banner153
29 Şubat 2020 Cumartesi

TÜRK DEVLETLERİ BİRLİĞİ VE ORTAK TÜRK BAYRAĞI…

12 Şubat 2020, 09:16
Bu makale 1604 kez okundu
TÜRK DEVLETLERİ BİRLİĞİ VE ORTAK TÜRK BAYRAĞI…
ABDULKADİR YUVALI
Sovyet Sosyalist C. Birliği’nin 70 yıl boyunca uygulamış olduğu sömürgecidüzenin havlu atıp meydandan çekilmesiyle birlikte bağımsızlığına kavuşmuş olan on beş cumhuriyetin beşi tarihe Türk cumhuriyeti adıyla kaydedilmiştir. Türkiye 1990 öncesinde hemen her konuda gündeminde olmayan Türk dünyası gerçeğiyle tarihi bir buluşma şansını yaşamıştır. Türkiye, başta siyasi iktidarların gafleti, ufuksuzluğu ve bazı dış faktörlere bağlı olarak, fikri, fiili ve kurumsal manada gündeminden çıkartmış olduğu Türk dünyası gerçeğiyle yüz yüze gelmiştir. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve üst düzey yöneticiler ve Türklük bilimi ve düşüncesinin gönül insanları adeta bir bayram havası yaşamışlar ve böyle bir güzel ortama yakışan söylemlerine ve devlet hayatında özellikle eğitim ve kültür ağırlıklı birbiri ardınca değil aynı zaman içinde farklı şehirlerde ve birimlerde Türk dünyası merkezli bilim-kültür ve ekonomi temelinde faaliyetler yaşanmıştır.
Türk Cumhuriyetleri Kültür Bakanlarının ortaklaşa gerçekleştirdikleri toplantılardan birisi de 9-14 Temmuz 1993 tarihleri arasında Almatı şehrinde yapılmıştır. Bu toplantıda, Türk dünyası kültür ve sanat alanında işlevi dolayısıyla Türk Dünyası’nın UNESCO’SU olarak tanımlayabileceğimiz, Türkçe Konuşan Ülkeler Kültür ve Sanat Ortak Yönetimi kısa adıyla TÜRKSOY kurulmuştur. Türksoy, kurulduğu günden beri kültür diplomasisi yöntemiyle, Türk Cumhuriyetlerinin kültürel entegrasyonu sürecinde ulusal ve uluslar arası düzeyde faaliyetler sergilemek suretiyle; Türk toplulukları arasında yıllar süren ayrı kalmışlığın doğurduğu yabancılaşmayı ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerini sürdürmektedir. Böylece ülkemizde sınırlı çevrelerin haberdar olduğu Nevruz, Sabantoy, Manas, Abay, Mahdumkulu gibi ortak kültürel değerler, düzenlenen etkinliklerle tanıtılmıştır. Böylece aynı ocaktan çıkmış ve aynı kaynaktan beslenerek Anadolu’yu aydınlatmış olan Yunus Emre, Mevlâna ve Hacı Bektaş Veli gibi gönül dünyamızın önderleri de Türkistan coğrafyasındaki akrabalarıyla tanıştırılmıştır.
Türksoy’un, Türk Dünyası Kültür Başkentleri konulu önerisi, Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları’nın uygun bulmasıyla 2012 yılında Kazakistan’ın başkenti Astana şehrini Türk Kültürü Başkenti olarak ilan edilmiş ve yıllar itibariyle bu gelenek diğer cumhuriyetlerin şehirleriyle devam ettirilmektedir. Türk Cumhuriyetleri arasındaki söz konusu kültürel iş birliği, ülkelerimiz arasındaki siyasi ve ekonomik iş birliğinin artması konusunda önemli bir görev ifa etmektedir. Zira ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin en eski, en güçlü ve gerekli olanlarının başında Ortak Kültürel Değerlerimiz yer almaktadır.
Aslında Türk Dünyası dil bilimcileri, daha Sovyetler Birliği dağılmadan önce yapmış oldukları toplantılarda Türk Dünyası’nın 34 harfli ortak alfabesini de ortaya koymuşlardı. Türk Cumhuriyetleri arasındaki kültürel, ekonomik ve diğer mevzularda bazı üniversitelerimizde konuyla ilgili bir seri toplantılar yapılmış ve ilmi merkezli ciddi kararlar alınmıştır. Bunlardan birisi de,18-0 Kasıl 1991’de İstanbul’da Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde düzenlenmiş olan Çağdaş Türk Alfabeleri konulu toplantının sonuç bildirgesinde, Türk halklarının 34 harften oluşan Latin temelindeki ortak alfabeye geçmeleri gerektiği ifade edilmiş ve 34 harfli bir alfabe hazırlanmıştır.
Kazakistanlı dil bilimcisi Prof. Dr. Abdülveli Haydarov, ortak alfabe konusuyla ilgili olarak, Türklerin 1926 yılında Baku Türkoloji Kurultayında ortak alfabenin gerekliliğine işaret edildiğini ifade etmiştir. Nitekim Ankara toplantısı sonuç bildirisinde de Latin temelinde ortak alfabeye geçiş kararı alınmıştır. Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirve toplantısının dokuzuncusu Nahçıvan’da yapılmış, bu toplantının önemli kararlarından birisi de Türk Dili Konuşan Ülkeler İş Birliği Konseyi’nin kurulması konusunda alınmış olan karar olmalıdır.
Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nur Sultan NAZARBAYEV, rahmetli ATATÜRK ve Z.V. TOĞAN’IN ruhlarını şad edecek bir kararla başkent Astana şehrinde TÜRK DÜNYASI BİLİMLER AKADEMİSİ’Nİ kurmuştur. Nitekim Akademi ile birlikte TÜRK KÜLTÜR MİRAS VAKFI’NIN kurulması dolayısıyla Türk dünyasının geleceği ile ilgili olarak, Gençlerimizin birbirleriyle yakınlaşmalarını temin için dillerimizi, kültürlerimizi, genel olarak tüm Türk dünyasını öğrenmek ve tanımak için ortak çaba sarf etmeliyiz ifadeleriyle gençlerimize yönelik çalışmaları teşvik etmiştir. Ayrıca konuşması sırasında gençler arasında Türk Dünyası gibi önemli bir kavramın köklü bir şekilde yerleşmesi gerektiğine işaretle, bana göre, bu hususta önemli bir çalışma gerçekleştirdik. İfadesini kullanmışlardır. Bugün Türk Dünyası Bilimler Akademisi de TÜRKSOY misali Türk Cumhuriyetlerinin ortak kuruluşu olarak yeniden yapılandırılmıştır. Aynı şekilde Nahçıvan Zirvesi’nde alınmış olan karar gereğince, Türk halkları arasında iş birliği ve dayanışmanın pekiştirilmesi düşüncesiyle merkezi İstanbul’da bulunan Türk Konseyi kurulmuştur. Türk Konseyi, Türk halklarının karşılıklı olarak etkileşimi için uygun zeminlerin hazırlanmasına ve Türk devletlerinin uluslararası platformlarda ortak politikalar üretmesi yönündeki çalışmalarını sürdürmektedir.
Bişkek Zirvesi’nde alınmış ve uygulamaya konulmuş olan kararlardan birisi de Türk Dili Konuşan Ülkeler İş Birliği Konseyi’ni temsilen Türk Dünyası Ortak Bayrağı ile ilgili kararın alınmış olmasıdır. Türk Dünyası Ortak Bayrağı’nın, birlik üyesi ülkelerin bayraklarından renk veya simgeleri yansıtacak olmasıdır. Nitekim Türk Dünyası Ortak Bayrağı’nın zemin rengi Kazakistan bayrağı olacaktır. Ayrıca Kırgızistan bayrağından Güneşi, Azerbaycan bayrağından Yıldızı ve Türkiye Cumhuriyeti bayrağından da Hilal’i alınmak suretiyle hazırlanmıştır. Böylece Türk Dünyası Ortak Bayrağı, Türk Konseyi’nin üyesi konumundaki ülkelerin bayraklarını bir bayrakta uyumlu bir şekilde sembolize etmiş olacaktır. Türk tarihinde ilk defa 1920 yılında, Bolşeviklere karşı mücadele başlatmış olan Türkistan Milli Birliği Teşkilatı’nın 5-7 Eylül 1920 tarihinde Semerkant şehrinde gerçekleştirmiş olduğu II. Türk Kurultayı’nda Türkistan Milli bayrağının renkleri ve şekli kabul edilmişti. Böylece Türkistan Milli Birliği’nin 100 yıl önce kabul etmiş olduğu Türk Dünyası Ortak Bayrağı’nı bir asır sonra Türk Konseyi’nin hayata geçirmiş olması son derece anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bu ulvi düşüncenin temsilcilerini yürekten kutluyorum. Ancak atılmış olan adımlar, alınmış olan kararların özellikle de son yıllarda ortak dünyamızın gündeminde olması, aynı ilgi, alaka v e heyecanla hayata geçirilmesi ortak arzumuz olduğunu düşünüyor ve sevgili okuyucularımızla paylaşıyorum. Saygılarımla. Ayuvali48@gmail.com

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV
banner157