banner87
20 Eylül 2019 Cuma

SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI İFTFRASININ PERDE ARKASI

21 Ağustos 2019, 09:56
Bu makale 228 kez okundu
SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI İFTFRASININ PERDE ARKASI
ABDULKADİR YUVALI
Yaklaşık olarak 40 yıldan beri ülkemizin gündemini işgal etmekte olan bir kuyruklu yalanın perde arkasındaki gerçekleri siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Yaklaşık olarak yarım asırdan beri batı ve yeni dünya ülkelerinin adeta ağız birliği etmiş oldukları bir seremoninin şahitleriyiz. İnsanlık tarihinin en uzun ömürlü siyasi teşekkülü olan Osmanlı Devleti, üç büyük kıta üzerinde yaşamakta olan farklı dil, kültür ve inanç değerlerine mensup onlarca halkı dini ve milli değerleriyle iç içe yaşamalarını sağlamıştır. Zira Türk Devlet Geleneği ve Hakimiyet Düşüncesinin gereği olarak sayıları yüzlerle ifade edilen Türk devletlerinin ortak paydasıböyle bir davranışı gerektiriyordu.
Osmanlı Devleti, Türk devletler zincirinin en güçlü temsilcilerinden birisi olarak yönetimi altındaki bütün halklara en geniş manada yaşama fırsatı vermiştir. Ancak Türklüğe ve İslamiyet’e karşı olan ülkelerin hedeflerinde daima Türklük ve İslamiyet olmuştur. Bunların başında Şark Meselesi olarak tanımlanan proje Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinden dağılma sürecine kadar zamana ve zemine bağlı olarak daima gündemde olmuştur. Emperyalist güçler, dağılma sürecindeki Osmanlı Devleti’ni önce gizli, takiben açıktan bölme, parçalama faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Böylece yüzyıllardan beri bulundukları coğrafyalarda tarihlerinin en huzurlu ve güvenli dönemini yaşamış olan halklar, münferit veya Balkan Savaşlarında olduğu gibi bölgedeki diğer unsurlarla birlikte isyan etmişlerdir. Söz konusu bu halkların hamileri de dönemin emperyalist güçleri olmuştur.
Ermeni çeteleri, Bulgarlar Tuna vilayetinde, Yunanlılar Pelopones’te bağımsızlıklarını ilan etmiş oldukları gibi Ermeniler de artık bağımsız devletlerini kurmaları gerektiğine inanıyor ve ilan ediyorlardı. Ermeniler, Rusya’nın desteğiyle hatta himayesinde Kafkasya ve Doğu Anadolu’da bu ideallerini gerçekleştirme hesabıyla hareket ediyorlardı. Ancak Ermeniler, çoğunlukta olmadıkları topraklar üzerinde hak iddiasıyla ayaklanıyordu. Azınlıkta oldukları bir coğrafyada emperyalist güçlerin desteğiyle devlet kurabilmeleri için öncelikli olarak yerli halkı yani Türklere yönelik akıl almaz bir katliam başlatmışlardı. Ermeniler, menfur emellerini gerçekleştirebilme konusunda, yüzlerce yıl bir arada yaşadıkları köylü, kentli Türk halkını yaşlı-genç, kadın-erkek farkı gözetmeksizin Kafkasya ve Doğu Anadolu’da Rusya’dan, Çukurova’da ise Fransızlardan her türlü destek-himayeyi görüyorlardı. Tıpkı günümüzde Suriye’nin Kuzeyinde bir terör devleti kurabilme adına teröristlere her türlü desteği vermekte olan ABD misali bir süreç yaşanmıştır. 1877-78 (93 Harbi) Savaşı’nda Kars şehrini işgal etmiş olan Rusların, Kars ve Tiflis şehirleri ağırlıklı olmak üzere bölgedeki yerleşim merkezlerine Ermenileri yerleştirmişlerdir. Bu uygulamaya rağmen Rusların yedi yıl sonra (1895) yapmış oldukları nüfus sayımına göre Kars şehrindeki Ermeni nüfusu %20 civarında idi. Bu yüzden Ermeniler, diğer yerleşim merkezlerinde %20 oranının çok altında idiler. Kafkasya ve Doğu Anadolu’da Rus kuvvetleriyle birlikte hareket etmiş olan Ermeni çeteleri, çoğunlukta olduklarını ispat hesabıyla kadınlar, çocuklar ve yaşlıları acımasızca katletmişlerdir.
Ermeniler, Çukurova’daki Fransız işgal kuvvetleriyle birlikte tıpkı Kafkasya ve Doğu Anadolu’da olduğu gibi katliamlar yapmak suretiyle bulundukları hemen her yerde çoğunluğu elde etmek için daha düne kadar bir arada ve barış içinde yaşamış oldukları Türk halkına yönelik tarihin kaydetmiş olduğu en acımasız katliamlarının müsebbibi olmuşlardır. Ermeniler, yıllar sonrasında yine Rusya’nın desteği ve himayesinde Karabağ’da çoğunlukta olduklarını ispat için savunmasız Azerbaycan Türklerine karşı tıpkı Kafkasya ve Doğu Anadolu’da işlemiş oldukları işkencelerin hemen hepsini uygulamışlardır. Hocalı katliamının sorumlularına itibar göstermişler hatta ödül olarak Cumhurbaşkanı bile seçmişlerdir. Hocalı katliamının sorumlularının uluslararası mahkemelerde yargılanmaları beklenirken ödüllendirilmiş olmalarının sebebi katliama maruz kalan insanların Türk olmalarıyla izah edilebilir diye düşünüyoruz.
Ermeni çetelerinin uygulamış olduğu vahşetin delilleri arşivlerde ve şehitliklerimizde olmasına rağmen Ermeni propaganda grupları aracılığıyla Müslümanlar Hristiyan kardeşlerimizi katletti, Anadolu’daki Hristiyan varlığını ortadan kaldırmak istiyorlar mealindeki yalanlarıyla Hristiyan dünyasının çok yönlü desteğini almışlar ve halen de almaktadırlar. Zira Ermeni propagandasının temel motifi bu husustu. Ermeni propagandasının bir müddet sonra etkisi azalmış hatta bıkkınlık verir hale gelmişti. Ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilere yapılan Holocaust’la birlikte Ermeni Diasporası konuyu Yahudi katliamıyla örtüşür halde yeniden piyasaya sürmek suretiyle kendilerinin yapmış olduğu katliamı Türklerin aleyhinde kullanma konusunda başarılı olmuşlardır. Bu dönemdeki Ermeni yalanlarının kaynağı arşivler yerine bizzat Ermenilerin kaleme almış oldukları hayali suçlamalar olmuştur. Nitekim suçlamanın failleri “Ben büyükannemden şöyle işitmiştim. Annem de bunları anlattırdı vb. söylemlerine kanat, kuyruk ve pervane takmak suretiyle tekrar Halkı Hristiyan olan ülkelere yönelik yalanlarını uçurmuşlar ve bu yöntemi sistematik hale getirmişlerdir.
Ermeni Diasporası, uluslararası düzeyde her türlü yayın organlarını kullanmak suretiyle başlatmış oldukları propaganda faaliyetlerini aralıksız olarak sürdürmektedir. Bu haksız ve tutarsız suçlamalar karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti; yerli ve yabancı arşivlerdeki belgelere ilave olarak Anadolu’daki yerleşim merkezlerinde bugüne kadar açılmış olan Şehitlikler ve konuyla ilgili olarak kaleme alınmış olan hatıralara rağmen haklı olduğunu duyurma konusundaki çabasını sürdürmektedir. Ancak kabullenmek istemediğimiz bir hususu siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Ermeniler, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinde dönemin emperyalist güçleri konumundaki Rusya, İngiltere, Fransa vb. ülkelerden almış oldukları çok yönlü desteklerle Kafkasya ve Doğu Anadolu’da çoğunlukta olabilme hesabıyla Türklere yönelik uygulamış oldukları vahşet ve katliamlarını her türlü araçları kullanmak suretiyle dünyanın gözleri önüne sermemiz gerektiği halde ısrarla SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI tabirini kullanmak suretiyle 40 yıldan beri savunma konumundan bir türlü kurtulamadığımızı da ifade etmek istiyorum. Bu yüzden SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI iftirasının perde arkasındaki ERMENİLERİN yapmış oldukları katliamları dünyaya duyurmamız gerektiğini düşünüyorum.
Saygılarımla.

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV