banner87
19 Ağustos 2019 Pazartesi

YAKIN TARİHİMİZDE YAŞANMIŞ, GÜNÜMÜZDE YAŞANMAKTA OLAN HADİSELERE DAİR BAZI KOMPLO TEORİLERİ

17 Temmuz 2019, 09:43
Bu makale 138 kez okundu
YAKIN TARİHİMİZDE YAŞANMIŞ, GÜNÜMÜZDE YAŞANMAKTA OLAN HADİSELERE DAİR BAZI KOMPLO TEORİLERİ
ABDULKADİR YUVALI
Yakın tarihimizde Osmanlı gibi bir dünya devletine yönelik İngiliz siyasetinin hedefine ulaşmadığı söylenebilir mi? Söz konusu İngiliz siyaseti, kendi çıkarları için tehlikeli gördüğü Almanya’ya karşı gözünü kırpmadan ikibüyük dünyasavaşıyla amacına ulaşmıştır. Ancak aynı İngiltere yani toprakları üzerinde güneş batmayan İngiltere,Uzakdoğu, Yakındoğu ve özellikle de Osmanlı Devleti’ne karşı geleneksel İngiliz siyaseti merkezli farklı stratejiler uygulamıştır.
 Burada İngiliz İmparatorluğu’nun, Osmanlı Devleti’ne yönelik uygulamaları değildir. Ancak Osmanlı Devleti’nin dağılmasında İngiltere çoğu zaman birinci sırada olmasına rağmen, Osmanlı topraklarında İngiliz ordusu yerine özel olarak yetiştirilmiş, dönemin Osmanlı yönetimine adeta dikte ettiriliyordu. Bu tip devlet adamları arasında akla gelen ilk isimlerden birisi, Osmanlı Devleti’nin Londra büyükelçisi iken, söz konusu yolla OsmanlıDevleti’nde ikinci adam yani günümüzdeki adıyla Başbakanlık yapmış olan Tanzimat Fermanı’nın mucidi Mustafa Reşit Paşa olmadığı söylenebilir mi?
Birinci Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı ordusu karşısındaki İngiltere’nin askerleri sömürgelerinden hatta birçoğu halkı Müslüman olan sömürge ülkelerinin çocukları idiler. Millî Mücadele’de Batı Anadolu hatta bütün Anadolu’nun işgali için görevlendirilmiş olan Yunanistan’ın; strateji, lojistik ve maddi desteği konusunda gündemde yine İngiltere olmuştur. Zira Yunan kuvvetlerinin geldikleri gibi gittikleri sırada Yunan devlet adamları ve generallerini sorguya çekenYunanistan değil, İngiltere olmuştur. Yunanlı yetkililerin cevaplarına gelince; evet para istedik verdiniz. Asker dedik gönderdiniz, Her türlü silah ihtiyacımızı karşıladınız. Ancak karşımızda asrın dâhisinin Türkler arasından (Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN) çıkacağı hesap edilmemişti, mealindeki vermiş oldukları cevaplarla kendilerini savunmuşlardır.
İngiltere’nin Uzakdoğu ve Yakındoğu politikalarıyla ilgili uygulamaları arasında en bariz örneklerden birisi de Hindistan politikalarıdır. Hint Yarımadası’nı yaklaşık olarak 550 yıl aralıksız yönetmiş olan Babür İmparatorluğu (Kurucusu Emir Timur’un torunu Babür Şah) anılan süre içinde bir tek Hint taşını Hindistan dışına taşımadan yani bu büyük coğrafyayı vatan olarak görmüş ve geleneksel Türk Devlet Düşüncesi merkezli olarak yönetmiştir. Ancak batı dünyasının emperyalist güçleri, geliştirmiş oldukları stratejilerle dünyanın değişik yerlerini sömürgeleştirmek suretiyle fabrikalarına ucuz hatta beleş hammadde, ürettikleri ürünlere Pazar ve nihayet Hıristiyanlık merkezli misyonerlik faaliyetlerine öncelik vermişlerdir. Babür İmparatorluğu’na karşı önce Portekizler ve takiben de İngilizlerin başlatmış oldukları savaşlar sonucunda bu büyük Türk Devleti sahneden çekilmiş ve yerini İngilizler almıştır. İngiltere, kendi topraklarından kat be kat büyük, ülkesindeki İngilizlerden sayıca hayli fazla olan Hint Yarımadası’na yönelik geleneksel politikası gereği burasını bir İngiliz Genel Valisi aracılığıyla yönetmiş ve kelimenin tam manasıyla sömürgeleştirmiştir.
Hint halkına yönelik son derece acımasız olan İngilizlerin Hindistan genel valilerine karşı halkın göstermiş olduğu hoşnutsuzluklar su yüzüne çıkmadan İngilizler, Hint soylularının (Racalar) çocukları arasından seçtikleri çocukları Londra’da açtıkları okullarda özel olarak yetiştirmişlerdir. Böylece buinsanlar, dış görünüşleriyle bir Hintli olsalar da iç dünyaları yönüyle İngiltere’nin temsilcileri olarak eğitilmiş, yetiştirilmişlerdir. Böylece İngiltere, Hint halkının beyaz vali istemiyoruz mealindeki tepkileri karşısında adeta alın size Hintli vali dercesine dış görünüşüyle Hintli, gerçek manada İngiltere’ye hizmet için özel olarak eğitilmiş yeni valilerce bir müddet daha yönetilmiştir.
Batı Dünyası, 19.Yüzyıl sonlarıyla 20 Yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’ne karşı Şark Meselesiadıyla geliştirmiş olduğu politikalarını birbiri ardınca gündeme taşımıştır.Nihayet Osmanlı Devleti, Kuzey’de Rusya, batılı ülkeler ve onların organize etmiş olduğu Balkanlardaki siyasi oluşumlarla (yakın zamanlara kadar Osmanlı eyaletleri) yapmış olduğu Balkan ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında siyasi hayatı sona ermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa kemal ATATÜRK döneminde batılı ülkeler ve haliyle İngiltere’nin Ortadoğu’nun zenginlik kaynaklarına yönelik politikalarında karşılarında Mustafa Kemal ATATÜRK ve Türk halkını bulmuşlardır. Adı geçen dönemde İngiltere’nin başka bir ifadeyle majestelerinin Anadolu valileri etki ve yetki sahibi olamamışlardır. Yani 20. Yüzyılda İngiltere ve 21.Yüzyılda ABD’NİN Türkiye üzerindeki hesapları tutmamıştır. Zira Türkiye Cumhuriyeti Devleti; askerî, idarî, eğitim ve üretim konusunda bizzat kendisinin kurucusu   olduğu kurum- kuruluşlar merkezli yönetilmiştir. Ancak bu kurumlar milli olmaları yanında çağdaş yani çağın ihtiyacına cevap verebilecek türde akıl, bilim ve tecrübe merkezli kurumlardı.   Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti kuruluş döneminde kelimenin tam manasıyla milli bir politika izlemiştir. Anılan dönemlerde ne İngiltere ve nede o dönemlerde İngiliz çırağı konumundaki ABD’NİN ülkemiz üzerinde etkili olduğu söylenemez.
Bu yüzden ülkemizdeki bazı çevreler, sömüremedikleri manevi hayatımız, bazıları da bölgesel manadaki istismarlarını yapamadıkları için kendilerine göre haklı olarak Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve haliyle Türkiye Cumhuriyeti’ne (T.C) karşı kirli hesaplarını daha sonraki dönemlerde özellikle de çok partili dönemle birlikte gündeme taşımışlardır. İşte bu dönemde İngiltere eski huyundan vazgeçmediği gibi daha da   geliştirmiş olduğu yöntemlerle halkımızın tabiriyle yumuşak diken misali çirkin yüzünü göstermiştir. Buradan hareketle ülkemizde, ATATÜRK dönemi sonrasında İngiliz Majestelerinin temsilcileri, İngiltere’de almış oldukları eğitim yanında görmüş oldukları iç ve dış desteklerle siyaset arenasında arz-ı endam eylemişlerdir. Ülkemizin gündemine adeta bir tür kurtarıcı görüntüsüyle çıkmış olan bazı siyasi çevreler ve onların temsilcilerinin dünden bugüne atmış oldukları adımlar ve uygulamış oldukları siyasetlerine şahit olacağımıza dair emarelerin olmadığı söylenebilir mi? Sorumuzun cevabını daha sonraki yazılarımızda gündeme taşırken, ABD’NİN de ağırlıklı olarak 1950 sonrasında yaşamış olduğumuz ve halen yaşamakta olduğumuz  siyasi, ekonomik ve sosyal hadiselerle ilgileri konusunu bazı komplo teorilerini paylaşmak istiyorum. Saygılarımla.  Ayuvali48@gmail.com 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV