi'ndeyken strateji ve taktik dersleri aldığı hocası Hasan İzzet Paşa Sarıkamış harekatının kış aylarında başlamasına şiddetle karşı çıkmış bunun üzerine Enver Paşa "Hocam olmasaydınız sizi idam ettirirdim" diye karşılık vermişti.
 
*****
Tarihe hazin bir sayfa olarak geçen Sarıkamış'ta çoğu düşmana bir tek kurşun dahi sıkamayan 90 bin asker dondurucu soğuk ve salgın hastalık sonucu can verdi. Enver Paşa'nın Sarıkamış'ta neredeyse bile bile yok olmaya götürdüğü kolorduların akıbetini halk, ancak savaş bitip düşmana esir düşen askerler Sibirya'dan dönünce öğrenebildi.
 
Enver Paşa, Sarıkamış dramının halktan gizlenmesi için elinden geleni yapacak, savaş yılları boyunca cephelerdeki yenilgileri, uydurma zafer haberlerine dönüştürecek ve sürekli propaganda yaptırarak halkın gözünde bir kahraman olmayı başaracaktı. Oysa ki Enver Paşa'nın serüvenci ve talihe güvenen tüm girişimleri hüsranla sonuçlanmıştı.
 
1914 Aralığında Kafkas cephesini tutan kolorduların tamamının Sarıkamış'ta soğuğa teslim edilmesi, Rus ordularının önünde Anadolu'nun kapılarını sonuna kadar açmıştı. Ruslar Sarıkamış faciasından tam bir yıl sonra, 1916 Şubat’ında çok ağır kış şartlarında doğu yönünde Anadolu’nun bekçisi ve aşılmaz olarak kabul edilen artık neredeyse savunmasız durumdaki Erzurum’a saldırdı.
 
*****
Anadolu yollarını bin yılı aşkın bir zamandır korumuş olan Erzurum garnizon kenti, yüksek dağlarla çevrili tenha bir yaylada tek başına durur. Acımasız soğuğu bazen eksi 40 derecenin altına düştüğünden bugün bile kış aylarında ziyaretçisi azdır. Her kış açlıktan çılgına dönmüş kurtlar yiyecek bulmak umuduyla dağlardan inerek kentin dış mahallelerinde dolaşır. Kış çok uzun sürer. Kar, ekim ayında yağmaya başlar ve Nisan ayına kadar kalkmaz. Kar kalınlığı bazı yerlerde 1,5–2 metreyi bulur. Bu çetin şartlarda yaşayan insanların da olağanüstü dayanıklı olmalarına şaşırmamak gerekir.
 
Buradaki Türk askerleri de sıfırın altındaki derecelerde savaşmaya alışkındılar. Tabii ki buradaki Türk birliklerinin pek çoğu önceki kış Enver Paşa’nın Sarıkamış’ı almak ve sancağını Kafkasya’ya dikmek için gerçekleştirdiği felaketle sonuçlanan seferden sağ kalanlardan oluşuyordu. Rusların Erzurum’u kuşattığı 1916 Şubatında bu önemli Osmanlı kenti, düşman kuvvetlerinin gelebileceği geçitleri ve yolları kontrol eden, dağların arasındaki stratejik noktalara yerleştirilmiş bir düzine kadar savunma mevzisi tarafından korunmaktaydı.
 
*****
Rusların Erzurum’a ve oradan da İstanbul’a ilerleyişinin aslında ilkbaharda yapılması tasarlanmıştı. Fakat müttefikler Çanakkale’den çekilince, 50.000 tecrübeli Türk askerinin doğuya gönderilme imkânının doğması, Rusların harekâtı erkene almasına sebep oldu. Kafkasya’da bulanan Rus başkomutanı Grandük Nikola daha fazla kaybedecek zamanı olmadığını düşündü ve planın erkene alınmasına karar verdi. Enver Paşa takviye kuvvetlerini getirmeden Ruslar acımasız kış şartlarında da olsa saldırıya geçmek zorunda olduklarını anladılar.
 
80.000 kişilik bir orduya ve stratejik planlara dayanan Rus saldırısı kuzey, güney ve doğu yönlerinden olmak üzere üç taraftan birden başladı. Savaştan önce Rus komutanlarından General Prejevalskiy yıllarca Erzurum’da askeri ataşelik yapmıştı. Orada bulunduğu süre içinde çok iyi Türkçe öğrenmiş, köylü kıyafeti içerisinde haftalarca bölgeyi dolaşmış, çevredeki savunma mevzilerinin güçlü ve zayıf yanları ile en uygun giriş yollarını tespit etmişti.
 
*****
Saldırı 11 Şubat 1916 da başladı. Bu, Türk birliklerinin beklediği bir saldırı değildi. Fakat kısa süre içerisinde toparlanarak inatla ve kahramanca çarpıştılar. Ayrıca kış savaş taktikleri konusunda uzmandılar. Savunma mevzilerinin önündeki açık arazide kazdıkları siperleri Rus askerlerinin 100 metre yaklaşıncaya kadar görmeleri mümkün değildi. Savunma mevzilerine yaklaşımı sağlayan yamaçlara döktükleri sularla dağları düşman askerleri için aşılmaz buz tabakaları haline getiriyorlardı.
 
Rusların da kendilerine özgü bir takım hileleri vardı. Tüm zorluğuna rağmen gece taarruzları gerçekleştiriyorlardı. Türk askerlerinin soğuktan donmamak için siperlerin içinde büzülüp birbirlerine sarılarak ısındıkları gece soğuğunda yaptıkları saldırılarla onlara zayiat verdirmeyi planlamışlardı. Böyle bir savaş için kendilerini iyi hazırlamışlardı. Beyaz kaputlar giydiklerinden karanlıkta, karlar arasında görünmeleri mümkün olmuyordu.
 
Yazar Philips Price, “Sessizce sürünerek savunma mevzilerinden birine 200 metre kadar yaklaşmışlardı ki, ansızın Türk siperlerinden tutulan bir ışıldakla fark edildiler. Korkunç bir ateş altında kaldılar ve iki saat içerisinde birliğin üçte biri imha oldu…” diye anlatıyor. Philips Price sadece Rusya’nın kutup soğuklarına alışkın olan askerlerle böyle bir saldırının gerçekleştirilebileceğini belirtiyor. Önceleri topları beden gücüyle dağlardan geçirmeye çalıştılar. Kısa süre sonra bunun mümkün olmadığı anlaşılınca toplar, teker teker sökülerek parçalar halinde sırtlarda taşındı. Soğuk acımasızdı ve 12–13 Şubat gecesi 2.000 Rus askeri soğuktan donarak öldü.
 
Rus öncü birlikleri saldırılarını sürdürürken Türk birlikleri toplanıp Rusları imha saldırısına geçmeden hemen önce asıl Rus birlikleri imdatlarına yetişti. İleri birliklere destek kuvvetlerinin ve topların dağ geçitlerini aştığı haberi ulaştı.
 
Aynı sırada Türk birlikleri komutanı, İstanbul’a, Enver Paşa’ya çektiği telgrafta, destek birlikleri bir an önce yetişmediği takdirde garnizon’un sonunun geleceğini bildiriyordu.
 
Erzurum’u ve savunma mevzilerini gören tepelere yerleşen Rus topçusu ağır bir bombardımana başladı. Silah ve asker bakımından kendisinden sayıca üstün düşman karşısında kalan ve bir destek imkânı bulunmayan Türk birlikleri direnmeye çalıştılar. Rus taarruzlarını tekrar tekrar geri püskürttülerse de sürekli bombardımanla, piyade ve süvari saldırıları sonunda bitkin düşerek dirençleri kırılmaya başladı. Bir top mermisinin mühimmat depolarına isabet edip patlatmasıyla Türk mevzilerinden ilki Rusların eline geçti. Ardından diğerleri de bir bir düşmeye başladı. Şehrin daha fazla dayanamayacağı anlaşılmıştı. Yine de sonuna kadar çarpışmaya devam ettiler.
 
15 Şubat’ta alevler içindeki şehrin havadan keşfini yapan bir Rus uçağı şehrin sokaklarında olağanüstü bir hareketlilik ve batıya doğru yol alan sivillerin uzun konvoylar oluşturduğunu bildirdi.
 
Birlikleri şehre en yakın olan General Prejevalskiy ertesi sabah bir kazak alayı ile birlikte şehre girdiğinde binalar alevler içindeydi ve sokaklar cesetlerle doluydu. Enver Paşa'nın Alman Genelkurmayının emirleri doğrultusunda Sarıkamış harekatında soğuğa ve ölüme teslim ettiği 90 bin Türk askerinin faturası Erzurum'un Rusların eline geçmesi ile neticelenmişti. Şimdi hedeflerinde Erzurum'un hemen batı sınırındaki Bayburt vardı.
 
Bu gün tarih bilincinden uzak, batının kör olası değerlerini yaşam gayesi haline getiren nesilleri gördükçe, bu vatan ve inançları uğruna şahadet şerbetini gözünü kırpmadan yudumlayan kahramanlara ne çok şey borçlu olduğumuzu yeniden hatırlatmakta yarar görüyorum?
Haftaya birlikte olmak dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV