banner153
23 Ekim 2020 Cuma

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

18 Eylül 2020, 07:12
Bu makale 1306 kez okundu
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
ŞABAN GÜNER
        Ortalama yurttaşlık bilgilerine sahip herkes, demokrasinin halkın kendi kendini yönetmesi olduğunu bilir.
        Demokrasinin ilk uygulandığı, çağlarda insanlar bir meydanda toplanıp kararlar alabiliyorlardı. Günümüz toplumlarında bu imkânsız hale geldi.
       Günümüzde halk seçtiği vekiller vasıtası ile yasama görevini yerine getiriyor. Hatta yasama organlarınca belirlenen heyetler yürütmeyi de üstleniyor.
        Seçimlere katılan siyasi partiler ve vekil adayları görüş ve düşüncelerini beyan ediyorlar. Kazanmaları halinde yapacaklarını anlatıyorlar. Seçmen de kendi düşüncelerine yakın adaylara oy veriyor.
        Peki, gerçekten bu böylemi oluyor? En azından böyle olması gerektiğini biliyoruz.
         Diyelim ki seçtiklerimiz sözünde durmadılar. Sadece iktidarı değil muhalefeti de kastediyorum. Yeni bir seçim gelinceye kadar bunları kim uyaracak? Yanlışa yanlış diyebilecek var mı?
        Hadi tek tek uyardık. Sesimizi kim duyacak? Tabi sesimiz duyulmayacak.
        Bu ihtiyaçtan dolayı ileri ülkeler, KATILIMCI DEMOKRASİ ye geçtiler. Artık, teklif, tenkit, istek ve takdir görevlerini sivil toplum örgütleri yapıyor.
       Bu önemli görevleri yapan kurumlar ve bu kurumların yöneticilerinin, öncelikle güvenilir olması gerekir. Güvenilir olmanın ön şartı ise tarafsız ve adil olmaktan geçer.
      Herhangi bir partinin arka bahçesi olmayı seçenler güvenilir olamaz. İdeolojisini ihtiyaçların, gerçeklerin ve aklın önüne koyanlara herkes, ön yargı ile yaklaşır. Karşı mahallede, sesleri hiç duyulmaz. Sadece, yandaşlarını alkışları ile avunurlar.
      Hızla irtifa kaybederler. Değişen iktidarlar, yeni sivil toplum örgütleri yaratır. Biri çıkarken diğeri düşer. Varsın çıksınlar, varsın düşsünler. Hiçbirine ne sevinir ne de üzülürüm!
       Benim kaygım, zedelenen demokrasi, ötelenen ihtiyaçlar ve bu milletin kaybedeceklerinedir.
        İyi niyetle yapılan eleştirilerin yanlış anlaşılmasınadır. Gencecik bir doktor çıkıp sağlık çalışanları, Pandemi ve salgın hakkında konuşuyor. Dinlemek yerine taşlıyoruz. Tabipler odası başkanı, bu konuları gündeme getirmeyecekte, kim getirecek? Onu dinlemeyecekte, kimi dinleyeceğiz?
       Dost dediğin sürekli alkışlamaz. Yanlışa yanlış der. Uyarır, çözüm önerileri getirir.
       Ama ne yaparsınız, bu güne kadar hep teslimiyetçileri ve peşin inkârcı sivil toplum kuruluşlarını görmeye alıştığımız için başka bir davranış biçimi aklımıza gelmiyor.
       Odanın üst kuruluşu ideolojinin esiri olunca bağlı oda ve başkanları da onların ateşinde yanıyorlar.
 
    
   

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV